Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla kamuoyuna tanıtılan "Gençliğin Üretim Çağı" (GÜÇ) programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Işıkhan, programın Türkiye'nin üretim kapasitesini artıracağını ve küresel rekabet gücüne önemli katkılar sunacağını vurguladı.
Projenin gençler için gelecek vizyonu oluşturacak şekilde titizlikle tasarlandığını belirten Bakan Işıkhan, GÜÇ programının Türkiye'nin istihdam hamlesinde yeni bir dönemi başlattığını ifade etti.
"Hedefimiz nitelikli ve kalıcı istihdam"
Programın temel amacının gençleri iş gücü piyasasına sağlam temellerle kazandırmak olduğunu kaydeden Işıkhan, "Çalışma Bakanlığı olarak bu projeye başlarken gençlerimizin gelecek vizyonuna önemli katkılar sağlayacak bir yapı tasarladık. Gençlerimizin kalıcı, kayıtlı ve nitelikli istihdam içerisinde yer almasını sağlamak bizim en önemli hedefimizdir. GÜÇ programı, gençliğe holistik yani bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşan, eğitimden istihdama, stajdan ilk işe giriş sürecine kadar her aşamayı kapsayan bir projedir." ifadelerini kullandı.
Gençlere yönelik sunulan hizmetlerde ve kamu anlayışında köklü bir değişikliğe gittiklerine dikkati çeken Işıkhan, "Gençler bizim geleceğimiz" söylemini güncellediklerini belirterek, "Biz bunu biraz daha ileriye taşıyor ve 'Gençler bugünümüzdür' diyoruz. Çünkü bugünden başladığımız takdirde gençlerimizin gelecek vizyonuna ve hedeflerine gerçek anlamda katkıda bulunabiliriz. GÜÇ programını başlatmamızdaki en önemli etkenlerden biri de bu kamu anlayışı değişikliğini yaratmaktır." diye konuştu.
5 ana başlıkta kapsamlı destek
Programın ayrıntılarının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 5 proje başlığı altında açıklandığını anımsatan Işıkhan, meslek liselerinden üniversitelere kadar geniş bir yelpazede gençlerin yeteneklerini doğru zamanda ve doğru alanlarda değerlendirmek için çaba harcadıklarını bildirdi.
GÜÇ sloganıyla hayata geçirilen bu istihdam hamlesinin, gençlerin potansiyelini doğrudan üretime dönüştüreceğini sözlerine ekleyen Bakan Işıkhan, şöyle devam etti;
Enerjisini, üretim gücünü, var olan niteliğini hayata geçirmek, harekete geçirmek... Burada aslında bu programda dinamizmi yakalamak çok önemli. Ve kamu kurumlarını da gençlerimizin bu enerjisine, dinamizmine ayak uyduracak şekilde yeniden kurguladık. Bazen gençlik kamu kurumlarının önünde olabiliyor, bazen geride kalabiliyor. Biz bunu fark ettik ve gençlerimizin yanında olmayı, her zaman onlara destek vermeyi bir ilke olarak benimsedik. GÜÇ programı da aslında bu temel başlangıç noktalarından başladığını söyleyebiliriz. Bu bizim için çok önemli; üzerinde yaklaşık 6 aydır çalıştığımız bir projeydi. Bugün de Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın katılımıyla kamuoyuna paylaştık. Aynı zamanda gençlerimiz için şu an ekranları başında TRT Haber'de bizi izleyen gençlerimiz ve onların ailelerinin de biraz kulak kabartmalarını istirham edeceğim. Çünkü artık gençlerimize yönelik farklı bir döneme doğru gidiyoruz. Değişim çağı diyoruz, GÜÇ üretim çağıdır. Artık gençlerimizi biraz daha fazla istihdama katmamız gerektiğini düşünüyoruz.
"Önemli olan insan gücümüzün niteliği"
Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonunda öncelikle üretim, yatırım, istihdam ve daha sonra büyüme hedefimiz vardı. Bu Türkiye Yüzyılı hedefimizin aslında gençlik ve istihdam boyutunu oluşturan çok önemli aşamalardan bir tanesi. Biz aslında Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında bu projeyi somutlaştırmış olduk. Tabii burada Türkiye Yüzyılı vizyonu derken sadece büyüme rakamları değil. Ya da işte fiziksel altyapı, donanımların artması, ihracatın artması değil. Önemli olan insan gücümüzün niteliği. İnsan gücümüzün niteliğini de iş gücü piyasalarımızın ihtiyaç duyduğu becerilerle mutlaka eşleştirmemiz gerekiyor. Bunu yapamadığımız takdirde orada bir boşluk ortaya çıkıyor. Siz meslek liselerinde eğitim veriyorsunuz ama iş piyasası bu eğitimi alacak, niteliğe dönüştürecek bir kapı açmıyor, pozisyon açmıyor. Bu yüzden eşleştirilmesi bizim için çok önemli.
Bunun yanında biraz önce söyledim, kamu kurumlarının o tembelliğini, ataletini de kırmış oluyoruz. Çünkü biz diyoruz ki gençlerimizin yanında olacağız. Sürekli Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmasında çok güzel bir noktaya değindi; hep gençlerle ilgili negatif, edilgen bir dil kullanıyorduk fark ettiyseniz. Artık gençleri bu edilgen yapıdan kurtarıp onları üretimin gerçek sahibi, asli aktörü haline dönüştürmemiz gerekiyor. Bizim en önemli hedeflerimizden bir tanesi bu. Ancak tabii bu beş projenin de kademeli olarak biz bunları planlarken gençlerimizin yaşına, pozisyonuna, eğitim durumuna bakarak planladık ve hedef grubumuz elbette bununla sınırlı olmayacak. Biraz sonra anlatacağım ayrıntılarını. Biz sadece burada Türkiye'nin üretim gücüne destek verecek bir kaldıraç gibi GÜÇ projemizi hayata geçirmeye gayret edeceğiz inşallah.
"Üretime gençlerimizi dahil edeceğiz"
(Usta-çırak kavramı) Kamu kurumlarında gerçekleştirdiğimiz örneğin İŞKUR Gençlik Programı ve İUP (İşgücü Uyum Programı) kapsamında bunu yapıyoruz. Esnek bir çalışma modeli uyguluyoruz ve kontenjanlarımızı kamu kurumlarımız, valiliklerimiz, belediyelerimiz, kaymakamlıklarımızın ihtiyaç duyduğu niteliklere göre belirliyoruz ve kontenjanları veriyoruz. Eğer biz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak esnek bir model uygulamazsak, uygulayamazsak bu bizim için ciddi anlamda risk ortaya çıkarır. Nasıl bir risk ortaya çıkaracaktır? İşsizlik oranımızın gittikçe artacağı bir vizyon olabilir. Bunu önlemek için de sürekli tek bir hedefimiz var; üretim, üretim ama bu üretime inşallah güçle birlikte gençlerimizi dahil edeceğiz ve artık hızlı tren gibi Allah izin verirse Türkiye Yüzyılı'nın aşamalarını hem vatandaşlarımıza hem de milletimize sunma fırsatı bulacağız inşallah.
Türkiye'de demografik bir dönüşüm söz konusu. Bu demografik dönüşümde kadınların doğurganlık oranı gittikçe düşmekte ve sahip olduğumuz genç nüfus potansiyelini belki bir 10 yıl sonra, 15 yıl sonra koruyamaz duruma gelebiliriz. Burada aslında GÜÇ programını biz hem bu demografik yapıda meydana gelen değişiklikler, nedir o da aslında bu dönüşümü gençlerde, genç iş gücünün azalmasını önleyecek, aynı zamanda ülkemizde farkındasınız yaşlı nüfus oranımız gittikçe artıyor. 15-64 yaş aralığında üretken nüfusun payı bakın; 2007'de %66,5 iken 2024 yılında %68'in üzerine çıktı. Aile yılı kapsamında elbette kadınların istihdama katılması öncelikli, ailenin korunması çok önemli ama bu noktada da doğurganlık oranlarının sabit kalması, eksiye düşmesi geleceğimiz açısından gerçekten büyük bir felaket olacaktır.
"Genç nüfusun azalması, üretime girecek gençlerin sayısının azalması demektir"
Ama biz bu demografik projeksiyonları görüyoruz ve buna göre de hareket etmek zorundayız. Bu bir risk midir? Risktir. Fırsat mıdır? Bu fırsatı ya biz olumluya çevireceğiz ya da olumsuz şekilde kalacak, bu da bizim Allah korusun hani genç nüfus oranımızın azalması ve üretime girecek gençlerin sayısının azalması demektir. Şimdi Batı Avrupa ülkelerinde; Almanya, Belçika başta olmak üzere istihdama girecek genç nüfus oranı o kadar az ki yok. Yani istese de bulamıyor. Ne yapıyor bu ülkeler? Yurt dışından yabancı iş gücüyle temin ediyor. Bu da bir yöntem ama kendi vatandaşımız, kendi gençlerimizin iş gücü piyasasına girmesi daha anlamlı, daha önemli.
"Staj desteğini büyük ölçüde genişletiyoruz"
Biraz önce söz ettim, bu beş projenin de belli kriterleri var elbette. Bir kere yaş, eğitim durumu ve iş gücündeki, istihdamdaki pozisyonlarına göre hedef grubumuzu belirledik. İlk olarak Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı ama çok kısa ifade etmek isterim; staj desteğini büyük ölçüde genişletiyoruz. Bu GÜÇ programı için önemli mali destekler ve programlar hazırladık. Bu çok önemli bizim için. Ve İŞKUR'un yürüttüğü staj portalı ve ulusal staj programını artık tek bir merkezden yöneteceğiz. Eskiden İnsan Kaynakları Ofisi'nin yönetmiş olduğu ulusal staj programı vardı hatırlarsanız, o İŞKUR olarak bize devredildi. Ve burada artık gençlerin rahat bir şekilde, kolay bir şekilde staj yapma fırsatlarını açmamız gerekiyor. Çünkü genç arkadaşlarımız bir iş tecrübesine sahip olmak zorundalar. Nasıl olacaklar? Bir iş ortamına girerek. Biz bu açıdan stajı ve iş başı eğitimleri çok önemli görüyoruz.
"Staj bulamyorum mazeretini ortadan kaldıracağız"
Burada özellikle staja gönderdiğimiz çocukların da aslında ücret ve prim maliyetlerini devlet olarak biz karşılıyoruz. İşverenlerimizin, gerek kamu gerek özel sektörün kapılarını açmalarını bekliyoruz. Zaten zorunluluk var bazı kamu kurumlarında. Bu yüzden gençlerin de artık "staj bulamıyorum" mazeretini ortadan kaldırmış olacağız. Ve gençlerimizi meslek liselerinin son sınıfındayken, meslek yüksekokullarının son sınıfında ya da üniversitenin son dönemindeyken staj yerleriyle buluşturacağız. Orada deneyime sahip olacaklar. En büyük avantajı da şu olacak: CV'lerinde "Uzay Sanayisi'nde, ASELSAN'da, ROKETSAN'da çalıştım" diye yer alabilecek. Bu bizim için çok önemli. Bunun için de 26 milyar lira kaynak ayırdık.
Geleceğin Mesleği Programı
Özellikle meslek liselerinin ve meslek yüksekokullarının son sınıfında bulunan öğrencileri biz hedef grup olarak aldık. Burada özellikle iş ve meslek danışmanımız var, 4.900'e yakın iş ve meslek danışmanımızla birebir eşleştireceğiz. Şunu hedefliyoruz: Bağlantıyı koparmamak. Gençler son sınıftayken iş ve meslek danışmanları bu gençlerle iletişime geçecek. Alacaklar bunları iş piyasasına, kariyer fuarlarına götürecekler. Aileleriyle birlikte diyeceğiz ki: Şurada çalışacak. Yani artık şu anlayış o kadar önemli ki; hani kamu personeli olmak, memur olmak elbette önemli ama özel sektörde gençlerimiz için inanılmaz ama inanılmaz iş fırsatları var. Yani yüksek teknolojinin kullanıldığı fabrikalarda artık hani eskiden yağdır vesaire, çamur içinde değil; gençlerimiz pırıl pırıl robotun düğmesine basarak bir otomobilin üretimindeki bölümü tamamlıyorlar. Ve devlet memurlarından daha fazla bir maaşa sahip olabiliyorlar. Bu yüzden "Geleceğin Mesleği" programı bizim için çok önemli. Burada da 3 yıl içinde tabii, 750 bin gence ulaşmayı hedefliyoruz. Burada bireysel kariyer rehberliği sunuyoruz, CV hazırlama ve işverenlerle bir araya getireceğiz. Kariyer fuarlarımız olacak. İnşallah bu projemizi de 81 ili baz alarak, 7 bölgede illeri belirleyeceğiz ve orada gençlerimizle birlikte bu programların tanıtımını gerçekleştireceğiz.
NEET ve NIUP Programı
NEET dediğimiz grup ne eğitimde ne istihdamda bulunan grup. Bu yaş grubu 18-29 yaş aralığında bulunan gruba da İşgücü Uyum Programı'nın başına "N"yi ekleyerek "NIUP" programını hayata geçiriyoruz. Ve NEET nüfus oranımız gittikçe artıyor. Bu sadece bize özgü bir şey değil, dünyada da benzer bir durum söz konusu. Yani burada tabii ne yazık ki ne istihdama ne eğitime ne iş gücüne katılıyor bu gençlerimiz. Büyük bir atıl güç. Orta vadeli program kapsamında da atıl iş gücünün iş piyasasına kazandırılması yönünde talimatları var OVP'de. Biz de bakanlık olarak bunu baz aldık ve bu gençlerimize birebir ulaşacağız. 3 yıl içerisinde de 450 bin NEET dediğimiz, hiçbir üretimde istihdamda bulunmayan gence ulaşacağız ve bunlara cep harçlığı vereceğiz. Cep harçlığı ile birlikte yaklaşık olarak yani ayda 19 bine yakın, şu an rakamı belirledik, 19.250 liraya kadar bir ücret alabilecekler. Gençlerimizi evden çıkarıp fabrikalara, iş yerlerine, atölyelere getirmemiz ve iş başında üretime katmamız bizim en büyük başarımız.
İşe İlk Adım Programı
Devletimizin gençlerin yanında olması kadar doğal bir şey olamaz. Yani biz başka türlü nasıl destek vereceğiz bu çocuklara? Hani diyoruz ya "kimseyi geride bırakmama" ilkesi, sosyal devlet ilkemizin en önemli ilkelerinden bir tanesi. Gerçekten burada NEET önemli bir grup. 3 yılda da yaklaşık 108 milyar lira bütçe ayırıyoruz bu programa. En önemli programlardan, projelerden bir tanesi de gençlerin işe ilk giriş deneyimini kolaylaştırmak amacıyla "İşe İlk Adım" programını uygulamaya başlayacağız. Burada da özel sektörde yaş aralığı çok önemli. Siz dediniz ya kimler faydalanacak? İlk kez işe giren 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin asgari ücrete kadar olan desteğini, primlerini biz ödüyoruz. Devlet olarak bizler ödeyeceğiz. 3 yılda da inşallah 750 bin gencimizin istihdama kazandırılmasını hedefliyoruz. Burada ayırdığımız bütçe 215 milyar lira olacak.
6 ay boyunca işverenlerimizle şöyle çok hassas iletişime girdik çünkü sosyal diyalog kapsamında bu projenin tanıtımında TİSK, TOBB, MÜSİAD ve diğer TİM'e gittim. Özellikle birebir yönetim kurulu üyeleriyle görüştüm, projemizi anlattım ve burada destek vereceklerini söylediler. Ben tüm bu iş dünyamıza teşekkür etmek istiyorum. Kapılarını onlara açacaklar ve ama 6 ay çalıştıracaklar, tüm giderlerini biz karşılayacağız. Şimdi işveren olsanız siz bunu kabul etmez misiniz?
İŞKUR Kampüs ve Eğitimler
İşveren örnek veriyorum 100 çalışandan 60-70'ini istihdam ederse ki niteliğini görecek 6 ayda tanıyacak. Belki beğenmeyecektir bazıların işine son verilecektir belki ama en azından bir grup içerisinden kendi hedefine uygun bir kitleyi seçmiş olacaktır. Biz bunu kazandırıyoruz. Son olarak da İŞKUR Gençlik Programımız var. Özellikle kamu üniversitelerinde okuyan gençlerimize maddi destek, biraz cep harçlığı vermek amacıyla haftanın 3 günü üniversitelerin kampüslerinin içerisinde... Örneğin eğer Spor Akademisi'nde okuyorsa spor tesislerinde, kütüphanede, böyle gençlerimizi zorlayacak programlar değil. Kontenjanlarımızı ayırdık ve 1 ile 3 gün arasında çalışarak 19.250 liraya kadar maddi destek alabiliyor. Yalnız burada süre önemli; 10 ay boyunca bu desteği verebiliyoruz.
Sadece bu maddi destek yanında aslında NIUP'ta da İşe İlk Adım'da da bu tüm programlarda gençlerimizi öncelikle bir ay boyunca eğitime alıyoruz. İş sağlığı ve güvenliği konusu, CV hazırlama, kariyer planlaması, psikolojik anlamda kendini tanıma gibi testlerle gençlerimizin böyle bir eğitim almasını da sağlıyoruz. Finansal okuryazarlık dersleri veriyoruz örneğin. Gelecekte en çok ihtiyaç duyulacak alanlardan bir tanesi bu. Bu eğitimleri verdikten sonra diyoruz ki üniversitelerde ne var? Veterinerlik Fakültesi'nde ben bir öğrenciyim, oraya gidiyorum hocamın yanına gidiyorum, işte oradaki çiftlikte hayvanlarla birlikte destek veriyorum. Haftanın 3 günü çalışabiliyorum ve ayda 19.250 liraya kadar destek veriyorum. Çok iyi bir rakam aslında. Bazen eleştiri de alıyoruz "çok yüksek veriyorsunuz" diye ama biz gençlerimizin her zaman yanında olmamız gerekiyor. Çünkü öğrencilik döneminde okumanın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz.
"Gençlerimiz için kapsayıcı, bütüncül bir program hazırladık"
Ne kadar çok bileziğe sahip olsak, olabilersek aslında gençlerimiz için onu öneriyorum. Çünkü tek bir yetenek, tek bir beceri şu anki iş dünyamıza yeterli değil. Yani sadece İngilizce bilmek değil belki bunun yanında işte Rusça, Çince ve diğer dilleri bilmek gerekiyor. Ama bu programda, yani güç programından İşe İlk Adım'a, mesleki yönlendirmeden NEET gençlerimize kadar her aşamada gençlerimiz için kapsayıcı, bütüncül bir program hazırladık. Yani gençlerimizin ihtiyaçlarını... Elbette şöyle bir eleştiri de yapmamızda yarar var: Tüm gençleri belki hedef grubumuza almamış olabiliriz. İşte ilerleyen zaman içerisinde projemiz o kadar esnek bir yapıya sahip ki, örneğin tarımda çalışan gençlerimize biz destek vereceğiz. Tarımdaki üretimde bulunan gençlerin sayısı ne yazık ki az çünkü artık yavaş yavaş sanayi toplumundan... Şimdi herkes, yüzde 70 nüfusumuz büyükşehirlerde yaşıyor. E kim üretecek? Kim serada çalışacak? Toprağı kim işleyecek? Bu yüzden gençlerin üretime katılması noktasında da en önemli ihtiyaçları olduğunu söylüyorum. Sadece benim aklıma gelen... İnşallah bu kapsamda da destek vereceğiz inşallah. Bu açıdan bizim için bu program hayırlı oldu. Ama eğer gençlerimiz harekete geçmezse, aileler gençleri bize yönlendirmezler ise o zaman bu kadar ayırdığımız kaynak da boşa gidecektir.
Kaynak: Haber Merkezi