Ekonomik sorunların kaynağı sadece talep artışı değildir
Ramazan’ın Gölgesinde Soru ve Birkaç Teklif -8-
Özbekistan’da Gelişen Nevâyî Vilayeti ve Nevâyî Üniversitesi
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
İran Çetin Ceviz Çıktı
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
KİRLİ OYUNA DİKKAT!
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
SAYGIYI KAYBEDEN TOPLUMUN GELECEĞİ OLUR MU?
SEÇİMİM BENİM
BU FUTBOL DEĞİL, ADALET TARTIŞMASI
Müzebzeb
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Hafız Osman üslubu 18. yüzyılda Küçük Derviş Ali (ö.171S) ve Yedikuleli Seyyid Abdullah (ö.1736) ile yerini sağlamlaştırmış ve 19. yüzyıl başına kadar egemenliğini sürdürmüştür. Osmanlı hat sanatının doruğa çıktığı 19. yüzyılda ise İsmail Zuhdi (ö.1806) ile kardeşi Mustafa Rakim (ö.1826) aklam-i sitteyi mükemmel denebilecek noktaya ulaştırmışlardır. Özellikle Mustafa Rakim celi sülüsü olgunlaştırmış, girilt yazıda önem verilen istilin (kompozisyon) olaganüstü örneklerini vermiştir. Gene bu dönemde yaşayan Mahmud Celaleddin'in (ö.1825) yarattığı farklı üslubun ise kadın hattatların en büyüklerinden sayılan eşi Esma Ibret Hanım (ö.1780?), Tahir Efendi (ö.1845) ve onun öğrencisi Sultan Abdülmecid'den (ö.1861) başka izleyicisi olmamıştır. Aklam-i sittede son noktayı aynı zamanda büyük bir talik hattatı da olan Sami Efendi (ö..1912) koymuştur. Özellikle celi yazıları süsleyen hareke, tirfil gibi işaretleri istife yerleştirmedeki başarısıyla Cumhuriyet döneminde de eser veren Ömer Vasfi (ö.1928), Kamil Akdik (ö.1941), Emin Yazıcı (Ö.1945), İsmail Hakkı Altunbezer (ö.1946), Macit Ayral (ö.1961), Halim Özyazıcı (ö.1564) ve Hamid Aytaç'ın (ö.1982) üsluplannı yönlendirmiştir. Aklam-ı sitte dışında Osmanlı hattatlarının eser verdiği başka bir yazı türü de ta'likdir. İran kökenli bir yazı üslubu olan ta'lik bazı harflerin kendinden sonra gelen harflerle birleşmemesi, dolayısıyla daha açık olarak okunmasıyla aklam-ı sitteden aynıır.
Aslında 15. yüzyılın ilk yarısında Mir Aliyy-i Tebriz! (ö.1446) elinde tarafindan nesih yazının özelliklerinin ta'like katıl- masıyla yaratılan yeni üslup nesta'lik (nesih+ta'lik) olarak anılmaya başlanmışsa da, Osmanlı ülkesinde genellikle ta'lik adıyla tanınmıştır. 15. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılarca da kullanıldığı bilinen bu ilk dönem ta'lik yazıyla hat sanatı örnekleri verilmemiştir. El yazısı biçimindeki ta'lik yazı Osmanlı dönemi boyunca ilmiye sınıfının özel yazısı olmuş, açık yazıldığı için bir de şairlerce tercih edilmiştir. Ta'lik yazının Osmanlı ülkesinde bir sanat olarak yaygınlaşması 17. yüzyılda başlar. İranli büyük hattat Mir lmad'in (ö.1615) yeni bir estetik yapı kazanan ta'lik harfleri onun öğrencilerinden Buharalı Derviş Abdı (ö.1647) tarafından İstanbul'a tanıtıldı ve beğeni kazandı. İki yüzyıl boyunca Tophaneli Mahmud (ö.1669), Siyahî Ahmed (ö.1687), Abdülbaki Arif (ö.1713), Durmuşzade Ahmed (ö.1716)" Dedezade Seyyid Mehmed Sad (ö.1759),
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI