HAYAT VE ÇOCUK
SEN BİR KİTAPSIN
TOPLUMUN VİCDAN SINAVI
Gençlere Gelecek Vizyonu
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
Yazma Eserlerin İzinde; Belviranlı Koleksiyonu’nun Sessiz Hikâyesi
YİNE YENİ YENİDEN BAMYA ÇORBASI
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ 24. OLAGAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Kripto varlık vergisiyle ilgili düzenleme neden geri çekildi?
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
TESPİT-TAMİR
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
İnsana İyi Gelen Melodiler
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Yılın o vakti geldi yine.
Konya semasında kandiller yanıyor,
Rüzgâr bile ney fısıltısı gibi yavaş esiyor ,Sanki şehir bir sırra hazırlanıyor.Her Aralık ayında olduğu gibi bu topraklarda kalpler biraz daha yumuşuyor,gözler biraz daha doluyor,çünkü o ay, Hazreti Pîr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin vuslat ayı.Yani onun "Şeb-i Arûs” dediği, sevgiliye kavuşma gecesini,Ölümün Değil, Vuslatın adı yani Düğün Gecesi diye isimlendirdi.Çünkü onun nazarında ölüm bir yok oluş değil, bir kavuşmaydı.Bu dünya, sevenin sevdiğinden ayrı düştüğü bir gurbet diyarıydı.Her nefeste O'na dönme arzusu vardı gönlünde.Ve o büyük gün geldiğinde, Mevlânâ artık aşkın son nefesini değil,sonsuzluğun ilk nefesini aldı.
Bizler ise çoğu zaman o geceyi sadece bir anma, bir tören olarak görüyoruz.Oysa o gece, ölümle yüzleşmenin değil, hayatı hakikatiyle anlamanın gecesidir.O gece, insanın kendi benliğini bırakıp Hakk'a yürüdüğü,fanîden bâkîye geçtiği andır. Bir sohbetinde şöyle buyurur.Bizim ölümümüz, dostla buluşmadır.Toprak, bizim için örtü değil, rahmettir.Çünkü toprak, bizi sevgiliye götürür.Mevlânâ, ölümü bir son olarak değil,bir kavuşma daveti olarak görmüştü.Dünya zindandı,ruhu saran, aşkı engelleyen bir perdeydi.O perde kalktığında,ruhun gerçek vatanına dönüşü başlıyordu.Biz topraktan değil, aşktan yaratıldık,der.Toprak bizi örter, aşk bizi diriltir.
Şeb-i Arûs'u anlamak, Mevlânâ'yı anlamaktır.Ama Mevlânâ'yı anlamak da sadece okumakla değil, yaşamakla mümkündür.Çünkü o, kelimelerle değil, hallerle konuşur.Onun her sözü, bir gönül hâlidir.Onun her mısrası, bir semadır.Bugün, dünyanın dört bir yanından insanlar Konya'ya akın ediyor.Mevlânâ'nın türbesi önünde dualar ediliyor, gözyaşları dökülüyor.
Ama asıl soru şu,Biz Mevlânâ'yı dışımızda mı arıyoruz, yoksa içimizde mi yaşıyoruz?
Mevlânâ'nın çağrısı bir mekâna değil, bir hâle yöneliktir.O der kiBeni taşımda değil, gönlünde ara.Gönlünü temizlersen, ben oradayım.Dinle neyden, nasıl şikâyet eder,ayrılıklardan nasıl hikâyet eder.Ney, kamışlıktan koparıldığı için ağlar.O ayrılık, insanın da hikâyesidir.Çünkü her ruh, aslında Hakk'tan kopmanın acısını taşır.O yüzden Şeb-i Arûs, bu ayrılığın sona erdiği gecedir.O gece, kulun kalbindeki ayrılık benliği ölür,birlik doğar.Ve insan der ki,Artık ben yokum, sadece Sen varsın.Hazreti Pîr Mevlânâ'nın Şeb-i Arûsu elbette bir gecedir,ama bizim için bir hâl, bir yol, bir çağrıdır.Çünkü her insanın kendi Şeb-i Arûsu vardır.
Kimisi onu mezarda yaşar,
kimisi bir secdede,
kimisi bir gözyaşında,
kimisi bir affedilişte.
Bizim de bir gün o kapıya varacağımız muhakkak.Ama asıl mesele, ölmeden önce ölebilmek değil midir?Mevlânâ'nın dediği gibi,Ölmeden önce ölünüz, ki ölünce dirilesiniz.Mevlânâ'nın yolu, ilimden çok aşkın yoludur.Aşk olmadan ne zikir olur, ne hizmet, ne de marifet.O der ki:Aşk, ilahi aşkdır, kimde varsa o, diri demektir.Aşk öyle bir denizdir ki,içinde ne akıl yüzer, ne nefis.Kim aşkı tattıysa, artık başka su içmez.
Bugün bizler o aşkı unuttuk.Aşkı mecazda arıyoruz, hakikatte değil.Oysa Mevlânâ'nın aşkı, insandan, Allah'a açılan kapıdır.Sevdiğinde Allah'ın tecellisini görmek,aşka hasretle yaklaşmaktır.Şeb-i Arûs sadece Mevlânâ'nın değil, bizim de sınavımızdır.Çünkü o gece, kalbimize bir soru düşer.Sen Allah'a nasıl kavuşmak istiyorsun?Dünya sevgisiyle mi,malın, makamın ağırlığıyla mı,yoksa arınmış bir kalple mi?
Mevlânâ'nın hayatı boyunca yaptığı şey,kalbini temiz tutmaktı.Onun en büyük cihadı, nefsine karşı olan savaşıydı.Ve o savaşı kazandığı gece,Hakk'a kavuştu.Bugün Mevlânâ'nın yanında olmak, türbesine gitmekle değil,onun hâliyle hâllenmekle mümkündür.Onun gönlü, bütün insanlığa açıktı.Ne ırk, ne mezhep, ne dil farkı tanırdı.Yüzlerce yoldan gelsen de, kalbe gelen yol bir.derdi.O yüzden Mevlânâ'yı sevmek, insanı sevmektir.Birini incitmemek, gönül kırmamak,onun yolunda yürümektir.Çünkü o şöyle buyurur.Bir gönül yıkmak, yetmiş Kâbe'yi yıkmaktan beterdir.
Şeb-i Arûs, sadece Mevlânâ'nın değil,insanlığın vicdan gecesidir.O gece, herkes kendi gönül aynasına bakmalı.Ben kimim, nereye gidiyorum,kalbim hâlâ Allah aşkıyla atıyor mu,yoksa taş mı kesildi?
Konyamın Bağrında yatan İklis,Merih,Çağdun,Mihran,Hamun Peygamberlerimizle,Şemsim.Mevlanam,Sadreddini konevim,Kirmanim,Üçlerim,Hacı veysim,Ladikli hüdaim,İmamı begavim,Hadimi Taşkendim,Seyyidi Harunum,Şems-i şumus memiş Efendim,Hace Abdullah Efendim,Tahiri Mevlevi Körükçü Hocam ve nice erler,erenler ve ermişlerle Güzel şehrim konyam Şeb-i Arûs'la Yüzyıllardır her Aralık ayında bu şehirde rüzgârın bile sesi değişir.Mevlânâ'nın türbesinden yükselen ney sesi,taşların arasına bile işler.Musalla'dan Alâaddin Tepesi'ne,Alaaddin tepesinden Şemse,oradan Mevlanaya kadar ve konyanın semasına bir nur halkası oluşur.O gece, şehir dua olur.Sema eden dervişler sadece dönmez,bizim kalbimizi de döndürürler.Onlar her dönüşte Ben yokum, O var. derler.
O yüzden Şeb-i Arûs, bir aşk hâlidir.Bizler de o gece diz çöküp şunu diyebilsek keşke.Ey Rabbim, ben de dönmek istiyorum.Nefsimden, günahımdan,gafletimden, dünya kirinden.Ben de Senin aşkını istiyorum.
Hazreti Pîr'in vuslat gecesi bir hatırlatmadır.Her canın bir vuslatı vardır.Ama o vuslata hazırlanan kalp lazımdır.Bir gün biz de toprağa gireceğiz.O gün geldiğinde,Ben dünyadan değil, sevgilime dönüyorum. diyebilir miyiz?İşte o zaman bizim de Şeb-i Arûsumuz olur.Eğer Mevlânâ gibi yaşarsak,Mevlânâ gibi kavuşuruz.Eğer onun gibi seversek,ölüm bile bize düğün olur.
Ya Rab,
Mevlânâ'nın gönlündeki aşkı bizim kalplerimize de ilham et.Bizleri Şems'in nuruyla dirilt,Mevlânâ'nın sabrıyla eğit.Bize ölmeden önce ölmeyi,ölünce Senin aşkınla dirilmeyi nasip eyle.Hazreti Pîr'in Şeb-i Arûsu bizim de Şeb-i Arûsumuz olsun.
Toprak bizi ayırmasın, aşk birleştirsin.
Rüzgâr bizi savurmasın, dua toplasın.
Ve kalbimiz, her daim "Ya Hak” diye atsın. Hazreti Pîr Mevlânâ'nın Şeb-i Arûsu, bizim de Şeb-i Arûsumuz olsun. Çünkü vuslat, sadece bir güne ait değildir; her an, her secde, her gözyaşı bir vuslattır. Yeter ki gönül açık, niyet saf, kalp yanık olsun. O zaman ölüm bile bir düğün olur ve insan, en sonunda der.
Ben geldim, ey Sevgili!
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
TARİHTEN GÜNÜMÜZE MERHAMETSİZ TEKFİRCİ HARİCİLİĞİN MODERN ADI TAĞUTÇULUK
BİZE KURÂN YETER SÖYLEMİ AYET VE HADİSLER IŞIĞINDA MEALCİLİĞİN ÇIKMAZI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE