GÜNÜN CEBİ

Kızı defalarca telefon edip:

- Anne zamanları geçmeden gelip nergisleri görmelisin, demişti .

 Aslında gitmek istiyordu ama kızının oturduğu yer neredeyse 2 saatlik araba  mesafesinde idi. Biraz gönülsüzce:

- Haftaya salı geleceğim, diye söz verdi. Çünkü bu üçüncü telefon edişiydi. 

  Ertesi salı ; yağmur ve soğukla birlikte geldi ama ne çare söz vermişti bir kere. Bu yüzden arabaya atlayıp gitti. Kızının evine girip, kızını kucakladıktan ,torunlar ile hasret giderdikten sonra dinlenmek istediğini belirterek:

- Nergisleri boş ver, dedi. Yol sisten görünmüyor,zaten şu anda seni ve çocukları o kadar çok özlemişim ki 1 m daha araba kullanmayı düşünmüyorum.

  Kızı sakince gülümsedi ve” biz her zaman böyle havalarda araba kullanıyoruz” anneciğim dedi.

  Kızının ısrarına dayanamayarak yola çıktılar, 20 dakika sonra küçük bir çakıl yola saptılar. Bir müddet sonra arabadan inerek patikadan aşağı doğru yürümeye başladılar. Patika yolun dönemeç yaptığı yere döner dönmez gördükleri karşısında nefesi kesildi.

  Dünyanın en göz alıcı görüntüsü gözlerinin önünde uzanıyordu ,sanki birisi koca bir kazan dolusu altını alıp dağın zirvesinden aşağıya , yamaçlarına doğru boca etmişti. Çiçekler görkemli bir şekilde , helezonlar hâlinde, koyu turuncu,beyaz, limon sarısı, somon pembesi, hardal ve krem, rengarenk adeta kurdelalar gibi art arda dizilmişlerdi. Aynı renkteki çiçekler bir arada ekilmiş olduğundan her biri kendi rengindeki bir ırmağı andırırcasına akıp gidiyordu. Hayranlıkla:

- Bütün bunları kim yaptı? diye sordu.

- Sadece tek bir kadın, diye cevapladı kızı. Kendisi de burada yaşıyor. Burası onun evi.

  Tüm o ihtişamın ortasındaki küçük, mütevazı ,iyi bakılmış evi gösterdi . Eve doğru yürüdüler. Evin girişindeki bahçede bir tabela gördü.” Cevaplaya bildiğim kadarıyla soracaklarınızın yanıtları”yazıyordu tabelada.

  İlk yanıt basitti.” 50.000 çiçek soğanı” diyordu.İkinci yanıt "hepsi birer birer, bir kadın tarafından,2 el 2 ayak ve birazcık akıl ile”. Üçüncüsü "1958'de başlandı” idi . 

  Hiç görmemiş olduğu bu kadıncağızı düşündü ;.aşağı yukarı 40 yıl önce bu işe koyulan, her seferinde bir çiçek soğanı ekerek görülmesi bile zor bir dağa göz zevkini ve neşesini getirmiş olan o kadını. Ama her seferinde tek bir çiçek soğanı ekerek, yıllar boyu süren çabası sonucunda dünyayı değiştirebilmişti.

  Bu bilinmeyen kadın, içinde yaşadığı dünyayı ebediyen değiştirmişti. Tarifi zor büyülü bir ortam güzellik ve ilham oluşturmuştu…

    Çoğumuzun her şey bir anda olsun isteyen bir tarafımız var. 

- Ekmeden biçmeyi ,

-Yorulmadan dinlenmeyi,

- Beklemeden kavuşmayı,

- Başlamadan bitirmeyi seven bir tarafımız..

  Oysa bir amacımız varsa; ki olmalı, ona ulaşmak için küçük küçük de olsa hep bir adım atmalıyız.

  Ne derler;”Nedeni olanın, nasılı olmaz”. Eğer hayatımıza anlam yüklemek ve gölgemizin sevilmesini istiyorsak bize verilen zamanı , mekanı, biricik hayatı sevmeli ve güzel bir hikaye için bin yol bulabileceğimizi bilmeliyiz.

  Ne demişti Nietzsche "İçini dolduracak çok şey olduğu zaman günün yüzlerce cebi vardır”…


Yazarın Diğer Yazıları