Emeklinin umudu Erdoğan
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
YIKILIŞINIZ YAKIN BE HEY ZALİMLER!
İş yapmayana oy vermek
Özel Sektörle Kamu Sektörü Arasındaki Ücret dengesizliği Ekonomik Büyümeyi Tehdit Ediyor
KAYGI
DÜNYA DÜZENİNİN ÇİVİSİ ÇIKTI.
HELÂL RIZIK PEŞİNDE KOŞUP HARAMLARDAN KAÇINMALI
ÜLLİMİNATİ VE MÜZİK PİYASASI
ABÂD OLMAZ
Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü”
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Ben tüm eleştirilerden, yargılamalardan muaf olayım ama ben seni avazım çıktığı kadar eleştirebileyim.
Benim yapmadığım hata kalmasın, işlemediğim günah kalmasın ama seni işlediğin en küçük bir günahta rezil edeyim.
Ben bana verilen hiçbir görevi layığı ile yerine getirmesem de olur ama sende bir eksiklik görürsem yakarım canını.
Toplumun her kesiminde böyle bir hastalık var ne yazık ki…
Öğrenci öğretmeni, beğenmez, öğretmen müdürü beğenmez, müdür diğer üstlerini beğenmez.
İşçi patronu beğenmez, patron işçiyi beğenmez.
Herkes avazı çıktığı kadar konuşur. İşaret parmağımız her daim karşıyı gösterir.
Kimse kendi eksiğine bakmaz, kendi hatalarını görmez.
Bu bir hastalıktır. Bir an önce tedavi edilmesi gereken.
Memura zam vermeyen hükümete edilen laflara bakın hele.
Sanırsınız ki, adamlar cebinden zam verecek ve vermeyince kendilerinin karnı doyacak, vurun abalıya misali eli kalem tutan, ağzı laf yapan herkes konuşuyor.
Sanırsınız ki, verilecek üç beş rakamlık zam insanları bir anda zengin edecek ve refah seviyeleri anında yükselecek.
Yol yapılsın, işsizlere istihdam sağlansın, yeni işyerleri açılsın, hastaneler yapılsın, atama bekleyen öğretmenler atansın, doktorlar atansın, halkımız daha fazla hizmet görsün, diyen yok.
Vekile zam var, memura zam yok gibi klasik laflarla, öğretmen günde 18 saat çalışıyor duygu sömürüsü ile nereye kadar gideceğiz?
Tamam, kimsenin hakkı yenmesin, öğretmenin çalışma saati belirlensin. İş tanımı yapılsın. Kim kaç saat çalışıyorsa ona göre ücret verilsin, öğretmenin işi diğer memurun işinden daha zorsa ona da ayrıca yıpranma tazminatı ödensin.
Ama herkes de işini layığı ile yapsın.
Toplumda sadece öğretmen eziliyor, sadece öğretmen itilip kakılıyor edebiyatı yapılmasın.
Sosyal paylaşım sitelerine bakıyorsunuz, öğretmenler açlıktan ölüyor, bir yangın yerinde feryat ediyor sanırsınız!
İğneyi biraz da kendimize batırmak lazım, dokuz köyden kovulacağımızı bile bile, hakaretleri, küfürleri yiyeceğimizi bile bile.
Cebinden para harcayıp çocuklarımıza kitaplar alan, gecesini gündüzüne katıp okuyan araştıran, kendisini geliştiren, öğrencileri daha az başarılı oldular diye kara kara düşünen, ders saatleri dışında özel dersler vererek eksiğini gideren, bırakın hizmetliyi, yakacak odun bulamayıp evinden okula odun götürüp çocukları ısıtan öğretmenlerimizin varlığından tabii ki haberdarız ve onları minnetle, saygıyla anıyoruz, gurur duyuyoruz onlarla.
Hiçbir şekilde imkân bulamayıp eşinden çocuğundan ayrı yaşayıp dağ başlarında çile dolduran, sessizce gözyaşlarını içine akıtan öğretmenlerimizin acılarını paylaşmak şöyle dursun anlatmaya dilimizin yetmediğini de biliyoruz.
Ve işin en ilginç yanı, asıl sesi çıkmayan öğretmenlerimiz bunlar.
Altında lüks arabalarla, konforlu evlerde oturarak televizyon karşısında zam alamadık diye hükümete küfreden, sendikalara veryansın eden, özveriden uzak, derse girip çıkmayı bile bir lütuf gibi göstermeye çalışan öğretmenlerimiz var. Ve çoğunluğu da maalesef bunlar oluşturuyor.
Çalışma şartlarının iyileştirilmesini isteyen, veli ve öğrencinin ve medyanın oyuncağı olduğundan, müdür, müfettiş baskısı altında, evrak memuru, muhasebe memuru gibi çalıştığından, evde iş görmezse okulun işinin yürümeyeceğinden şikâyetçi olalım.
Asıl derdimiz bu olsun. Belirsizliklerimiz açıklığa kavuşturulsun diyelim. Biz kimsenin şamar oğlanı değiliz, günah keçisi değiliz diyelim.
Bakan bizi azarlamasın, başbakan bizi azarlamasın diyelim. Bu yolda eylemler yapalım, sesimizi arşa yükseltelim. Ama!
Öğretmenliğin onurunu ayaklar altına alanlara veryansın ederken kendimize de bakalım.
Toplumdaki algımız maalesef çok kötü. Bu biraz da bizim suçumuz diyebilelim. O sıfır puan çeken, çetelere özenen, mafyavari hareketlerle kendine yer edinmeye çalışan çocukları biz eğitiyoruz.
Bizi yaptıklarımız ayakta tutar!
Son bir soru: Okullar özelleştirilse, şu anki çalışma şekli ile kaç öğretmene iş verirler?
İş yapmayana oy vermek
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
Seküler kesimin çatallı dili
Sessiz Çoğunluğun “Temiz Eller“ Manifestosu
Milletin Sinirini Bozmayın!
İddia ediyorum boş iddianame!
Aileyi madde planında kurtarırken
Torpil iyi işlere gölge düşürüyor
Mülakat sistemi değişiyor mu?
Modern ihtiyar heyetleri: Sosyal medya ve ilişki danışmanları