ZEKAT, ÖŞÜR, SADAKA

      Kur'an-ı Kerimde onlarca ayette infaktan bahsedilir, "infak edin, Allah yolunda harcayın, tasaddukta bulunun, zekatlarınızı şu şu insanlara verin” buyrulur. Otuz yedi ayete namaz ile zekat birlikte zikredilir, Rabbimiz namaz ile zekat emrini ayırmaz. Zekat ile namazı ayıranlara, "namaz kılarız ama zekat vermeyiz” diyenlere Hazreti Ebubekir (ra), hilafet döneminde savaş açmıştır.
       Kur'an'da zekât ve infaktan bahsedilirken, kimlere verileceği de ayrıntısıyla anlatılır ancak hangi mallardan ve ne oranda zekâtların verileceği Kur'an'da belirtilmez, bu oranlar,
bunların nisapları ve malların cinsleri sünnetle belirlenmiş ve teşri kılınmıştır. Altın, gümüş ve nakit parada, ticaret mallarında kırkta bir, büyük baş sığırda otuzda bir, küçükbaş koyun ve keçide kırktan yüz yirmiye kadar bir adet, zirai ürünlerde sulananda yirmide bir, kıraçta onda bir verileceği sünnetle emredilmiştir. Yani zekat oranlarını ve hangi mallardan
verileceğini bizzat Peygamberimiz belirlemiştir. Yani Peygamberimizin tebliğ ve teybin (açıklama) görevinin yanında bir de teşri (yasa koyma) görevi vardır. "Kur'an bize yeter” deyip Peygamberimizi devreden çıkaran, sadece mektupçu olarak gören mealcilere duyurulur.
         Evet, zekâtı verilecek mallar içinde zirai ürünlerin ayrı bir yeri var. Zirai ürünlerin, hububatın, sebze ve meyvelerin zekatına biz "öşür” diyoruz. "Öşür, aşar” Arapça'da "onda bir” anlamına gelir. Seneden seneye (kameri yıla göre) değil, öşür her ürünün hasadında verilir. İslam devletlerinde, şeriatın cari olduğu devirlerde zekâtlar ve öşürler bizzat devlet
tarafından toplanır ve Kur'an'da belirtilen gruplara dağıtılırdı (Tevbe suresi,60).
      Bugün zirai ürünlerden devletimiz belli oranda vergi almaktadır. Ancak bu öşür demek değildir. Öşür verirken tarla kirasını ve devlete verdiğimiz vergiyi düşebilir ve kalanından
öşrümüzü verebiliriz. Bir ürüne sulama masrafı yapmamışsak "onda bir, 1/10” oranında öşür verilir. Sulama masrafı yapmışsak "yirmide bir, 1/20” verilir.
      Bu günlerde çiftçimizin, köylümüzün hasat zamanı. Bazı kardeşlerimiz hasadının hesabını yapıp öşrünü hakkıyla vermekte ve ürününü manen sigorta altına almaktadır. Onları tebrik ederim. Evet, zekatı ve öşrü verilen mal sigortalanmıştır ve Rabbimizin koruması altındadır. Birçok afetten, selden, doludan malımızı verdiğimiz zekâtlar, sadakalar ve öşürler korur.
       Zekâtın bir anlamı da artmak ve temizlemektir. Yani zekât, malı bereketlendirir, artırır, kul hakkından, haram ve şüpheliden temizler. Sadaka ise Rabbimize şükür ve sadakatımızı göstermek demektir. 
       Zekâtı, öşrü verilen malda bereket olur, harcanırken hayırlı ve faydalı yerlere harcanır. Zekât ve öşür, bağı, ağacı budamak gibidir, budanan ağaç daha çok meyve verir, öşrü verilen hububat daha bereketli olur ve birim arazide daha çok üretim gerçekleşir. Ekini, sebzeyi daha çok sulamak, daha çok gübresini atmak ve otunu almak yetmez, özellikle öşrü de verilmeli ki verimi yüksek ve bereketi daha çok olsun. Yani ürünün gerçek sahibi, onun suyunu ve yağmurunu veren Allah'tır. O'nun emri olan öşür de verilirse Rabbimiz devamını sağlar, daha bol verir, her türlü afetten korur, yemeyi ve harcamayı nasip eder.
      Buradan çiftçi kardeşlerimize sesleniyorum: Allah'ın zekat ve öşür emrini ıskalamayın. Hububatınızı, ekininizi hasat ederken manen sigortalatın, Rabbimizin korumasına verin. Hadis-i şerifte buyrulur: "Mallarınızı zekâtla kale içine alın, hastalıklarınızı sadaka ile tedavi edin, bela dalgalarını dua ve niyazla önleyin.”  Rabbimiz bol verirse kimse mani olamaz, Rabbimiz kısarsa da kimse onu alamaz, artıramaz. O'na güvenmeli, O'na dayanmalı, O'nun emri doğrultusunda zekât ehlini gözetmeli ve O'nun yolunda harcamalı. Fiili şükür budur. Rabbimiz şükredene artırır.
      Gördüğümüz kadarıyla bu yıl hububatta bereketli bir yıl. Bahar yağmurlarını alan ekinlerimizde rekolte yüksek. Depremzedelere verdiklerimizin bereketini topluyoruz. Ürünümüz bereketli, kazancımız bol, ailemiz huzur içinde olsun.

Yazarın Diğer Yazıları