Ekonomik kuralları altını olanlar belirleyecek
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
Hoca Bir Kültür Fenomeni -3-
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SAVUNMA SANAYİMİZDEKİ BAŞARI, DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU VERMEKTEDİR.
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
O KADAR MI ZOR?
Taşkent’te Muhteşem Bir Kompleks: İslam Medeniyet Merkezi
İŞTE KULUM
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
ÇIVIT
İhtiyarlar Cennete Giremez!
Müslümanların Büyük İmtihanı “Ne tarafta yer alacağız?”
Eski Konyaspor ruhu, bu
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Köyümüzde çok meşhur olan ve uzun zamandır yapılmayan hatta bir eve hacet veya bir iş için gelen komşu tesadüfen bir öğün vaktine denk gelirse "ne yersiniz gıy zülbiye mi pişirdiniz?” veya bir sohbet esnasında çok su içme isteği gösteren birisine "ne o yahu zülbiye mi yedin de bu kadar su içiyorsun?” denirdi. Bir çok kişinin adını lezzetini bile unuttuğu yemeklerimizden biri de zülbiye yemeği idi.
Zülbiye, biraz zahmetli bir yemekti. Tadı nefis besleyici değeri çok yüksek olan bu yemek şimdiki neslin pek bilmediği bir yemekti. Kuru soğan ağırlıklı olup içi et domates gibi besinlerle doldurulur ve pişirilirdi. Son olarak atalarımızın bolca yaptığı bu yemeği size tanıtacağız. Kaybolan bir değerimizi...
Bizim köyde yapılışı:
Kuzu etleri önce bir miktar sütün içinde beş on dakika bekletilir. Sonra çıkarılıp bir çay bardağı kadar sıvı yağ ve arpacık soğanla kavrulur. Meyane için 1 yemek kaşığı un, tereyağı ve bir kaç damla zeytinyağı hızlıca karıştırılarak kavrulur. Tencereye biber salçası ve azar azar ılık su eklenerek kavurmaya devam edilir. Zülbiyenin meyanesi arpacık soğanlarla lezzetlendirilir. Pamuk gibi kavrulan yarım kilo kuzu kuşbaşı, meyanesiyle buluşturulur. Yumuşatılmış nohut da tencereye ilave edilir. Zülbiyenin üzerine çıkacak kadar ılık su da ilave edilir ve tuzu serpilir. Karışan zülbiye servise hazırdır. Şayet kalabalık bir aile evinde yapılıyorsa zülbiye mayonezi ve suyu biraz fazla konur ki ekmeği banarak yenmesi çok lezzetli bir damak tadı verir.
Bu zengin yemeği sayılan zülbiye, İç Anadolu bölgesinde çok yapılan ve ağır misafir ağırlayıcı saygın kişilere ikram edilen bir yemektir. Konya Niğde Aksaray Karaman gibi birbirine yakın şehirlerde ve kırsallarında yapılışı ve içerisine katılan malzemelere göre bazı ufak değişiklikler gösterebiliyor. Örneğin bizim köyde analarımızın pişirdiği zülbiyenin Karaman ilimizde yapılışı ve malzemeleri aşağı yukarı aynıdır. Rahmetli dünürüm Ermenekli Zeliha yengenin tarifi...
MALZEMELER: yarım kilo kadar taze et yeni kesilmiş kuzu, koyun ise yağlı eğey tarafından Soğan ufağı (iri göver) 1 kg. sıvı yağ 3 kaşık Yaz günü ise domates kış ise 1 kaşık salça, tuz 1 tatlı kaşığı, kırmızı toz biber 1 çay kaşığı
YAPILIŞI: Et yıkanır. Haşlanır. Soğanlar ufaksa bütün olarak, büyükse dörde bölünerek etin üzerine konur. Yağ, salça veya domates, biber ve tuzu ilave edilir. Çok hafif ateşte suyunu çekene kadar pişirilir. İstenirse etle beraber bir avuç nohut ilave edilir ve pişirilir. Daha önce ıslatılmış nohut da ilave edilirse yemeği daha çok lezzetlendirirmiş.
Bunca yemek tarifini yaptık da bunları bizler yiyebiliyor muyduk onu da şiirde okuyun...
ELLİLİ YILLARDA...
Bulamaç pişerdi sabah ocakta
Çay kahve pek bulunmazdı bucakta
Yalınayak yürürdük karda kurakta
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Çarığı ayağa yakıştırırdık
Sille lastiğini yapıştırırdık
Katıksız ekmeği atıştırırdık
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Anamıza atamıza saygılı idik
Pantolon yamalı entari delik
Hısım akrabayı takip ederdik
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Kimi çoban olur davar güderdi
Babalarımız öküzle çifte giderdi
Anneler bazlama ekmek ederdi
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Para yoktu ama insanlık vardı
Muhabbet iyiydi geçinmek zordu
Şimdi insanları büyük hırs sardı
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Sabah kar kürürdük evin damında
Öğleye bulgur pilavı soğan yanında
Elif okur idik hoca önünde
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Tarhana çorbası sarımsak ile
Sabahtan sofraya gelecek diye
Beklerdik anamızdan çorba hediye
Ne güzel yaşamdı ellili yıllar
Ağır misafir gelince lüks yakardık
Birkaç ışığı evin kirişine asardık
Gaz ocağıyla demli bir çay yapardık
Zordu amma çok güzeldi ellili yıllar
Ozan İsmail o günleri yaşadı
Pilavı tiridi paparayı boşadı
Hormonlu gıdaya uyum sağladı
Ne güzel yaşamdı o ellili yıllar
27/NİSAN/2000
HAYALİMDEKİ SAĞLIK KURUMLARI (hastaneler)
Pekmezler Kaynatılırken “Budadım Bağları” Türküsü -II-
Pekmezler Kaynatılırken “Budadım Bağları” Türküsü -I-
Postal ve Kabaralı Kundura –II-
Postal ve Kabaralı Kundura -I-
Soğansız Sağlık: II
Soğansız Sağlığı-I
“Ben de bu dağları biliktir”
Köyde Bir Evin Hayvanlarla İmtihanı
Değişen Konya, Aile Kurumu...II