Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Harcıâlem kumaşlar
Dîbâ hem saray ortamında, hem halk tabakaları arasında -tabi eli ve gücü yetenler için- çokça tercih edilen ipeklilerin ilk sırasında yer almıştır. Bu Fransızların "Brocard" dedikleri çiçek nakışlı bir ipekliydi. Bunun da altun tellisi", "heft renklisi”, "Acem dîbâsı”, "Frengi dîbâ”, Venedik'in heft renkli turfanda nakışlı dîbâsı", "İstanbul'un telli al dîbâsı" türleri vardı. Lâle Devrinde, dîbânın çatma kadar makbul ve moda olduğunu, Nedim'in dizel dayanarak ileri mümkündür:
"Güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzar eder
Nâzeninim sâye-i hâr-ı gül- i dîbâ seni"
Yine o dönemlerin bir darbımeseli olan
"Kimi seyrana gider atlas u dîbâ girerek
Kimi mendil bulamaz dîdeden eşkin silecek"
Beytinde ise toplumsal realite vurgulanmıştır.
Atlas, daha tanıdık bir kumaştır ve en azından yakın zamanlara kadar kullanılmışlığı vardır. Oysa kemhadan dîbâya kadar kumaşların sanki bir zümrüd-i anka özellikleri gizemleri söz konusudur. Onları ancak saray vitrinlerinde görmek mümkündür. Oysa, evlerinde, anadan atadan kalma atlas üzerine işleme bohçalar, yastık yüzleri, yelek veya fistanlar bulunanlarımız az değildir. İnce ipekten dokunan ve Osmanlılığın son dönemlerinde makine üretimine dönüşen atlas dokumacılığın da saraydan halk tabakalarına uzanan yaygınlığı olagelmiştir. Padişahlara Bursa'nın al, mor, mavi, yeşil ve boylamasına yollu atlaslarından üstlükler dikilirken köy düğünlerinde de ata bindirilen gelinin ağıya masmavi, kıpkırmızı atlas duvaklar örtülmüştür.
Selimiye çözgüsü ve atkısı ipekten, çubuklu desenli, küçük çiçekli bir İstanbul kumaşı olarak 18. yüzyılda Üsküdar - Ayazma'daki ipekli tezgahlarında dokunmaya başlamıştır. Bir 16. Yüzyıl kumaşı olan "Gezi", çözgüsü ipek, atkısı ipek ve iplik karışımı, dokuma tekniği oldukça farklı, desenleri nisbeten
kabarıkça ve hareleriye beğeni kazanan bir kumaş olmuştur. Bunun janjanı ya da haresi, kızgın mengeneyle verilirmiş.
"Kutnî" ipekli, kalın, en dar bir başka kumaştı. Fes kırmızısı zemin üstüne sarı çubuklu deseniyle tanınıyordu. İstanbulluların döşemelik olarak kullandıkları bu kumaşa Anadolu halkı "kutnu" diyor ve bundan üç etek, dört etek, kenarları kaytanlı entariler dikiliyordu. Bu kumaşın Hindistan'dan gelenine veya o örnekte dokunanlarına "kutnî-yi Hindı" deniyordu.
İstüfe", sırma taklidi iplikler teller ile veya adi klapdanla dokunan ipek atkılı tokça bir kumaştı. Bunun telli olanına telli istüfe deniyordu. Özellikle Doğu bölgelerinde gelinlikler bu kumaştan yapılırdı. Gelin çeyizlerinden eksik olmayan "Canfes" ise geleneksel bir kumaştı. Bu ince ipekten el dokumasının özelliği, sarı, al, mor, yeşil... mat, düz renk ve hareli olması, idi.
Son dönemelerde Avrupa tekstil sanayii, bir canfes taklidini Osmanlı ülkelerine "mantini" adıyla canfes taklidi adi bir kumaş ihraç etmiş; mantini fistan, şalvar, ferace çarşaf modası yayılınca canfes dokuyanlar iflasa sürüklenmişti.
İstanbul Kapalıçarşı'daki yeni Bedesten'e adını veren "sandal" da ipek-pamuk karışımı makbul bir kumaştı. Deseninin bir yolu ipekten, bir yolu pamuktan dokunurdu. Çitari ya da halk dilindeki adıyla "şetari" de ipekle karışık pamuk ipliğinden dokunan çubuklu bir kumaştı. İstanbul sularında avlanan bir balığa da çizgilerinin benzemesinden dolayı "çitari balığı" deniliyordu.
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI