Stresten Nasıl Kurtuluruz?
Efsanelerin Yemişi
Göztepe’nin Hesaplarını Tunahan Bozdu
Linç Edilen Hekim ve Sessiz Çoğunluğun Feryadı
Teknolojinin Bizden Aldıkları
SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
Mesele doktor değil hala anlamadın mı?
MALAZGİRT ZAFERİNİ KUTLAMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?
Laik hutbe verelim
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞI VARDIR
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
İç sahada alınan net galibiyet
Rakamlarla Otomobil Piyasası
ERİNMEDEN
BASIN DİLİ
İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70'lerde,
İmalat sanayinde "yüksek teknolojiye dayalı” ürün ihracatında yüzde 5'lerde,
Küresel mal ihracatından aldığımız payda yüzde 1,08'ler civarında seyrederken;
İhracattaki artış ya da azalışları tek başına "kur hareketlerine” bağlayarak; dış ticarette konuşulması gereken asıl sorunların tartışma zeminden uzaklaşıyoruz. Coğrafyadan kaynaklanan stratejik avantajımızı, gelişmiş pazarlara olan yakınlıklarımızı, dinamik nüfus potansiyelimizin gücünü verimlilik ekonomisine dönüştürmeden; akşam kurla yatıp sabah kurla kalkmak kolaycı bir yaklaşımdan öteye geçemez.
Döviz kurları yükseldiğinde sevinen; döviz kurları düştüğünde matem havasına bürünen, ihracat teşviklerini yerli yerinde kullanmayan, her şeyi devletten bekleyen bir ihracatçı anlayışıyla bundan daha fazla ileriye gidemeyiz.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek 26.01.2024 tarihli sosyal medya hesabı X'te yapmış olduğu açıklamada ihracatla kur arasındaki ilişkiyi istatistiki verilerle net ve anlaşılır bir şekilde izah etmiş:
" İhracatın ana belirleyicisi yurt dışı talep olup kurun önemli bir etkisi yoktur. 2003-13 döneminde nominal sepet kur yıllık ortalama yüzde 3,3; reel ihracatımız yüzde 7,1 artmıştır.2018-23 döneminde ise kur yüzde 36,4attarken ihracatımız sadece yüzde 5 artmıştır. Dünya ticaretinden daha çok pay almak ve kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek ancak verimlilik artışı, inovasyon, yüksek katma değer ve markalaşma ile mümkündür. İhracatçılarımızı çok güçlü bir şekilde destekliyoruz desteklemeye de devam edeceğiz”
Sayın bakanın açıklamalarında da görüldüğü üzere ihracattaki artış ya da azalışlarda döviz kurlarının baskın bir etkisi yoktur. Asıl sorun yüksek teknolojiye dayalı ürün ihracatının istenilen seviyede olmaması, yüksek dış ticaret açığının bir türlü kapatılamaması, küresel mal ihracatından aldığımız payın mevcut potansiyelimizin altıda kalmasıdır.
255 milyar doları aşan yıllık ihracatın normal şartlarda toplumu rahatlatması gerekirken; ihracata dayalı büyüme modelinin toplumun tüm kesimlerine yansımamasının sebebi; ihracatın-ithalatı karşılama oranının hala yüzde 70'lerde seyrediyor olmasından dolayı, yüksek oranda dış açık veriyor olmamızdandır.
Sonuç olarak ihracatçılarımızın sürekli olarak yüksek kura odaklanmak yerine; yüksek teknolojiye, katma değeri yüksek ürünlere, Ar-Ge yatırımlarına odaklanması gerekir. İhracatçılarımızın mutlu olacağı "yüksek kur hedefi” dar gelirli insanlarımızın fukaralığını daha fazla artıracaktır…
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
Carry Trade gibi yöntemlerle gelen sıcak para girişleri felakettir
Konut arz sorunu çözülmeden kira enflasyonu zor düşer
Eleştirin ama ekonomik veri cellatlığı yapmayın
Ülkemizin Kredi Risk Pirimi (CDS) oranlarındaki düşüş neden önemli?
Döviz, faiz ve enflasyon sarmalı birbirlerini besliyor
Sürdürülebilir ekonomik bir refahı sağlamak zorundayız
Haziran ayı enflasyon rakamları faiz indirimlerine alan açtı
Dolar uluslararası ödemeler sisteminde güvenilmez bir para birimi haline gelmiştir
Netanyahu küresel ekonomiyi sabote eden intihar komandosuna dönüştü