“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Ünlü sosyolog yazar Max Weber, bir gün aynı binada yaşadığı ressam Abe Walkowitz' e rastlar. O sıralarda 73 yaşında olan ressama:
-Gözünden ameliyat olduğunu işittim. Resim yapman için, bundan sonra gözlerin yeterli olacak mı? Diye sorar. Ünlü ressam:
-sanırım yeterli olacak. Ama göremediğim zamanda, resim eleştirmenliği yapacağım. Yani işsiz kalmam söz konusu değil. "der.
Eleştirmek kolay, yapmak zordur. O yüzden birincisine binlerce kez talipken; ikincisine pek rağbet etmeyiz. Hani hep gençleri eleştirip duruyoruz ya; "nereye gidiyorlar? Ruhları ölü, tembel bir gençlik geliyor” diye... Tamamen yanlış… Çünkü bir bahçede diken varsa, gül de var demektir.
Bugün yolum öğle ezanları okunurken; üniversitenin kampüsüne düştü. Hiç kısmet olmamıştı bu cami. Hemen namazın edasına içeri girdim. Gördüğüm manzara müthişti. Oldukça büyük olan caminin, bayanlar bölümünün içi gençlerle dopdolu idi. Sanırsın bir Cuma ya da bayram kalabalığı ve hanımlar özellikle davet edilmiş. Kametin getirilmesi ile birlikte tüm gençler aralarından su sızmayacak şekilde yanyana saf oldular. İşte özlenen manzara: vakit namazı ve gençlik Allah'ın kulluk yoklamasında ezel ve ebed çizgisi gibi muhteşem bir duruşta… Bu toplulukta el bağlayıp divan durmak daha bir lezzetlendi.
‘'Gençleri çok sevin, buyuran peygamberimin (s.a.v) ümmeti olarak onları çok severim. Ama benim için gençlik; hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, ümitsizlikleri derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerini kaybetmiş olmaları, yararlı olmaktan vazgeçmeleri; güzellikleri görmekten uzaklaşmalarıdır. Nobel ödüllü Doktor Albert Schweitzer 88 yaşına rağmen Afrika hastanelerinde durmaksızın çalışarak ameliyat yapıyordu. Galileo, Ay'ın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşında. Charlie Chaplin 76 yaşında iken; hala film yönetmenliği yapıyordu. Mimar Sinan; Süleymaniye camisini bitirdiğinde 70, Selimiye'yi tamamladığında 86 olmuştu. Sahabeler; dünyaya iyilik aşısına çıktığında, 60-70-80 yaşlarında gençlerdi.
İşini severek yapan, insanları önemseyip, faydalı olan her insan yüzü buruşsa da genç…
Seviyorum onları… Hastası yolu bilemedi diye yerinden kalkıp ‘'şu koridoru geçip şu odaya gireceksin. Ben takip ediyorum hadi'' diye yol gösteren hatta hemen akabindeki hastası için de hakiki bir endişe duyarak ‘'Dur; bir de beraber gidip şu bölümdeki uzman arkadaştan fikir alalım'' diyen doktoru; ayakkabısını boyadığı her müşteriye bir de koku ikram eden ve kocaman gülümseyen amcayı, lokantasına yemeğe gelen her müşteriyi evinde ağarlarmış gibi titizlik gösterip; mutlu etmeye çalışan teyzeyi seviyorum.
Bu yazı; umudun içini dolduran her insana; genç kalmanın sırrını keşfeden her yüreğe gelsin…
FREN
YARIŞ
HADSİZLİK
KURUYANLAR-YEŞERENLER
EN İYİ ARKADAŞIM
MÜZELİK OLMADAN
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL