“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Yaşlı tüccar emekliye ayrılıyordu. İşini 2 oğlundan hangisine bırakacağına, onları tecrübe ederek karar vermek istedi. Bu sebeple her ikisine de aynı miktarda çok az bir para verdi ve:
- Bu para ile evi dolduracak herhangi bir şey alınız, dedi.
Büyük çocuk hemen pazara gitti. Elindeki az para ile çok miktarda alınabilecek şeyin ancak saman olduğunu düşündü. Samanları alıp eve getirdi ama evin her tarafını onunla kaplamanın mümkün olmadığını gördü.
Küçük çocuk babasının akıl ve zekayla yerine getirilebilecek bir iş verdiğini düşündü. Elindeki para ile yeterli sayıda mum satın aldı. Onları eve götürüp tüm odalara koydu. Geceleyin mumları yaktı, mumların ışığı bütün evi aydınlatmıştı.
Baba, işi küçük oğluna bırakmaya karar verdi. Çünkü o, aklını kullanmayı başarmıştı.
Nobel ödüllü bilim adamı Libet ; yaptığı deneylerle insanın bir olay karşısında mantığından çok sezgileriyle, bilinçaltı ile karar verdiğini saptıyor. Wegner ise; bu deneylere bir basamak daha çıkıyor ve insanın birçok kararı kendi iradesiyle değil, çevresinin etkisinde aldığını kanıtlıyor.
Durum tam da böyle. Dubai çikolatası satılan bir dükkanın önünde gördüğümüz insan kuyruğu bu tezi doğruluyor.
İnsan kendi aklından çok sürü psikolojisinin, duygusunun içinde hareket ediyor. Sürü bir şeyi ünlü etti mi onun dışında kalmak sanki derece düşürüyor ya da dışlanmayı göze aldırıyor gibi bir dayatma..
Gerçekten aç insanların bir kaşık, bir tabak yemek için saatlerce beklemeyi göze aldıkları çaresizliğin neticesi olan yemek kuyruğunu; her şeye doygun insanların bir lüks simgesi eyledikleri "tadım, zevk ürünü” için göze almaları akla durgunluk veren bir durum değil mi?.
- Aaa! Sen daha yemedin mi? Sözleriyle dayatılan bir sürü psikolojisi değil mi?.
Ya da; bir çikolata yediğini sosyal medyasında paylaşmak "ben de artık o sürünün içindeyim” duygusu değil mi?.
Bizi yutan, tek olmamızı engelleyen, kendi aklımıza, ruhumuza değil; dayatılan kalabalığın içinde sürüyü çoğaltan bir eleman olmamızı isteyen bu psikoloji eğer aklımızı kullanmazsak bizim ruhumuzun tüm ışığını söndürür…
FREN
YARIŞ
HADSİZLİK
KURUYANLAR-YEŞERENLER
EN İYİ ARKADAŞIM
MÜZELİK OLMADAN
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL