Stresten Nasıl Kurtuluruz?
Efsanelerin Yemişi
Göztepe’nin Hesaplarını Tunahan Bozdu
Linç Edilen Hekim ve Sessiz Çoğunluğun Feryadı
Teknolojinin Bizden Aldıkları
SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
Mesele doktor değil hala anlamadın mı?
MALAZGİRT ZAFERİNİ KUTLAMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?
Laik hutbe verelim
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞI VARDIR
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
İç sahada alınan net galibiyet
Rakamlarla Otomobil Piyasası
ERİNMEDEN
BASIN DİLİ
Türkiye jeopolitik konumu, küresel pazarlara yakınlığı dikkate alındığında; sahip olduğu avantajları, karşılaşabileceği ekonomik risklerden daha büyük olan bir ülkedir. Küresel yatırımcılar açısında bu gerçeklik aşikâr bir şekilde ortada dururken; Siyonist düzenin dayattığı politik tezlere karşı çıkması nedeniyle yıllardır ekonomik tecrite maruz bırakılmıştır. Çünkü Türkiye'nin bulunduğu bu coğrafyada yerleşik düzene karşı söyleyecek sözü olan, ekonomik olarak güçlü, bağımsız bir Türk devleti istemiyorlar.
Yıllardır ülkemiz aleyhine çalışan etki ajanı finansçılar vasıtasıyla ekonomik verilerimiz sabote edildi. Böylece uluslararası yatırımcıların önleri kesilerek dış kaynaklı doğrudan yatırımlar engellenmiş oldu. Türkiye karşıtları açıkça söylemeseler de sahip olduğu ekonomik potansiyelin farkındalar. Bunu da her fırsatta tekrar etmekten de geri durmuyorlar. Burada asıl önemli olan ülke içindekilerin bu gücün farkına varmalarıdır.
Ekonomik gücümüz için farkındalık oluşturmaya çalışmak; her şeyi güllük gülistanlıkmış gibi gösterip sorun alanlarını görmezden gelerek kafayı kuma gömmek değildir. Bir defa ister yönetim yanlısı olsun ister yönetim karşıtı; ekonomik veri analizi yaparken 100 milyar doların üzerindeki deprem maliyeti ve bir o kadar da yıllara sâri olarak EYT maliyeti dikkate alınmadan yapılan tüm yorumlar eksiktir ve ekonomik gerçeklikten uzaktır. Bunlarla birlikte 2025 yılı ve sonrasında karşımıza çıkması muhtemel başka risklerde vardır. Ekonomiyi derinden etkileyecek bu risklerin başında İhracat pazarlarındaki durgunluk nedeniyle oluşan talep daralması, küresel gerginliklere bağlı olarak petrol fiyatlarında oluşabilecek belirsizlikler, finansal piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle risk iştahının zayıflamasıdır.
Küresel kırılganlıkların birbirlerini tetikleyerek olası siyasi ve ekonomik krizlerin yaşanma ihtimaline karşı; Türkiye ekonomisinin direncini artıracak önemli iyileşmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmeleri başlıklar halinde sıralamak gerekirse;
+ Cari açığın yönetilebilir düzeye çekilmesi,
+ Enflasyonun kontrol altına alınarak artış hızının düşürülmesi,
+ Dış kaynak girişlerindeki artışa bağlı olarak maliyetlerin düşürülmesi,
+ Vergilendirilmeyen alanların kayıt altına alınması çalışmalarının başlaması,
+ Uzun bir aradan sonra merkez bankasının net rezerv pozisyonuna geçmesi,
+ Ekonomi politikalarının uluslararası normlara uygun hale getirilmesi,
+ Uluslararası Finansal kuruluşlar nezdinde güven ikliminin tesis edilmesi,
+ Kur korumalı hesapların (KKM) tasfiye sürecinin iyi yönetilmesi.
+Seçici kredi mekanizmalarının verimli alanlara yönlendirilmesi suretiyle, muhtemel risklerin daha kolay yönetilebilirliğine imkân sağlamıştır. Ülkemizin sahip olduğu ekonomik potansiyel, karşılaşacağı ekonomik risklerden daha büyüktür. Yapısal kırılganlıklardan kurtuldukça daha güzel günler göreceğiz.
Yeter ki; gücümüzün farkında olalım…
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
Carry Trade gibi yöntemlerle gelen sıcak para girişleri felakettir
Konut arz sorunu çözülmeden kira enflasyonu zor düşer
Eleştirin ama ekonomik veri cellatlığı yapmayın
Ülkemizin Kredi Risk Pirimi (CDS) oranlarındaki düşüş neden önemli?
Döviz, faiz ve enflasyon sarmalı birbirlerini besliyor
Sürdürülebilir ekonomik bir refahı sağlamak zorundayız
Haziran ayı enflasyon rakamları faiz indirimlerine alan açtı
Dolar uluslararası ödemeler sisteminde güvenilmez bir para birimi haline gelmiştir
Netanyahu küresel ekonomiyi sabote eden intihar komandosuna dönüştü