YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İbadetten Medeniyete Uzanan İlâhî Ölçü İhsan Ahlâkı
Çağımız, hızın hikmeti boğduğu, niceliğin niteliği ezdiği, yapmak fiilinin güzel yapmak erdemini unutturduğu bir çağdır. İnsanlar işler yapıyor, ama işlerin ruhu yok. İbadetler eda ediliyor, fakat huşû eksik. Hizmetler yapılıyor, fakat ihlâs zayıf. İşte Kur'ân-ı Kerîm, böyle zamanlarda insanlığa kısa ama köklü bir ilke sunar: Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder.(Nahl, 16/90)
Bu ayet, yalnızca bireysel ahlâkın değil, toplumsal düzenin, medeniyet inşasının ve kulluk bilincinin de temel taşıdır. Âlimler bu ayet için Kur'ân'ın ahlâk anayasası demişlerdir. Çünkü bu ayette adalet, ihsan ve sorumluluk bir arada zikredilir, karşısına da toplumları helâke sürükleyen üç büyük afet konur: fahşâ, münker ve bağy.
Bu makalede, özellikle ayetin merkezinde yer alan "ihsan” kavramı üzerinde duracağız. Zira ihsan kaybolduğunda, din şekle, ahlâk slogana, hizmet ise menfaate dönüşür. Ayet-i kerîmede geçen ihsan kelimesi, Arapça'da husn kökünden gelir. Güzel olmak, güzelleştirmek, en iyi hâle getirmek anlamlarını taşır. İhsan, bir işi asgarî düzeyde yapmak değil Allah'ın rızasına yakışır şekilde yapmaktır.
Resûlullah (s.a.v) ihsanı şu veciz ifadeyle tarif etmiştir: İhsan, Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. Sen O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir.(Buhârî, Müslim)
Bu tarif, ihsanın yalnızca ibadetle sınırlı olmadığını, hayatın her alanını kuşatan bir şuur hâli olduğunu gösterir. İhsan, kalbin Allah'la sürekli irtibat hâlinde olmasıdır. Ayette önce adalet, sonra ihsan zikredilir. Bu tertip manidardır. Adalet, hakkı hak sahibine vermektir. İhsan, hak ettiğinden fazlasını vermektir. Adalet olmadan toplum ayakta duramaz, fakat ihsan olmadan insanlık ayakta duramaz.
İmam Gazâlî der ki: Adalet toplumun direğidir, ihsan ise onun ruhudur. Bugün dünyada birçok düzen adalet iddiası taşır, fakat ihsan yoksunudur. Bu yüzden hukuk vardır ama merhamet yoktur, sistem vardır ama vicdan yoktur.
–İhsan, ibadetin kalitesidir.
–Namaz kılmak adalettir, huşû ile kılmak ihsandır.
–Oruç tutmak adalettir, nefsini terbiye ederek tutmak ihsandır.
–Zekât vermek adalettir, gizlice, gönül alarak vermek ihsandır.
Kur'ân-ı Kerîm'de Allah Teâlâ cc hu şöyle buyurur: Hanginizin daha güzel amel yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur.(Mülk, 67/2)
Ayette çok amel değil, güzel amel vurgulanmıştır. Demek ki Allah katında değer, nicelikte değil, niteliktedir.
Tasavvuf, ihsan ahlâkının ilim hâline gelmiş şeklidir. Zira tasavvuf, amelin sûretinden sîretine, ibadetin bedeninden kalbine yolculuktur. Amel ceset gibidir, ihlâs onun ruhudur. İhsan yoksa amel cansızdır. Şekil vardır ama hayat yoktur. Tasavvuf, kulun her hâlini Allah'a arz edilebilir kılma gayretidir.
İhsan yalnızca bireysel bir fazilet değildir, toplumsal bir zorunluluktur. Ayette ihsanla birlikte yakınlara vermek emredilir. Bu, sosyal dayanışmanın kalbidir.
Bir toplumda:
–Güçlü zayıfı gözetmiyorsa,
–Zengin fakiri fark etmiyorsa,
–Âlim cahili taşımıyorsa, orada adalet konuşulur ama ihsan yoktur.
Resûlullah (s.a.v) buyurur: İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.Bu hadis, ihsanın sosyal boyutunu özetler.
Yukarıda bahsettiğimiz, Ayetin devamında Allah Teâlâ ihsanın zıddı olan üç büyük felaketi yasaklar:
–Fahşâ: Hayâsızlık
–Münker: Aklın ve dinin çirkin gördüğü şey
–Bağy: Zulüm ve haddi aşma
İhsan terk edilince, bu üçü hayatın merkezine yerleşir. Bugün ahlâk krizlerinin, aile dağılmalarının, toplumsal şiddetin temelinde ihsan yoksunluğu vardır.
İhsan yalnızca fertlere değil, yöneticilere de emredilmiştir. Devlet adaletle ayakta durur,ama ihsanla yaşar. Yetkinin merhametle buluşmadığı her sistem zulme evrilir.
Hz. Ömer (r.a.)'ın şu sözü ihsan ahlâkının zirvesidir: Dicle kenarında bir koyun kaybolsa, hesabı benden sorulur. Bu söz, ihsanın yöneticideki tezahürüdür.
Dini hizmetlerde ihsan hayati önemdedir. Hizmet, ihsanla yapılmazsa meslek, hatta ticaret hâline gelir. İhsan, hizmeti ibadete dönüştürür.
Sadât-ı Kirâm der ki: Hizmette rıza yoksa, zahmet olur.
Bugün:
–Gösteriş ihlâsın,
–Hız tefekkürün,
–Menfaat hizmetin önüne geçti.
İhsanı kaybettik, çünkü murakabeyi kaybettik. Allah'ın bizi gördüğü bilinci zayıfladı. Oysa ihsanın özü budur. Nahl 90. ayet, bize şunu öğretir: Müslüman, iş yapan değil, işini Allah'ın cc. Rızasına yakışır şekilde yapan insandır.
İhsan:
–kulluğun zarafetidir.
–İhsan, ahlâkın estetiğidir.
–İhsan, medeniyetin ruhudur.
Allah Teâlâ bizleri: Ameli güzel olanlardan eylesin. Allah muhsinleri sever.(Bakara, 2/195)
Allah'ım!
Bizi ihsan ehli kullarından eyle.
Yaptığımız işi Sana yakışır hâle getir.
Amelimizi ihlâsla, kalbimizi huzurla,
Hizmetimizi bereketle süsle. Âmin.
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER
DİL BOZULURSA TOPLUM ÇÖZÜLÜR
İSLAM’DA İNSAN GEÇMİŞİYLE DEĞİL, İSTİKAMETİYLE ÖLÇÜLÜR
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK