DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
Sağlık turizmi katma değeri yüksek bir sektör haline geldi
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
YARIŞ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Ben tüm eleştirilerden, yargılamalardan muaf olayım ama ben seni avazım çıktığı kadar eleştirebileyim.
Benim yapmadığım hata kalmasın, işlemediğim günah kalmasın ama seni işlediğin en küçük bir günahta rezil edeyim.
Ben bana verilen hiçbir görevi layığı ile yerine getirmesem de olur ama sende bir eksiklik görürsem yakarım canını.
Toplumun her kesiminde böyle bir hastalık var ne yazık ki…
Öğrenci öğretmeni, beğenmez, öğretmen müdürü beğenmez, müdür diğer üstlerini beğenmez.
İşçi patronu beğenmez, patron işçiyi beğenmez.
Herkes avazı çıktığı kadar konuşur. İşaret parmağımız her daim karşıyı gösterir.
Kimse kendi eksiğine bakmaz, kendi hatalarını görmez.
Bu bir hastalıktır. Bir an önce tedavi edilmesi gereken.
Memura zam vermeyen hükümete edilen laflara bakın hele.
Sanırsınız ki, adamlar cebinden zam verecek ve vermeyince kendilerinin karnı doyacak, vurun abalıya misali eli kalem tutan, ağzı laf yapan herkes konuşuyor.
Sanırsınız ki, verilecek üç beş rakamlık zam insanları bir anda zengin edecek ve refah seviyeleri anında yükselecek.
Yol yapılsın, işsizlere istihdam sağlansın, yeni işyerleri açılsın, hastaneler yapılsın, atama bekleyen öğretmenler atansın, doktorlar atansın, halkımız daha fazla hizmet görsün, diyen yok.
Vekile zam var, memura zam yok gibi klasik laflarla, öğretmen günde 18 saat çalışıyor duygu sömürüsü ile nereye kadar gideceğiz?
Tamam, kimsenin hakkı yenmesin, öğretmenin çalışma saati belirlensin. İş tanımı yapılsın. Kim kaç saat çalışıyorsa ona göre ücret verilsin, öğretmenin işi diğer memurun işinden daha zorsa ona da ayrıca yıpranma tazminatı ödensin.
Ama herkes de işini layığı ile yapsın.
Toplumda sadece öğretmen eziliyor, sadece öğretmen itilip kakılıyor edebiyatı yapılmasın.
Sosyal paylaşım sitelerine bakıyorsunuz, öğretmenler açlıktan ölüyor, bir yangın yerinde feryat ediyor sanırsınız!
İğneyi biraz da kendimize batırmak lazım, dokuz köyden kovulacağımızı bile bile, hakaretleri, küfürleri yiyeceğimizi bile bile.
Cebinden para harcayıp çocuklarımıza kitaplar alan, gecesini gündüzüne katıp okuyan araştıran, kendisini geliştiren, öğrencileri daha az başarılı oldular diye kara kara düşünen, ders saatleri dışında özel dersler vererek eksiğini gideren, bırakın hizmetliyi, yakacak odun bulamayıp evinden okula odun götürüp çocukları ısıtan öğretmenlerimizin varlığından tabii ki haberdarız ve onları minnetle, saygıyla anıyoruz, gurur duyuyoruz onlarla.
Hiçbir şekilde imkân bulamayıp eşinden çocuğundan ayrı yaşayıp dağ başlarında çile dolduran, sessizce gözyaşlarını içine akıtan öğretmenlerimizin acılarını paylaşmak şöyle dursun anlatmaya dilimizin yetmediğini de biliyoruz.
Ve işin en ilginç yanı, asıl sesi çıkmayan öğretmenlerimiz bunlar.
Altında lüks arabalarla, konforlu evlerde oturarak televizyon karşısında zam alamadık diye hükümete küfreden, sendikalara veryansın eden, özveriden uzak, derse girip çıkmayı bile bir lütuf gibi göstermeye çalışan öğretmenlerimiz var. Ve çoğunluğu da maalesef bunlar oluşturuyor.
Çalışma şartlarının iyileştirilmesini isteyen, veli ve öğrencinin ve medyanın oyuncağı olduğundan, müdür, müfettiş baskısı altında, evrak memuru, muhasebe memuru gibi çalıştığından, evde iş görmezse okulun işinin yürümeyeceğinden şikâyetçi olalım.
Asıl derdimiz bu olsun. Belirsizliklerimiz açıklığa kavuşturulsun diyelim. Biz kimsenin şamar oğlanı değiliz, günah keçisi değiliz diyelim.
Bakan bizi azarlamasın, başbakan bizi azarlamasın diyelim. Bu yolda eylemler yapalım, sesimizi arşa yükseltelim. Ama!
Öğretmenliğin onurunu ayaklar altına alanlara veryansın ederken kendimize de bakalım.
Toplumdaki algımız maalesef çok kötü. Bu biraz da bizim suçumuz diyebilelim. O sıfır puan çeken, çetelere özenen, mafyavari hareketlerle kendine yer edinmeye çalışan çocukları biz eğitiyoruz.
Bizi yaptıklarımız ayakta tutar!
Son bir soru: Okullar özelleştirilse, şu anki çalışma şekli ile kaç öğretmene iş verirler?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
Konyalı Kırmızılı Kadının Yüzümüzden Çıkardığı Maske
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor- 2
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
Ölüm Güzel Şey
Kadın eve kapanırsa aile kurtulur mu?
Zorunlu Eğitimi Kaldırdıktan Sonra Ne Olacak?
Yanmaz, yapışmaz muhalefet
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?