İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
BAYRAK NEDİR?
Faiz indirimlerinin olumlu etkileri piyasalarda neden hissedilmiyor?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
O YOK
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Eylül'e şiirler yazan , romanlar kaleme alan edebiyatçılarımız; küresel ısınmayı yaşasalardı eminim kasım ayı ilham kaynakları olurdu.
Sonbaharın ilk ayı olduğu için belki de; düşen yapraklar gibi gitmeleri, bekleyişleri, son görüşleri anımsatan tüm şiirler Eylül'e… Fakat bizim Eylül'de neredeyse sararan tek yaprak bile yoktu.
Gitmeler Kasım'a kaldı. İnsan ruhunun tüm gel -gitleri, karmaşık halleri, severken bırakışları, bıraktığını sevişleri hepsi sanki bu ayın manzaraları. Kâinatın büründü renk cümbüşü insana ithaf gibi.. Yeşilin sarıya dönüşü, kızılın, turuncunun asla bir ressamın tuvalinde bulamayacağınız tonları, güneşin hem ısıtan hem üşüten halleri… Sırrına eremediğimiz ruhumuz gibi…
Ekim; eteklerini bir gelin edasıyla toplayıp giderken şahit olanlara” çok şükür” dedirten büyük olaylar bıraktı.
Bize; asla göz dağına teslim olmamış, kadim tarihi ile bilinen bu millete ayar vermeye çalışan on ülkenin büyükelçileri "ben yolumdan dönmem” diyen Cumhurun başkanı tarafından diplomaside en ağır dille "had bildirilerek” geri adım attırıldı.
Bir insanı seversiniz, sevmezsiniz size ait . Sevmek kalbin işi çünkü… Kalbe yol gösteren pencereler ise gözler. Her baktığımıza sıfatlar konduran da gözlerin sahibi ruhumuz. Gördüğümüz güzellik ya da çirkinlik kendimize göre de değişiyor o yüzden ama değişmeyen şeyler; yapılan işlerdir.
Eğer baktığımıza kalbimizdeki kinle, ideolojimizle, hasedimizle bakmıyorsak; teslim etmemiz gereken şey; milletimizin hayrına olan her adıma” çok şükür” diyebilmektir.
" Siz bu milletin efendisi değilsiniz, dolarla, ekonomi ile, sosyal medya üzerinden maşalarınızla bu milleti tehdit edip, yükselme yolundaki güçlü adımlarını kesemezsiniz” demek sadece Cumhurun başkanının değil, kendini bu millete ait hisseden her ferdin söylemidir.
Yıkılırken tüm art niyetlilerin ülkeyi ayağa kaldırmak için çırpındığı, " buraya alışveriş merkezi yapacaklar” çığlıkları attığı Atatürk Kültür Merkezi muhteşem bir görsel şölenle açıldı. Sözde sanatı, sanatçıyı koruduğunu söyleyen, her olayda ülkeyi olumsuz söylemlerle geren arkadaşların bir tanesinde bile” hakikat şu ki; biz yanılmışız , muhteşem bir eser olmuş” tarzında en ufak bir hakkı teslim ediş yok. İşte bu; kendi at gözlüğü ile bakış, hakikatleri yok sayıştır .
Bugün 1 Kasım …Sonbaharın tüm renkleri bize açılmışken ellerimi kaldırıp dua ediyorum:
" Bu milleti adaletin, hayrın, hakikatin aşığı eyle ve tüm bunları gerçekleştirecek güç ver…”
YIKIM
YOLUN SONU
KÜFÜR
ABÂD OLMAZ
SEVDALISIYIZ
TERAZİ
DUYMAK İSTEMİYORUZ.
YAPMAYIN!!
HOŞ EYLE
SANDWİCH -EKMEK ARASI