DOLAR
43,14
EURO
50,56
STERLİN
58,26
GRAM
6.213,85
ÇEYREK
10.205,14
YARIM ALTIN
20.311,18
CUMHURİYET ALTINI
40.494,13

NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?

 

Açık konuşalım. Bu meseleyi yumuşatarak anlatmanın, süsleyerek geçiştirmenin zamanı geçti. Siz hiç bir Hristiyan'ın, bir Yahudi'nin, bir Budist'in; Müslümanların dini günlerini kutladığını, o günlere özenip o günlerin sembollerini taşıdığını gördünüz mü? Asla. Ama bir Müslüman; Hristiyanlığın Noel tortusunu, Batı'nın yılbaşı artığını, üstelik alkolle, taşkınlıkla, kendinden geçerek kutlamaya gönüllü oluyor.

Şimdi soruyorum net, yüksek sesle Noel bizim neyimiz olur? Yılbaşı bizim neyimize ?Noel Kimdir, Noel Nedir?

Noel; Hristiyan inancında Hz. İsa'nın doğumunu temsil eden batıl dini bir bayramdır. Noel Baba; Aziz Nikola figüründen türemiş, sonrasında kapitalizm tarafından tüketim ikonuna çevrilmiş bir semboldür. Çam ağacı, kırmızı–yeşil süsler, hediyeler; Noel teolojisinin ve geleneğinin parçasıdır. Bu kadar açıkken, hâlâ "yılbaşı kutlamak” ya cehalettir ya da kendini kandırmaktır.

Peki soralım: Bizim kitabımızda Noel var mı? Bizim tarihimiz Noel'le mi yazıldı? Cevap net: Hayır. O hâlde bu heves nereden? "Biz Noel Değil, Yılbaşı Kutluyoruz” Masalı İsim değişince hakikat değişmez. Yılbaşı dediğiniz şey, Noel'den kopuk masum bir zaman değildir; Noel'in sekülerleştirilmiş devamıdır.

Çam ağacı varsa Noel vardır.

Noel Baba varsa Noel vardır.

Sembol varsa kutlama da vardır.

İsmini değiştirerek gerçeği gizleyemezsiniz. "Bir geceden ne olur?” diyenlere soruyorum: Bir gecede kaç yuva sarsılıyor, kaç onur inciniyor, kaç borç yazılıyor? Ama asıl mesele bu da değil. Asıl mesele şudur: Kimin takvimine göre yaşıyoruz? Kimin sevinciyle seviniyoruz? Kime benzemeyi marifet sayıyoruz? Takvim yaprağı değişebilir; ama istikamet değişiyorsa, bu masum değildir.

Tersine bir örnek gösterin: Bir Hristiyan'ın Ramazan sofrası kurduğunu, bir Yahudi'nin Mevlid Kandili paylaştığını, bir başkasının "Miraç geceniz mübarek olsun” dediğini göremezsiniz.

Ama bizde ne var?

Noel şapkaları, çam ağaçları, alkol masaları, gürültülü eğlenceler. Bu hoşgörü değil. Bu özgüven değil. Bu, medeniyet hafızasını kaybetmişliğin fotoğrafıdır.

Taklit Eden Asla Öncü Olamaz. Tarih öğretir: Taklit eden toplum üretmez, tüketir. Taklit eden toplum yön vermez, yönlendirilir. Batı kendi kutsalını korur. Kendi takvimini yaşar.Kendi sembolünü pazarlar.Biz ise başkasının sembolünü kendi evimize sokarız. Sonra da "bunda ne var?” deriz. Var. Hem de çok şey var.

Ölçü Net: Resûlullah (sav):"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”(Ebû Dâvûd, Libâs 4)

Yılbaşı: İsrafın Resmî Gecesi

Bir gecede:

– Aylık maaşlar erir,

– Kredi kartları şişer,

– Aile bütçeleri sarsılır.

Soruyorum:Bu parayla kaç yetim gülerdi?Kaç öğrenci okutulurdu?Kaç borçlu rahat ederdi?İsraf, sadece ekmeği çöpe atmak değildir.İsraf, vicdanı susturmaktır.Noel ayiniyle dalga geçen trend gördünüz mü?Yahudi ibadetini ti'ye alan akım izlediniz mi?Ama namazla, secdeyle, ezanla alay eden videolar bizim ülkemizde rekor kırıyor.Bu tesadüf değil.Bu, kendi değerine sahip çıkmayan toplumların kaçınılmaz sonucudur.

Bizim Bayramlarımız Yetmiyor mu?

Bizim Ramazanımız var.

Bizim Kurbanımız var.

Bizim kandillerimiz var.

Bizim hicrî takvimimiz var.

Bizim mekkenin fethi var.

Ama garip olan şu:Bu günlerde "abartmayın” diyenler,yılbaşında her şeyi mübah sayıyor.

Bu çelişkiyi görmeyen, bu meseleyi anlayamaz.Kimseye zorla bir şey yaptırılmaz.

Ama hakikat söylenir.Bu yazı şunu soruyor:

Kimsiniz?

Kime aitsiniz?

Kimin takvimine göre yaşıyorsunuz?

Noel bizim neyimiz olur?

Yılbaşı bizim neyimize?

Bizim:Kuran ve Sünnetimiz var.

– Hicri Takvimimiz var,

– Bayramımız var,

– Sevincimiz var,

– Duamız var.

Yeni bir yıl istiyorsak:

yeni bir duruş,

yeni bir şuur gerekir.

Bu yazı bir yasak ilanı değildir. Bu yazı bir fetva metni hiç değildir.

Bu yazı; uyanması gerekenlere yapılmış açık bir uyarıdır.

Kimliğini eğlenceye feda edenlere, takvimini piyasanın eline bırakanlara, inancını "bir geceden ne olur” cümlesiyle aşındıranlara yöneltilmiş bir ikazdır. Çünkü tarih şunu defalarca göstermiştir: Kendi kutsalına mesafe koyan toplumlar, başkasının kutsalına figüran olur. Kendi bayramını küçülten milletler, başkasının bayramında kaybolur. Bu topraklarda Ramazan'ı sessizleştirip yılbaşını büyüten her yaklaşım; ne özgürlüktür ne çağdaşlıktır, düpedüz kimlik aşınmasıdır. Devlet için bu bir kültür meselesidir, toplum için bir beka meselesidir, birey içinse iman ve şahsiyet meselesidir. Bugün bu uyarıyı duymayanlar, yarın "biz ne zaman bu hâle geldik?” sorusunu sormaya bile mecâl bulamayacaktır. Çünkü takvimini koruyamayanlar, istikametini de koruyamaz

Bu uyarıyı hafife alanlar bilsin ki; başkasının bayramını sahiplenenler, yarın kendi kimliğini savunacak bir dil bile bulamaz.İnancına göre hareket etmeyen,itikatına,Dinine sahip çıkmayan milletler, günü geldiğinde istikametini de, haysiyetini de kaybeder.


Yazarın Diğer Yazıları