DOLAR
45,464 TL
EURO
53,189 TL
STERLİN
61,567 TL
GRAM
6.845 TL
ÇEYREK
11.248 TL
YARIM
22.290 TL
CUMHURİYET
44.305 TL
Ayşegül Büyüksarı Şencan
Ayşegül Büyüksarı Şencan
sencanaysegul@windowslive.com
19 Nisan 2025 Cumartesi günü yayınlandı

Ölümüzü Seviyorlar Bizim!

Bir parçalanmış cesedi gördüğümüzde boğazımız düğümlenmiyorsa, içimizde bir acı kıpırtısı bile uyanmıyorsa, artık onları sadece birer görüntü gibi izlemeye başlamışsak, bilin ki vicdanımız felç olmuştur. Kalbimizi kaybetmişizdir.

İnsanlık, vicdanını yitiriyor. Her yeni görüntüyle biraz daha alışıyoruz dehşete. Bir çocuğun cansız bedeni, bir annenin çığlığı, bir enkazın altından çıkarılan bebek... Ve biz sadece bakıyoruz. Belki üzülüyoruz ama sonra hayatımıza devam ediyoruz. Uyurken, eğlenirken, yürürken orada insanlar ölüyor. Her gün. Her saat. Her saniye. Ve bu ölümler artık sadece istatistik olmuşsa ekranlarımızda, işte o zaman insanlık kaybetmiş demektir.

Bu yüzden duruş sahibi olan herkese büyük görev düşüyor. Sadece bir paylaşım değil mesele. Bir boykotun, bir meydan sesinin ötesinde bir sorumluluktan bahsediyorum. Sivil Toplum Kuruluşları susmamalı. Ses vermeliyiz. Çünkü bu sadece bir coğrafyanın çığlığı değil, bu insanlığın çığlığıdır.

Mahmud Derviş yıllar önce ne demişti: "Ölümüzü seviyorlar bizim." Ne kadar doğru. Siyahlar ölürse, çekik gözlüler ölürse, Müslümanlar ölürse, kimsenin umurunda değil. 1950'den bu yana yazılmış onca insan hakları beyannamesi, uluslararası hukuk metinleri, vicdanın değil menfaatin bekçisi olmuş.

İsrail, kendi Hollywood sahnelerinde mazlum rolünü oynarken, gerçekte bir soykırım devleti olarak karşımıza dikiliyor. Öyle profesyonel ki kurduğu zulüm düzeni, bir yandan bombaları gönderiyor İngiltere'den, Amerika'dan, Fransa'dan, Almanya'dan... Öte yandan medya diliyle bizi susturmak, sindirmek istiyor.

"Yapsan da bir şey değişmeyecek" mesajını her yerden zerk ediyorlar. Ama biz biliyoruz ki değişir. Vicdanı diri olanlar oldukça değişir. Bir çocuğun gösterdiği cesareti toplumlar gösterseydi, bugün dünya başka bir yer olurdu.

Bu yüzden susmayacağız. Gördüğümüz her zulmü sadece bir "görüntü" olarak değil, bir tanıklık, bir şahitlik olarak göreceğiz. Ve o şahitlikten doğan sorumluluğu omuzlayacağız.

Çünkü orada insanlar ölüyor. Ve biz burada yaşıyorsak, ses vermek zorundayız.


Yazarın Diğer Yazıları