BİZE KURÂN YETER SÖYLEMİ AYET VE HADİSLER IŞIĞINDA MEALCİLİĞİN ÇIKMAZI
ARINMA ZAMANI
Konya’dan bir Erdoğan geçti
Altın Yumurtlayan Tavuğu Kesmek
Galibiyet Yok Ümitler de Bitti
Konyaspor bina okur döner döner bir daha okur!
Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
Suriye çadır kent sorunu
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Bize Kurân Yeter Sözü İyi Niyetli Bir Yanılgı mı Tehlikeli Bir Sapma mı?
Kurân bize yeter başka bir şeye ihtiyacımız yok.Bu cümle samimi bir Kurân sevgisinin ifadesi gibi görünebilir. Yüreği Allahın kelâmıyla dolup taşan bir müminin coşkusunu yansıttığı izlenimini verebilir. Peki ya bu söz farkında olmadan Kurânın bizzat kendisinin reddettiği bir anlayışa kapı aralıyorsa. Ya bu ifade Kurânı Hz.Peygamberinden (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) onun hayat veren açıklamasından,sahâbenin pratiğinden ve asırların birikiminden kopararak bireyin sınırlı aklının ve hevâsının insafına terk ediyorsa.
İşte asıl mesele budur. Tarih boyunca hakikat çoğu zaman toptan reddedilerek değil seçerek ayıklayarak yorumlayarak tahrif edilmiştir. Bugün mealcilik adıyla karşımıza çıkan anlayış da saf ve katışıksız bir dine dönüş iddiası taşır. Ancak bu iddia fark edilmesi güç bir kırılma oluşturur. Vahyi onu yaşayan ve açıklayan canlı rehberinden soyutlamak.
Kurân Hz. Resûlsüz (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) Anlaşılmak İçin İnmedi.
Kurânı Kerîm eşsiz bir mucizedir. Fakat Allah cc bu eşsiz kelâmı yeryüzüne bir kullanım kılavuzu olmaksızın kapalı bir kutu gibi indirmemiştir. Sünnet Kur'an ın kullanım klavuzudur. Sünnetsiz Kur'an-ı anlamak ve yaşamak kabil değildir. Bilakis onu bir açıklayıcı ile birlikte göndermiştir. Ayet gayet nettir. Biz sana da Zikri indirdik ki, kendilerine indirilen şeyi insanlara açıklayasın. Demek ki Kurânın ilk ve en yetkili müfessiri onun muhatabı ve taşıyıcısı olan Hz Peygamberdir.(Sallalahu Aleyhi ve Sellem)
Eğer Kurân herkesin doğrudan hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan tümüyle anlayabileceği bir metin olsaydı, yüzlerce cilt dolusu kitap olurdu ondan da hiç kimse bir şey anlayamazdı. Oysa Kurân sayfalar boyunca Allaha cc hu ve Resûlüne(Sallalahu Aleyhi ve Sellem) itaat edin buyurur. Bu iki itaat birbirini tamamlayan iki eşittir işareti gibidir.
O zaman hemen şu soru akla gelir.Hz.Peygamberi(Sallalahu Aleyhi ve Sellem) Örnek Gösteren Kitap Onun Sünnetini Devre Dışı Bırakabilir mi?Kurân Hz.Resûlullahı(Sallalahu Aleyhi ve Sellem) sadece bir postacı bir iletmen olarak tanımlamaz. Onu üsvei hasene en güzel örnek olarak takdim eder. Örnek alınacak bir hayat varsa o hayatın detayları sözleri fiilleri onayları yani sünneti vardır. Bu sünneti görmezden gelmek Bana sadece kitap yeter demek bu ayetin anlamını boşa çıkarmaktır.
Zaten Nebevî bir uyarı bu tehlikeyi asırlar öncesinden işaret etmiştir. Yakında koltuğuna kurulmuş bir adamın Biz Allahın kitabında ne bulursak ona uyarız helal ondadır haram ondadır diyeceğini duyacaksınız. Dikkat edin Allahın Resûlünün haram kıldığı da Allahın haram kıldığı gibidir. Bu hadis Kurân bize yeter diyen modern anlayışın adeta fotoğrafını çekmektedir.
Usulsüz Vusul Olmaz Meal Mealcilik Değildir.
Meal Kurânın anlaşılmasında bir araçtır. Ancak mealcilik bu aracı amaç haline getirip Kurân ilimlerini sebebi nüzûl nesih tarihsel bağlam Arap dili incelikleri ve sahâbenin anlayışını yok sayarak metni salt lafzıyla ve güncel algılarla okumaktır. Kurân böyle keyfî yaklaşımları kalplerinde eğrilik olanların işi olarak niteler.
Sahâbe bu işin ehliydi. Onlar vahyin inişine şahit diline vakıf Resûlün terbiyesinden geçmiş kimselerdi. Hz. İbn Abbas gibi bir müfessir Kurân sünnet olmadan anlaşılamaz diyerek bu yolu işaret etmiştir.
Sünnet Olmazsa İbadetler Çöker.Kurânda yazmayan bir şey ibadet olamaz demek pratikte dini yaşanmaz kılar. Kurân namazı emreder ama kaç rekât hangi vakit nasıl kılınacağını tüm detaylarıyla anlatmaz. Orucu farz kılar ama sahur iftar orucu bozan bozmayan hallerin tümünü saymaz. Hac farizasını bildirir ama tavafın sayin vakfenin inceliklerini tek tek zikretmez.
Hz.Peygamber Efendimiz(Sallalahu Aleyhi ve Sellem)bu boşluğu doldurmak için gönderilmiştir. Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız siz de öyle kılın. Sünneti devre dışı bırakan bir anlayış kaçınılmaz olarak ibadetleri kişisel yorum ve keyfe emanet eder ortak ibadet dilini ve şeklini yok eder.
Mezhep Kaosa Karşı İlmi Disiplin.Mezhepler dinin kendisi değil onu anlama ve yaşama metodolojisidir. Kurân Bilmiyorsanız zikir ehline sorun diyerek emreder. Mezhepler bu emrin asırlar içinde sistemleşmiş kurumsallaşmış halidir. İlim adamlarının müçtehitlerin Kurân ve Sünnetten titiz usullerle çıkardığı hükümler bütünüdür. Mezhebi tümden reddetmek Beni bağlayan bir ilmi otorite bir emniyet kemeri istemiyorum, herkes kendi başına imam olsun demektir. Bu ise Âlimler peygamberlerin varisleridir gerçeğini görmezden gelmektir.
Kurân Müslümanları ümmet olarak tarif eder ve Hep birlikte Allahın ipine sımsıkı sarılın parçalanmayın diye uyarır. Bize Kurân yeter söylemi görünürde kitaba sımsıkı sarılmak gibi dursa da pratikte herkesi kendi anlayışıyla baş başa bırakarak Allahın ipini binlerce kopuk ipliğe dönüştürür. Cemaatin rahmetini dağıtır ferdî ayrılıkları azaba dönüştürür.
Kurân Yeter.Evet Kurân yeter. Ama
- Resûlullahın açıklaması ve örnekliğiyle birlikte yeter.
- Sahâbenin kuşatıcı anlayışıyla birlikte yeter.
- Tevhid üzere kemale ermiş ilmi bir geleneğin rehberliğiyle birlikte yeter.
- Ümmetin ortak aklı ve tecrübesiyle birlikte yeter.
Bu bütünden koparılmış tarihsiz bağlamsız rehbersiz bir Kurân okuması hakikati değil okuyucunun kendi hevâsını besler. Allahın cc hu uyarısı bu noktada ne kadar da isabetlidir. Kendi hevâsını ilâh edineni gördün mü.
Hakikat tektir bütündür. Onu parçalara ayırarak sahiplenmeye çalışmak aslında onu kaybetmektir. Kurânı seviyorsak onu Allahın istediği şekilde Hz.Resûlün(Sallalahu Aleyhi ve Sellem) yol göstericiliğinde ve ümmetin sağduyusu içinde anlamalıyız. Yoksa iyi niyetle çıktığımız yolda farkına varmadan vahyin ruhundan uzaklaşabiliriz mazallah.
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
ALLAH İŞLERİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAYI EMREDER
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
BU NAMAZLA ALAY EDEN NESİL Mİ, SESSİZ KALAN TOPLUM MU? BU ÜLKEDE BAŞKA DİNLERLE ALAY EDENİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
REĞÂİB GECESİ BİR GECE DEĞİL BİR YÖN TAYİNİ
SOKAKLARIMIZ YABANCI, TABELALARIMIZ SUSKUN, KULAKLARIMIZ ESİR
Hazreti Pîr Mevlânâ’nın Şeb-i Arûsu, Bizim de Şeb-i Arûsumuz Olsun