Fatih KUT
Fatih KUT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Ramazan ayı tövbe ayıdır

16 Mayıs 2020, C.tesi günü eklendi.

"Ey iman edenler! Kurtuluşa ermeniz için hepiniz tövbe ediniz"( Nur, 31)

İslam, insanı üstün ideallere ulaştırmayı hedefleyen ilahi bir dindir. Onun için hem insanı özendirici ve teşvik edici, hem de kişiliği güçlendirip geliştirici pek çok ahlaki değer ve tedbir getirmiştir. Bakıldığında bunların, maddi ve manevi alanda insanı düze çıkaran şeyler olduğu görülecektir. Eğer insan bu değer ve tedbirlere sarılır ve onların gereğini yaparsa, mutlaka mutlu olur ve iki cihan saadetini birlikte kazanır. İnsanı üstün ideallere yöneltip kemal noktasına ulaştırmayı hedefleyen değer ve tedbirler, genelde gerçek mü'min olmanın şartı olarak yapılması gereken fiillerdir. İbadet ve taat, züht ve takva bunlardandır. Kur'an, insan-ı kâmil mertebesine bunlarla ulaşılabileceğini, ayrıca tüm peygamberler ile Allah'ın veli kullarının faaliyetlerinin de tamimiyle bu üstün değerler dünyasına ait olduğunu haber vererek, onları örnek almamızı istemiştir.

Bu bağlamda öne çıkan en büyük isim ise, Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.)'dir. Nitekim Kur'an-ı Kerim O'nun için; "Gerçekten Allah'ı, ahiret gününü arzulayanlar için, Allah'ın Resûlü'nde en güzel bir örnek vardır"( Ahzab, 21) buyurmaktadır. Hakikaten onlar, örnek ve ideal kişiler olarak ölçülü ve dengeli olmanın, tahammül ve sabrın, hikmet ve bilginin, şefkat ve merhametin, cömertlik ve keremin, sevgi ve hoşgörünün, ciddiyet ve vakarın, cesaret ve kahramanlığın, teşebbüs ve aksiyonun, hülasa bütün üstün meziyetlerin timsali olmuş ve bütün fiilleri, takva ya da ihsan seviyesinde gerçekleşmiştir. Ancak Kur'an ve Sünnet, insanın önünü kesen bir takım olumsuzluklardan da bahsetmiştir. Hayatın hiçe sayılması, fani şeylerle avunma, tembellik, cehalet, sürekli hata yapma gibi bir sürü şey, bu ahlaki olumsuzluklar arasında sayılmış ve bunların tümü ile kıyasıya mücadele edilmiştir. Şüphesiz insanoğlunun, kendi geleceği ve mutluluğu için bu mücadelenin içinde yer alması gerekir.

Ancak bunun için mutlaka akl-ı selime, ilim ve hikmete tabi olması, ayrıca yaptığı hatalardan dönme faziletini gösterip tövbe etmeyi bilmesi lazımdır. Tövbe edip kendi başına kötülüklerden vazgeçme hali, özellikle İslâm dinine has bir olgudur ve de çok önemlidir. Çünkü beşer olduğu için zaman zaman şaşan insan, ancak tövbe ile İslâmî ve ahlâkî benliğini yeniden kazanır. Söz gelişi Hıristiyan inancında bu imkân yoktur. Zira Hıristiyan inancında insanlar ebedi günah yükünün altına itilmiş ve orada bırakılıp ezilmeye mahkûm edilmişlerdir. Oysa İslâm ebedî günah fikrini benimsemediği gibi, açtığı tövbe kapısı ile insana kendi işlediği hata ve günahlardan kendi başına kurtulma imkânını bahşetmiş ve bu suretle onun ızdırap çeken vicdanını rahatlatıp iç huzura kavuşturmuştur. 'Bunlar, iman edenler ve Allah'ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur. ( Ra'd, 28) İslâm inancında Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez. Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim, "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz; doğrusu kâfirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez"( Yusuf, 87) buyurmaktadır.

Rahmetinden ümit kesmeden Allah'a yönelmek ve O'ndan yardım ve mağfiret dilemek, imanın işareti sayılır.'' O tövbekârlar, ibadet edenler, hamdedenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah'ın sınırlarını gözetenler; müjdele o müminleri!'' ( Tevbe, 112) Bu bağlamda Kur'an-ı Kerim, insanları tövbeye çağıran birçok ayet-i kerimeyi ihtiva etmektedir. Genel olarak bu ayetlerde Yüce Allah, tövbe edenlerin tövbelerini kabul edeceğini de bildirmiştir. Nitekim hataya düşüp günah işleyenlerin ilki olan Hz. Âdem, hatasını anlar anlamaz hemen tövbe etmiş, Allah da O'nun bu tövbesini kabul buyurmuştur. Tövbeyi nasuh kavramı ile birlikte ele alan Kur'an-ı Kerim'deki bir ayette şöyle denilmektedir: "Ey iman edenler! Nasuh (samimi ve içten) bir tövbe ile Allah'a dönün Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı, (âhiret) gününde, Allah sizi içlerinden ırmaklar akan Cennet'lere kor."( Tahrim, 8) Bir gün Muaz b. Cebel Peygamberimize: "Ya Resulallah! Nasûh tövbesi nedir?" diye sordu. Allah'ın Rasûlü şöyle dedi: "Kulun yapmış olduğu günaha pişmanlık duyup özrünü Allah'a arzettikten sonra, sütün memeye geri dönmesi gibi bir daha, (o günaha) dönmemesidir. "

Görüldüğü gibi İslâm dini tövbeye büyük önem vermiştir. Çünkü Allah'a ait haklarla ilgili olup ilâhî azaba sebep olan günahların affı ve kötülüklerden uzaklaşmak isteyen insanın yeniden İslâmî ve ahlâkî bir istikamet kazanması, hep tövbeye bağlanmıştır. Kur'an-ı Kerim'in talimi bu istikamettedir. Nitekim o, samimi olarak insanların Allah'a yönelmelerini ve O'ndan af dilemelerini istemekte ve bu suretle muhtemel cezadan kurtulup felaha, mutluluğa ereceklerini bildirmektedir. Bizlerde bu mübarek günlerde günahlarımıza tövbe edelim. Bu ayın, bu günlerin kıymetini iyi bilelim, rabbim bizleri kendisinden korkan, günahlarına tövbe eden kullarından eylesin. Âmin

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ