AltınS1 ile Gram altın arsındaki makas gerçekçi değildir
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
KİM SÖMÜRGECİ?
Belediyecilik CHP’nin işi
MESCİDİ HARAMDAN MESCİDİ AKSAYA, ORADAN DA SİDRETÜL MÜNTEHAYA YAPILAN KUTSAL YOLCULUK
KÜFÜR
HELAK OLAN GÜNAH TOPLUMUN ŞEHRİ, POMPEİ
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
ÖFKE, TUZAKLAR VE CUMA GÜNLERİNİN HÜZNÜ
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Top, Tüfek ve Tabanca
Osmanlı top/an genellikle tunçtan dökülmüştür. Üzerlerine kabartma tekniğinde usta adları ve döneminin padişah adi ve dekoratif bitkisel süslemeler işlenmiştir. Kuyruğa yakın yerinde topun ölçüleri kontrol edilerek yazılmaktadır. Dönemlerinin silah teknolojisini ve sanat üslubunu yansıtan Osmanlı toplarının en zengin koleksiyonu Askeri Müze'dedir.
Osmanlılar da tüfekler ve tabanca/ar, ateşleme mekanizmaları, nişangah sistemleri, kabza ve dipçik formlarıyla diğer ülke tüfek ve tabancalarından farklı özellikler gösterir. Özellikle 16. ve 17. yüzyıla
tarihlenen ve paşa ve vezirlere ait "ejderhan" denen, namlu ucu ejder başı şeklinde olan tüfekler, 19. yüzyıl sonlarından itibaren gelişmeye başlayan "ateş gizleyen " namluların ilk örnekleridir. Askeri Müze'de bulunan ve Sokullu Mehmed Paşa ile Silahtar Mustafa Paşa'ya ait)olan tüfek örnekleri değerlidir.
Osmanlı tüfek ve tabanca dekorasyonunda namlularda altın, gümüş, yarı değerli taş kakma, dipçik ve kabzalarda kemik, bağa gümüş ve taş ,kakma kullanılmıştır.
KUYUMCULUK SANATLARI
"Kuyumcu" sözcüğünün kökü olan "kuyum"un Türkçe mi başka dillerden alınma mı olduğu araştırmaya değer bir konudur. Celal Esad Arseven, Sanat Ansiklopedisindeki "kuyum" maddesinde sözcüğün Sümerce "ku" (:gümüş) ve "dim" (:işlemek) sözcüklerin~en oluştuğunu veya Türkçe, eritmek yakmak anlamındaki "köymek" ve "köyümden" geldiğini, kuyumlun çağatayca'da tunç eritmek anlamında kullanıldığını yazmaktadır. Türkçe olduğunda kuşku bulunmayan sözcüğün aslı kanımızca, Anadolu'da gelin adayı kızların çeyizleri arasına konulan gümüş takımına "koyum" (koymak'tan) denildiğine göre bu gümüş takımları yapanlara da "koyumcu" denilmiş; sözcük, dil ve söyleyiş kuralları gereği zamanla "kuyumcu" olmuştur. Değerli maden ve taşlardan yapılan sa- nat değeri yüksek takılara "kuyum", bunlan yapanlara da "kuyumcu" denildiğini yazan kaynaklar da vardır.
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI