Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Hafız Osman üslubu 18. yüzyılda Küçük Derviş Ali (ö.171S) ve Yedikuleli Seyyid Abdullah (ö.1736) ile yerini sağlamlaştırmış ve 19. yüzyıl başına kadar egemenliğini sürdürmüştür. Osmanlı hat sanatının doruğa çıktığı 19. yüzyılda ise İsmail Zuhdi (ö.1806) ile kardeşi Mustafa Rakim (ö.1826) aklam-i sitteyi mükemmel denebilecek noktaya ulaştırmışlardır. Özellikle Mustafa Rakim celi sülüsü olgunlaştırmış, girilt yazıda önem verilen istilin (kompozisyon) olaganüstü örneklerini vermiştir. Gene bu dönemde yaşayan Mahmud Celaleddin'in (ö.1825) yarattığı farklı üslubun ise kadın hattatların en büyüklerinden sayılan eşi Esma Ibret Hanım (ö.1780?), Tahir Efendi (ö.1845) ve onun öğrencisi Sultan Abdülmecid'den (ö.1861) başka izleyicisi olmamıştır. Aklam-i sittede son noktayı aynı zamanda büyük bir talik hattatı da olan Sami Efendi (ö..1912) koymuştur. Özellikle celi yazıları süsleyen hareke, tirfil gibi işaretleri istife yerleştirmedeki başarısıyla Cumhuriyet döneminde de eser veren Ömer Vasfi (ö.1928), Kamil Akdik (ö.1941), Emin Yazıcı (Ö.1945), İsmail Hakkı Altunbezer (ö.1946), Macit Ayral (ö.1961), Halim Özyazıcı (ö.1564) ve Hamid Aytaç'ın (ö.1982) üsluplannı yönlendirmiştir. Aklam-ı sitte dışında Osmanlı hattatlarının eser verdiği başka bir yazı türü de ta'likdir. İran kökenli bir yazı üslubu olan ta'lik bazı harflerin kendinden sonra gelen harflerle birleşmemesi, dolayısıyla daha açık olarak okunmasıyla aklam-ı sitteden aynıır.
Aslında 15. yüzyılın ilk yarısında Mir Aliyy-i Tebriz! (ö.1446) elinde tarafindan nesih yazının özelliklerinin ta'like katıl- masıyla yaratılan yeni üslup nesta'lik (nesih+ta'lik) olarak anılmaya başlanmışsa da, Osmanlı ülkesinde genellikle ta'lik adıyla tanınmıştır. 15. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılarca da kullanıldığı bilinen bu ilk dönem ta'lik yazıyla hat sanatı örnekleri verilmemiştir. El yazısı biçimindeki ta'lik yazı Osmanlı dönemi boyunca ilmiye sınıfının özel yazısı olmuş, açık yazıldığı için bir de şairlerce tercih edilmiştir. Ta'lik yazının Osmanlı ülkesinde bir sanat olarak yaygınlaşması 17. yüzyılda başlar. İranli büyük hattat Mir lmad'in (ö.1615) yeni bir estetik yapı kazanan ta'lik harfleri onun öğrencilerinden Buharalı Derviş Abdı (ö.1647) tarafından İstanbul'a tanıtıldı ve beğeni kazandı. İki yüzyıl boyunca Tophaneli Mahmud (ö.1669), Siyahî Ahmed (ö.1687), Abdülbaki Arif (ö.1713), Durmuşzade Ahmed (ö.1716)" Dedezade Seyyid Mehmed Sad (ö.1759),
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI