Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Küçük çocuk dört-beş yaşlarında idi. Yürürken kaldırıma çıkıyor, iniyor, kendince sesler çıkartıp, oynuyordu. Onu seyrederken kendime, taaa çocukluğuma döndüm. Ben de ne çok severdim; duvar üzerinde yürümeyi, atlayıp-zıplamayı. Çocukluğun en saf halidir bu; "kim ne der” diye düşünmeden, kendi kurduğun dünyada yaşamak… Ayrıcalıktır.
Ben kendi çocukluğumda dolaşırken; birden önümde yürüyerek, hoplayıp-zıplayan çocuk yere kapaklandı. Gayri ihtiyâri bir "ah kuzum” sesiyle çocuğa doğru koşuyordum ki; çocuğu yerden kaldıran bir kadın "ben sana doğru dürüst yürü demedim mi” diyerek kuvvetlice bir tokat yapıştırdı. Yerden kaldırdığı çocuğu hem omuzundan tutup sarsıyor, hem de parmaklarıyla başına vuruyordu. Ben yetişene kadar kaşla göz arası denecek bir zamanda çocuğu epeyce hırpalayan bu kadın annesi olmalıydı. Çocuk düşmenin acısından çok, yediği dayağın utancından ağlıyordu. O hayâl dünyası birden dağılan çocuk; korku dolu gözlerinden boncuk boncuk akan yaşlarla suçunun ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ben vücudumdaki tüm kanın yüzüme doğru akın ettiğini hissettim. Kıpkırmızı olmuştum.
_”siz ne yaptınız kardeşim? Çocuk zaten düştü, acı çekiyor. Sizin merhametinize ihtiyacı var, dayağa değil” dedim. Kadın hışımla bana dönüp;
_ anneliği senden mi öğreneceğim, kendi çocuğuma ne yapacağımı sen mi söyleyeceksin? Git şuradan” diye bağırdı. Çocuğa yardım edememenin acısı yüreğimde iki kat arttı.
Kaba kuvvet; insanın en âciz, en zavallı olduğu an olsa gerekir. Çünkü kaba kuvvete başvuran insan, kendi özündeki sorunlar canavarına teslim olmuş demektir. Oysa bir sorun varsa muhakkak çözüm de vardır. Ama çözüm adamı olmak ince bir anlayış ve çaba ister.
Bahçesinde küçük çocuğuyla oynayan bir adamın suyla şakalaşmanın sonucunda hem kendisi hem de çocuğu çamurlar içerisinde kalır. Onları izleyen arkadaşı; adama:
-"hey çocuğu sudan çıkar, yoksa hasta olacak " der. Adam:
-biliyorum, biliyorum. Ama onu bu sudan benim çıkarmamın ona bir faydası olmayacak. Kendisine çamurlu sudan çıkmayı istetmek için ne yapmam gerektiğini düşünüyorum” der.
Çocuk, güzelliğin en saf halidir. Ve biz ona ne kadar çok değer verirsek, onu hak etmek için o kadar uğraşacaktır.
Biz sahip olmadıklarımızı her an, olduklarımızı ise pek az düşündüğümüz için bu kadar mutsuz olabilir miyiz? Biraz daha rahat olursak; çocuklarımıza hedef gösterirken içlerindeki coşkuyu söndürmez ve daha çok tebessüm edersek onlar gördüklerine hayran olacaktır.
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL
TESPİT-TAMİR
ÜNLÜ EDELİM
SEÇİMİM BENİM
ÇIVIT
BESLENME ÇANTASI
ŞEMSİYENİ AÇ