ŞUBAT; AŞK YOLU….

" Dağları oyup zindan etseler,

Allah nurunu söndüremezler "

Ortaokul, lise yıllarında söylediğimiz bu mısralar bize bir hakikatin hülyasını kurmayı, ona ulaşmak için gayret etmeyi öğretirdi.

" Görevlerimiz , vaktimizden fazladır” ilkesi de bize O'nun mirasıydı. Hiçbir zaman yeterince anlamasak da içimizi kıpır kıpır eden,” bir şeyler üretmeliyiz, haktan, hakikatten yana olmalıyız” telaşına düşüren bir düsturdu bizim için.

Beni asıl yıkan şey O'nun şehit edildiğinde 42 yaşında olduğunu öğrenmek olmuştu. İşi, hizmetleri vaktinden çok olan bu adam; fikirlerinin bereketini belli ki sadece yaşadığı zamanda değil, yıllarca alacak bir aşka sahipti.

Hasan el Benna; İngiliz sömürüsü altında olan halkı uyandırmak için çırpınan, Allah'ın dinine sımsıkı sarılmanın tek çare olduğunu her fırsatta haykıran bir genç.

Bir gün kahvede nargile içen gençleri görünce; mangalı yere fırlatır. Ateşler her yere dağılınca insanlar korku ile sağa sola kaçarlar. Onlara;

-" Ey insanlar! Dünyada şu küçücük ateşten kaçıyorsunuz da kıyamet günü cehennemin ateşinden niye kaçmıyorsunuz” diye seslenir. Her sözü, her hareketi ve samimiyeti ile etrafında toplanan gençler, insanlar artar. Daha 21 yaşında Müslüman kardeşler topluluğunu oluşturur ve başkan seçilir. Sadece Hindistan‘ı değil Filistin'i ve tüm islam alemini ve dünyayı harekete geçiren fikirleri gün geçtikçe yayılır. Kürsüde konuşurken yedi kurşunla şehit edilir.

Korktukları insanları öldürünce yok olacak sanırlar ya; ne büyük aldanış… "Kıyamet günü güzel bir dilekçem olmalı” derdinde olan her gencin duvarlarını, defterlerini süsleyen tavsiyeleri kalpten kalbe O'nu yaşatır…

Malcolm X; Little olan ismini , belki de davanın isimsiz bir savunucusu olayım, bulunması gereken bir bilinmezliği temsil edeyim diye " X” yapan bir lider. Henüz iki yaşındayken; kardeşleriyle içinde bulunduğu evlerini yakan beyazlara” rengin bir üstünlük ölçüsü olmayacağını” haykıran güzel insan.

Hayatı boyunca yaşadığı tüm itilmişlikleri, çaresizlikleri, yüreğinde biriktirdiği kini İslamla tanışınca ve haç yapınca unutan bir dava adamı.

Haç yapınca eşine yazdığı mektupta şaşkınlığını dile getirir. " İslam dünyasına geldim geleli 11 gün oluyor. O gün bugündür de gözleri maviler mavisi ve saçları sarılar sarısı ve tenleri beyazlar beyazı olan müslüman kardeşlerle aynı Allah'a inandığımız için aynı sofrada aynı tabaktan yemekteyiz, aynı bardaktan içmekteyiz, aynı halılarda uyumaktayız, hayatımda böyle itibar görmedim ben”

Kürsüde konuşurken kurşunlandığında 40 yaşındadır. Şehadetinin üzerinden yıllar geçse de O' da ölmeyenlerden.

ŞUBAT; aşk ayı… Allah'ın adını, sevgisini, dosdoğru yolunu duyurmak ve yürümek sevdalısı güzellerin ona kavuşma ayı…

Ah! şubat daha seninle kimleri konuşacağız….


Yazarın Diğer Yazıları