SORMAZLAR MI???
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
HAYAT DEDİĞİMİZ
BİD’AT VE HURÂFELERİN KÖKENİNDE CEHALET VE İHANET YATMAKTADIR
Zorunlu Eğitimi Kaldırdıktan Sonra Ne Olacak?
YAZMA ESERLERİN İZİNDE: KONYA’DAN DÜNYAYA UZANAN BİR HAFIZA KÖPRÜSÜ
Hürmüz krizi doları vuruyor.
TÜRKİYE, SİYONİST HEGEMON EMPERYALİZME BARİYER
EN İYİ ARKADAŞIM
Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
YARGININ MUTLAK BUTLAN KARARI İLE CHP’NİN 80 YILLIK SÜREDE Batı’nın ÜZERİNE GİYDİRDİĞİ VESAYET ZIRHI ve ZİHNİYETİ PARÇALANIYOR
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Bundan iki yüz sonrası yaşansa tarih kitapları acaba bugün için neler derlerdi?
Sosyologlar, felsefeciler, kültür araştırmacıları hangi başlıkları atacaklardı tartışmalara…
Ben bir tanesini tahmin edebiliyorum Superego ve ego çorbası. Hem de soğuk!...
Abdullah Ensar'ın sevdiğim bir sözü var: "Kişinin lafı işinden fazlaysa ahmaktır.”
Ne çok pay çıkartır insan bu sözden kendisine. Tefekkür ile…
Çalışma yok, çaba yok ama herkes her şeyin uzmanı! Kocaman laflarla ülkeler kuruluyor, kıtalar keşfediliyor. Görülmemiş yerler anlatılıyor, yazılmamış besteler çalıyor kulaklarda.
Gönle dokunmayan cümleler, öğüt veren ama derde merhem olmayan kelimeler…
Ne çok şey yazıyor insanlar ne çok konuşuyor. İcraat belirsiz...
Yoo yo belirsiz değil. İcraatsız!
Her şey karmakarışık oldu.
Meşhur Pamuk Prenses masalındaki kandırıkçı cadı misali herkes.
Burnu uzayan Pinokyolar. Kırmızı başlıklı kızı yutan doyumsuz kurtlar.
Yıkımlar, yıkıntılar içerisinde bir kalp, büyüleyici lakırdılar fısıldıyor.
Nasihat veren herkes ibretli sözler konuşuyor.
Oysa geçmişte öyle miymiş?
"Ulema” denen sınıfla, belirli seçkin bir sınıfın hitaplarına itibar edilirmiş.
Öyle her önüne gelen ilgisi olmayan işlere muhatap olmazmış. Geçmiş şöyleydi böyleydi demek istemiyorum aslında ama; Ne güzelmiş be geçmiş...
Bir edep ölçüsünde, söze büyük bir saygı, söyleyene sonsuz hürmet varmış.
Sanırım geçmiş... Geçmiş ve gitmiş!
Hakikatten uzak ufuklardan önemsiz gibi görünüyor her şey...
Oysa belli ölçüleri olmalı konuşmanın. Her kafadan kendince bin hikmet çıkıyor.
Gençler hikmet sağanağının içinde kayboluyor.
Sonra tufanlar, sular seller alıyor asıl marifeti.
Diller acımasızca, sorumsuzca konuşuyor. Konu hakkında dersler veriyorlar.
Malumunuz, Hoca Nasrettin hekime gidince sorusu şu: "sen hiç bu hastalığa tutuldun mu?” Tüm tıp literatürünü bilmek ve pratiği elbette önemli.
Ama hastalık çekmeyen ne kadar, nereye kadar hikmet verecek?
Diller bülbül misali şakıyor, peki ya gönüller?
Gönüller ne alemde usta...
İşte bu çetrefilli ve uzun konunun sonu "Çok bilen çok yanılır” lafına kadar varıyor.
En iyisi şu sözlerle bitireyim bitmeyen meseleyi;
Muhakkak dil ifade eder, edecek te ama kalbimizle de duyabiliriz be... Duymalıyız!
Hiç yoktan denemeliyiz, ne kaybederiz hem kazancı da ekleyeceğiz ömrümüze.
Deneyelim ölmeden konuşmayı, ama çabaladığımızı, bildiğimizi konuşalım.
Haddimizi aşmadan paylaşalım…
Öğretelim tüm yüreklere…
Suskun kalmasın diller!
Konya’ya Bahar Geldi
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Efsanelerin Yemişi
Sessiz Tanık / Saatli Cami
Kommagene’nin Kalbi PERRE
Mehir’le Kurulan Yüz Yuva
Konya’nın Yüreğine Ateş Düştü
Tarsus’ta Bir Nefeslik Yol Hikayesi
Perdeler Anılar Kapılar
GÖKLERDE BİR DESTAN: KONYA’DA ANADOLU KARTALI-2025