İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
BAYRAK NEDİR?
Faiz indirimlerinin olumlu etkileri piyasalarda neden hissedilmiyor?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
O YOK
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Satıcıların kendi ürünlerine dikkat çekmek için türlü maniler dizdiği, sesinin son perdesine kadar sergilediği ,”gel, gel bu tezgaha gel” seslerinin birbirine karıştığı pazarda ilerleyen kadın; balık tezgahının önünde durdu. Satıcıların kimisinin çenesinde, kimisinin kolunda olan maske balıkçının da cebinde sallanıyordu. Ağzında dumanı tüten sigarasını çıkarma gereği duymadan müşterilere doğru döndü ve ilk sıradakine” kaç kilo, temizleyelim mi” muhabbetine daldı. Tabii herkes dumanaltı bir bekleyişle bu muhabbetten nasibini aldı.
Sigara; keyfi bir bağlılık. Eskiler, kız isteme zamanı oğullarını tanıtırken:” hiçbir kötü alışkanlığı yok bir sigarası var o kadar” dermiş. Yani var bir kötülük ama” o kadarcık” işte …
Sigara sevenler son yasaklarla” vay evde içmeyelim, kapalı mekanlarda içmeyelim , toplu yerlerde de içmeyelim, ne yapacağız? nerede içelim” derdine düştüler. Yasağı kendi özgürlüğüne uzatılmış bir eli gibi görenler isyanda.. Ama sigara içmek sadece senin özgürlüğün değil ki; evin en sevdiklerinle dolu ve sen en keyif aldığın anda yaktığın sigaradan bir nefes alırken sadece kendi ciğerlerini tüketmiyor; sevdiklerinin de en hayati organlarını tüketiyorsun . Çarşıda pazarda hiç tanımadığın insanların yüzlerine gelen dumanınla onların hakkına giriyorsun.
Bir restorantta açık havada yemeğimizi yiyeceğiz. Tam arka masamızdaki beyefendiler” açık hava” serbestliği diye sigaralarını yakıyorlar, tüm yemek boyunca dumanları bizim nefes borumuzda… Üstelik, rahatsız olduğumuzu fark edince; birini söndürmeden diğerini yakarak, inadına bir vurdum duymazlığa bürünüyorlar.
Hastaneye gidiyoruz, sağlık çalışanları bahçede toplu sigara molasındalar. Tamam” bu benim sağlığım, benim vücudum, istediğimi yaparım” diyeceksin ama sen sadece sana ait değilsin ki. Bir anne- baba isen; evladına, eşine, genç isen; anne- babana, arkadaşlarına, tüm sevdiklerine ve seni sevenlere aitsin.
Hepsinden birazsın.” Benim dünyam” diyemeyeceğin kadar çok ortağa sahipsin.
Bence haklarla kibir arasında aşılması çok kolay bir çizgi var.” Hakkımdır, yaparım” dediğimiz şeyler, nezaketten ayrıldığımız an bizi kibre götürür.
Devletin halkının sağlığını; gerekirse zorla korumaya çalışması babalığının gereği. Evlat asi olsa da” ya karışma bana, git işine "dese de; babalığını yapan devletin, bu kararını ben alkışlıyorum…
YIKIM
YOLUN SONU
KÜFÜR
ABÂD OLMAZ
SEVDALISIYIZ
TERAZİ
DUYMAK İSTEMİYORUZ.
YAPMAYIN!!
HOŞ EYLE
SANDWİCH -EKMEK ARASI