İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
BAYRAK NEDİR?
Faiz indirimlerinin olumlu etkileri piyasalarda neden hissedilmiyor?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
O YOK
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Kavramların gönüllerdeki yerlerinin, algılarla yer değiştirilmesi çabasını her alanda görüyoruz.
Edebin; silik- şizoid bir karakter görülerek, her günahını- ayıbını, değer yoksunluğunu açıkça ilan edip, milyonları şahit tutmanın "cesurluk” kabul edildiği, özgüven sahibi diye isimlendirildiği bir sosyal medya, iletişim kullanımı görüyoruz.
Henüz kanunen reşit olmadığı yaşta, kendi isteğiyle bir erkekle yaşadığı haram, mahrem hallerini "deneyim” adı altında, milyonların karşısında hiç sıkıntı duymadan anlatmayı”cesurca” diye isimlendirmek gibi…
Yetmişli yıllardaki çekilen türk filmlerinde en azından "pavyona düştü” diye bir onur kaybı olarak sunulan; kapısındaki bekçiden tut da tuvaletçisine kadar düşük görülen bir hayatı , pavyonu şimdi allayıp pullayarak; çok eğlenceli,tercih edilmesi doğal, hatta özendirici göstermek gibi…
Siyahla beyazın birbirinin içine geçtiği sonsuzluk kolyeleri vardır.
Paulo Chelo ;”iyi ve kötünün yüzü aynıdır” der ve bir hikaye anlatır.” Leonardo da Vinci "Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde Hazreti İsa'yı ve o yemekte kendisine ihanet etmeye karar veren Yahuda'yıtasvir edecek modeller aramaya başlar.
Uzun süre geçer; nihayet bir gün bir konser sırasında birinin Hazreti Isa'ya benzediğini fark eder. İsa; resimdeki iyiyi temsil eder. Adamı atölyesine davet ederek peş peşe çizdiği eskizlerden sonra, onun görüntüsünü resimdeki gerekli yere oturtur ama Yahuda için kullanacağı modeli bir türlü bulamaz.
Günler günleri kovalarken sonunda Leonardo vaktinden önce ihtiyarlayan genç bir adam görür.Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştır.
Leonardo ; yardımcılarına adamı atölyeye taşımalarını söyler ve eskiz bile yapmadan muhatabının yüzündeki bencilliği, günahı,inançsızlığı kötünün temsili olması için Yahuda karakteri olarak çizer .
İşini bitirdiğinde, biraz ayılan berduş gözlerini açar ve uzun uzun duvardaki resme bakarak; şaşkın ve hüzün dolu bir sesle mırıldanır :
-Ben bu tabloyu daha önce görmüştüm !.
-Ne zaman?. Diye sorar Leonarda. O da şaşırır.
- 3yıl önce, der adam. Elimde, avucumda olanı kaybetmeden önce. O sırada bir koroda şarkı söylüyordum ;pek çok hayalim vardı ve bir ressam gelerek bana İsa'nın yüzü olmak için modellik teklif etti…
Üç yıl önce iyinin yüzü olan adam hayatına verdiği yönle 3 yıl sonra kötünün yüzü olmuştur.
Bana göre; aslında iyinin ve kötünün yüzü aynı değildir. İyinin yüzü hep güzeldir, kötünün de hep çirkin. Bizim ne tarafı, hangisini besleyeceğiz önemlidir.
Algıda zirveleri zorladığımız günümüzde; iyiyiçirkin, kötüyü güzel göstermeye çabalayanlar olsa da yoldaki başarı sonudur ve sonunda hep iyiler kazanır…
YIKIM
YOLUN SONU
KÜFÜR
ABÂD OLMAZ
SEVDALISIYIZ
TERAZİ
DUYMAK İSTEMİYORUZ.
YAPMAYIN!!
HOŞ EYLE
SANDWİCH -EKMEK ARASI