Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Toplumdaki dezavantajlı grupların yaşadıkları sıkıntıların çözümüne katkıda bulunacak her eleştiri kıymetlidir ve dikkate alınması gerekir. Ancak Türkiye'nin ekonomik problemleri; Kızılelmalarımızı kaybetmekten daha büyük değildir. Elbette ki emeklilerimizin, gençlerimizin, asgari ücretlilerin, küçük esnafın sorunları var ve bu sorunları görmezden gelmek için hiç kimse kafasını kuma gömmüyor göremezde. Çünkü bu ülkeninim ekonomik potansiyeli fiziki potansiyelinden çok daha büyüktür.
Dok değerli muhalif ekonomistler; eleştirin ama ülkemizin geleceğine dair insanlarımızın ve özelliklede gençlerimizin umutlarını mahvetmeyin. Kendi tezlerinizi haklı çıkarmak için ekonomik veri cellatlığı yapmayın. Asıl derdiniz eleştirmek değil; mevcut ekonomik sorunları kullanarak ülkemizin menfaati için "iyi olan şeyleri gölgeleme” çabasıdır. Tıpkı savunma sanayinde dünyanın hayranlıkla izlediği gelişmeleri önemsizleştirmek için; "Sınırlarımızda bize saldıran düşman mı var, bunca masrafa ne gerek var” dediğiniz gibi.
Ayrıca hem sınırlarımızda hem de sınır ötelerinde ülkemize açık ya da gizli bir şekilde düşmanlık besleyen birçok ülke var. Çünkü bulunduğumuz coğrafya dünyanın en stratejik bölgesindeki nadide bir mücevher gibidir. Son beş yıl içinde küresel ekonominin üzerinden silindir gibi geçen felaketler ve bunları sübvanse etmek için basılan karşılıksız dolarlar tüm gelişmekte olan ekonomilerin başına dolarizasyon belası olarak geri döndü. Piyasalardaki fazla dolarları emmek için yeniden uygulamaya konulan sıkılaştırılmış para politikaları ise hem faizleri yükseltti, hem de gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini maliyetleri artırdı. Haliyle Türkiye'de bu süreçlerden nasibini almış oldu.
Üstüne üstlük asrın en büyük felaketi olan depremin getirdiği yaraların sarılması için gerekli olan devasa büyüklükteki mali yüklerde işin ekstrası oldu. Açıkça söylemek gerekirse Türkiye dışında dünyadaki hiçbir devlet böylesine büyük bir yükle kolay kolay başa çıkamazdı. Özetleyecek olursak ülkemizin ekonomik verilerini eleştirenler sanki Türkiye'de hiçbir şey olmamış, büyük bir deprem felaketi yaşanmamış gibi davranıp eleştirme hazzının dayanılmaz konforunu yaşamaya devam ediyorlar. Açıkça söylemeseler de rahatsız oldukları şey Türkiye'nin resesyona girmemesi, enflasyon oranlarının giderek düşmesi, cari açığın azalması ve makro finansal istikrarın yavaş yavaş sağlanmaya başlamasıdır. Hiç kimse Türkiye ekonomisini küçülterek veri cellatlığı yapmasın. Ülkemizin ekonomik potansiyeli istatistiki verilerden çok daha büyüktür.
Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
Eko -Trump Ekonomi Yorumcularının Ayarlarını Bozdu
Fahiş Fiyatların Asıl Sebebi Tepkisiz Tüketicilerdir
Ekonomide yeni şeyler söyleme zamanı
Sömürge anlayışıyla büyüyen ekonomiler tek tek çökecek
Kontrollü kriz ekonomisi yeni normalimiz olacak
Ekonomik program tehlikede mi?
Türkiye enerji arz güvenliğinin merkezi olacak
Küresel Resesyon Kapıda