Merkez Bankasının Önceliği Enflasyon
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
MİLLİ GÜVENLİK KONFERANSI: YENİ TÜRKİYE YÜZ YILI STRATEJİK DİNAMİKLERİNİN GÜNCELLENMESİ
İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR
SORMAZLAR MI???
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
BİD’AT VE HURÂFELERİN KÖKENİNDE CEHALET VE İHANET YATMAKTADIR
Zorunlu Eğitimi Kaldırdıktan Sonra Ne Olacak?
YAZMA ESERLERİN İZİNDE: KONYA’DAN DÜNYAYA UZANAN BİR HAFIZA KÖPRÜSÜ
EN İYİ ARKADAŞIM
Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Harcıâlem kumaşlar
Dîbâ hem saray ortamında, hem halk tabakaları arasında -tabi eli ve gücü yetenler için- çokça tercih edilen ipeklilerin ilk sırasında yer almıştır. Bu Fransızların "Brocard" dedikleri çiçek nakışlı bir ipekliydi. Bunun da altun tellisi", "heft renklisi”, "Acem dîbâsı”, "Frengi dîbâ”, Venedik'in heft renkli turfanda nakışlı dîbâsı", "İstanbul'un telli al dîbâsı" türleri vardı. Lâle Devrinde, dîbânın çatma kadar makbul ve moda olduğunu, Nedim'in dizel dayanarak ileri mümkündür:
"Güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzar eder
Nâzeninim sâye-i hâr-ı gül- i dîbâ seni"
Yine o dönemlerin bir darbımeseli olan
"Kimi seyrana gider atlas u dîbâ girerek
Kimi mendil bulamaz dîdeden eşkin silecek"
Beytinde ise toplumsal realite vurgulanmıştır.
Atlas, daha tanıdık bir kumaştır ve en azından yakın zamanlara kadar kullanılmışlığı vardır. Oysa kemhadan dîbâya kadar kumaşların sanki bir zümrüd-i anka özellikleri gizemleri söz konusudur. Onları ancak saray vitrinlerinde görmek mümkündür. Oysa, evlerinde, anadan atadan kalma atlas üzerine işleme bohçalar, yastık yüzleri, yelek veya fistanlar bulunanlarımız az değildir. İnce ipekten dokunan ve Osmanlılığın son dönemlerinde makine üretimine dönüşen atlas dokumacılığın da saraydan halk tabakalarına uzanan yaygınlığı olagelmiştir. Padişahlara Bursa'nın al, mor, mavi, yeşil ve boylamasına yollu atlaslarından üstlükler dikilirken köy düğünlerinde de ata bindirilen gelinin ağıya masmavi, kıpkırmızı atlas duvaklar örtülmüştür.
Selimiye çözgüsü ve atkısı ipekten, çubuklu desenli, küçük çiçekli bir İstanbul kumaşı olarak 18. yüzyılda Üsküdar - Ayazma'daki ipekli tezgahlarında dokunmaya başlamıştır. Bir 16. Yüzyıl kumaşı olan "Gezi", çözgüsü ipek, atkısı ipek ve iplik karışımı, dokuma tekniği oldukça farklı, desenleri nisbeten
kabarıkça ve hareleriye beğeni kazanan bir kumaş olmuştur. Bunun janjanı ya da haresi, kızgın mengeneyle verilirmiş.
"Kutnî" ipekli, kalın, en dar bir başka kumaştı. Fes kırmızısı zemin üstüne sarı çubuklu deseniyle tanınıyordu. İstanbulluların döşemelik olarak kullandıkları bu kumaşa Anadolu halkı "kutnu" diyor ve bundan üç etek, dört etek, kenarları kaytanlı entariler dikiliyordu. Bu kumaşın Hindistan'dan gelenine veya o örnekte dokunanlarına "kutnî-yi Hindı" deniyordu.
İstüfe", sırma taklidi iplikler teller ile veya adi klapdanla dokunan ipek atkılı tokça bir kumaştı. Bunun telli olanına telli istüfe deniyordu. Özellikle Doğu bölgelerinde gelinlikler bu kumaştan yapılırdı. Gelin çeyizlerinden eksik olmayan "Canfes" ise geleneksel bir kumaştı. Bu ince ipekten el dokumasının özelliği, sarı, al, mor, yeşil... mat, düz renk ve hareli olması, idi.
Son dönemelerde Avrupa tekstil sanayii, bir canfes taklidini Osmanlı ülkelerine "mantini" adıyla canfes taklidi adi bir kumaş ihraç etmiş; mantini fistan, şalvar, ferace çarşaf modası yayılınca canfes dokuyanlar iflasa sürüklenmişti.
İstanbul Kapalıçarşı'daki yeni Bedesten'e adını veren "sandal" da ipek-pamuk karışımı makbul bir kumaştı. Deseninin bir yolu ipekten, bir yolu pamuktan dokunurdu. Çitari ya da halk dilindeki adıyla "şetari" de ipekle karışık pamuk ipliğinden dokunan çubuklu bir kumaştı. İstanbul sularında avlanan bir balığa da çizgilerinin benzemesinden dolayı "çitari balığı" deniliyordu.
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI