“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Küçük çocuk dört-beş yaşlarında idi. Yürürken kaldırıma çıkıyor, iniyor, kendince sesler çıkartıp, oynuyordu. Onu seyrederken kendime, taaa çocukluğuma döndüm. Ben de ne çok severdim; duvar üzerinde yürümeyi, atlayıp-zıplamayı. Çocukluğun en saf halidir bu; "kim ne der” diye düşünmeden, kendi kurduğun dünyada yaşamak… Ayrıcalıktır.
Ben kendi çocukluğumda dolaşırken; birden önümde yürüyerek, hoplayıp-zıplayan çocuk yere kapaklandı. Gayri ihtiyâri bir "ah kuzum” sesiyle çocuğa doğru koşuyordum ki; çocuğu yerden kaldıran bir kadın "ben sana doğru dürüst yürü demedim mi” diyerek kuvvetlice bir tokat yapıştırdı. Yerden kaldırdığı çocuğu hem omuzundan tutup sarsıyor, hem de parmaklarıyla başına vuruyordu. Ben yetişene kadar kaşla göz arası denecek bir zamanda çocuğu epeyce hırpalayan bu kadın annesi olmalıydı. Çocuk düşmenin acısından çok, yediği dayağın utancından ağlıyordu. O hayâl dünyası birden dağılan çocuk; korku dolu gözlerinden boncuk boncuk akan yaşlarla suçunun ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ben vücudumdaki tüm kanın yüzüme doğru akın ettiğini hissettim. Kıpkırmızı olmuştum.
_”siz ne yaptınız kardeşim? Çocuk zaten düştü, acı çekiyor. Sizin merhametinize ihtiyacı var, dayağa değil” dedim. Kadın hışımla bana dönüp;
_ anneliği senden mi öğreneceğim, kendi çocuğuma ne yapacağımı sen mi söyleyeceksin? Git şuradan” diye bağırdı. Çocuğa yardım edememenin acısı yüreğimde iki kat arttı.
Kaba kuvvet; insanın en âciz, en zavallı olduğu an olsa gerekir. Çünkü kaba kuvvete başvuran insan, kendi özündeki sorunlar canavarına teslim olmuş demektir. Oysa bir sorun varsa muhakkak çözüm de vardır. Ama çözüm adamı olmak ince bir anlayış ve çaba ister.
Bahçesinde küçük çocuğuyla oynayan bir adamın suyla şakalaşmanın sonucunda hem kendisi hem de çocuğu çamurlar içerisinde kalır. Onları izleyen arkadaşı; adama:
-"hey çocuğu sudan çıkar, yoksa hasta olacak " der. Adam:
-biliyorum, biliyorum. Ama onu bu sudan benim çıkarmamın ona bir faydası olmayacak. Kendisine çamurlu sudan çıkmayı istetmek için ne yapmam gerektiğini düşünüyorum” der.
Çocuk, güzelliğin en saf halidir. Ve biz ona ne kadar çok değer verirsek, onu hak etmek için o kadar uğraşacaktır.
Biz sahip olmadıklarımızı her an, olduklarımızı ise pek az düşündüğümüz için bu kadar mutsuz olabilir miyiz? Biraz daha rahat olursak; çocuklarımıza hedef gösterirken içlerindeki coşkuyu söndürmez ve daha çok tebessüm edersek onlar gördüklerine hayran olacaktır.
FREN
YARIŞ
HADSİZLİK
KURUYANLAR-YEŞERENLER
EN İYİ ARKADAŞIM
MÜZELİK OLMADAN
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL