KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Ocak Ayı Fiyat Artışları Enflasyonun Ateşini Yükseltti.
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
BAYRAK NEDİR?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
15 Aralık Dünya Türk Dili Günü Vesilesiyle
Bir milletin dili yalnızca kitaplarda, kürsülerde, şiirlerde yaşamaz.
Dil sokakta, çarşıda, pazarda, dükkân tabelasında, lokanta kapısında yaşar.
Eğer bir şehirde tabelalar yabancıysa,orada dil misafirdir, millet ev sahibi değildir.
15 Aralık Dünya Türk Dili Günü, artık bize sadece "Türkçe ne güzeldir” demeyi değil,
Türkçenin nerelerde susturulduğunu yüksek sesle konuşmayı emrediyor.
Bir milletin dili, sadece konuşma aracı değildir.
Dil hafızadır, kimliktir, medeniyettir.
Dil giderse, hatıralar gider. Hatıralar giderse, millet dağılır.
Bir milletin dili yalnızca konuşulan bir ses değildir. Dil, görülen bir yazı, duyulan bir sestir.
Eğer bir ülkede,Sokaklar yabancı tabelalarla dolmuşsa,AVM'lerde, dükkânlarda, kafelerde kulaklara yabancı diller çalınıyorsa,orada sadece dil değil, şuur da aşınmıştır.
15 Aralık Dünya Türk Dili Günü, artık bize şunu sormaktadır.Biz Türkçeyi yalnızca seviyor muyuz, yoksa gerçekten yaşatıyor muyuz?Bugün,konuşmalarımızda,çarşıya çıktığınızda, bir AVM'ye girdiğinizde, sahil bandında yürüdüğünüzde şunu görüyorsunuz:
Shop, Store, Market, Cafe, Bistro, Restaurant,Lansmana özel, Lounge, Concept, Center, Holding,Hotel,Motel,Beach,OutletMall,Plaza,Bazaar,Showroom,Retail,Wholesale,Dealer,Supplier,Restaurant,house,FastFood,Kitchen,vizyon,misyon,motto,Wellness,Fitness,Gym,Sport,Pilates Yoga Studio,Club,Event Hall,Organization,Party Music Hall,Live Music,DJ Club,Paradise,Palm Beach,Ocean,Sea Side,Coast Bay, vay,vay,vayyy.
Dükkânlarımızın, marketlerimizin, lokantalarımızın, fabrikalarımızın, iş yerlerimizin, hatta yerli sermayeli holdinglerimizin tabelalarının yaklaşık %60–70'i Türkçe değil.Konuştuğumuz güzel Türkçemizin her 9 kelimesinin 1 i yabancı kelime istilasında.
Özellikle Sahil şehirlerinde,Turizm bölgelerinde,Alışveriş merkezlerinde,Türkçe tabela azınlık durumuna düşürmüşüz.Türkçe tabelaya rastlamak neredeyse istisna hâline geldi.
Bu bir tesadüf olabilirmi yada tesadüf diye geçiştirmelimiyiz.
Bu, dilimize yönelmiş sessiz ama sistemli bir saldırıdır.
Bu asla masum bir tercih Değildir
Turist anlasın diye deniliyor.
Global marka deniliyor.
Çağın dili deniliyor.
Peki soralım:
– Fransa'da bir bakkal neden İngilizce tabela asmaz?
– Almanya'da bir lokanta neden Fransızca isim koymaz?
– Rusya'da bir market neden Türkçe yazmaz?
Çünkü onlar şunu bilir.Dil, egemenliktir.Biz ise egemenliği kullandığımız yabancı kelimelerden ve tabeladan teslim ediyoruz.
Bugün birçok,AVM'de,Zincir mağazalarda,Kahve hanede,Aşevi(lokanta) da,Türkçenin en güzel ezgileri,Türk musikisinin derinliği,Anadolu'nun türküleri varken,hiç kimsenin anlamadığı
İngilizce, Fransızca, Almanca şarkılar gün boyu çalınıyor.
Soralım:
– Bu müzikler kime hitap ediyor?
– Bu toprakların insanı ne anlıyor?
– Türkçe, neden arka fondan bile çekiliyor?
Bu bir müzik tercihi değildir.Bu, kültürel silikleştirmedir.
Anlamadığın Söz, Ruhunu Beslemez.Türkü sadece melodi değildir.Türkü, hafızadır.Şarkı, sadece ritim değildir.Şarkı, duygudur.Anlamadığın dil.Ruhuna dokunmaz,Hafızanda yer etmez,Kalbini beslemez.Gençlerimiz,çocuklarımız, saatlerce yabancı dilde şarkı dinliyor.
Sonra ne oluyor?
– Türkçe kulağı köreliyor,
– Ana diline mesafe koyuyor,
– Kendi kültürüne yabancılaşıyor.
Bu da en tehlikeli yozlaşmadır.Sessiz ve fark edilmeyen dil kaybıdır.Tabela + Müzik + Zihniyet,Tabela yabancıysa,müzik de yabancıysa,bu artık tesadüf değildir.Bu,bizden olanı geri çek,başkasını normalleştir anlayışıdır.
Oysa,Fransız, AVM'sinde Fransızca müzik çalar.
Alman, mağazasında Almanca şarkı dinletir.
Rus, sokaklarında Rusça'yı hâkim kılar.
Biz ise kendi ülkemizde,kendi dilimizi misafir hâline getiriyoruz.Bu Bir Medeniyet Kaybıdır
Dil, yazıyla yaşar,konuşma ile derinleşir.Eğer yazıda, seste, Türkçe yoksa,orada medeniyet zayıflamıştır.Bugün tabelası yabancı,müziği yabancı olan şehir yarın,düşüncesi ithal,Kültürü taklit,Kimliği bulanık şehir olur.
Ne Yapmalı?
– Türkçe tabela esas, yabancı dil açıklama olmalı,
– AVM'lerde, zincir mağazalarda Türkçe musiki uygulanmalı,
– Belediyeler tabela ruhsatlarında Türkçeyi merkeze almalı,
– Kültür politikaları, dili sadece kitapta değil hayatta korumalı.
Bu bir yasak çağrısı değil,şuur çağrısıdır.Bir milletin gözü yabancıya bakar,Kulağı yabancıya alışırsa,kalbi de yabancılaşır.
15 Aralık Dünya Türk Dili Günü vesilesiyle şunu haykıralım
Bu ülkenin sokakları Türkçe konuşmalı,bu ülkenin kulakları Türkçe duymalıdır.Türkçe bu milletin sesi,bu toprakların vicdanıdır.Dilimize sahip çıkalım ki,yarın çocuklarımız kendi şehirlerinde kendi ebeveynleriyle anlaşmak için, tercüme etmek zorunda kalmasınlar.
Ve en acısı şudur.Kendi diline yabancılaşan toplum,kendi derdini de başkasının diliyle anlatmaya çalışır.
Türkçe yalnızca bir etnik dil değildir.
Türkçe İslam'la yoğrulmuş, ahlâkla mayalanmış, edep ile şekillenmiş bir dildir.
"Edep” kelimesi giderse, edep de gider.
"Helal” kelimesi unutulursa, haram normalleşir.
"Hayâ” kelimesi terk edilirse, utanma da terk edilir.
Yunus Emre'nin dili giderse,
Mevlânâ'nın hitabı anlaşılmaz hale gelirse,
Âkif'in mısraları gençliğe yabancılaşırsa,biz neyi muhafaza etmiş oluruz?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
ALLAH İŞLERİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAYI EMREDER
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
BU NAMAZLA ALAY EDEN NESİL Mİ, SESSİZ KALAN TOPLUM MU? BU ÜLKEDE BAŞKA DİNLERLE ALAY EDENİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
REĞÂİB GECESİ BİR GECE DEĞİL BİR YÖN TAYİNİ
Hazreti Pîr Mevlânâ’nın Şeb-i Arûsu, Bizim de Şeb-i Arûsumuz Olsun
Hz.Şems-i Tebrizi,Hz. Mevlânâ sema ve Biz