AltınS1 ile Gram altın arsındaki makas gerçekçi değildir
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
KİM SÖMÜRGECİ?
Belediyecilik CHP’nin işi
MESCİDİ HARAMDAN MESCİDİ AKSAYA, ORADAN DA SİDRETÜL MÜNTEHAYA YAPILAN KUTSAL YOLCULUK
KÜFÜR
HELAK OLAN GÜNAH TOPLUMUN ŞEHRİ, POMPEİ
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
ÖFKE, TUZAKLAR VE CUMA GÜNLERİNİN HÜZNÜ
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Hafız Osman üslubu 18. yüzyılda Küçük Derviş Ali (ö.171S) ve Yedikuleli Seyyid Abdullah (ö.1736) ile yerini sağlamlaştırmış ve 19. yüzyıl başına kadar egemenliğini sürdürmüştür. Osmanlı hat sanatının doruğa çıktığı 19. yüzyılda ise İsmail Zuhdi (ö.1806) ile kardeşi Mustafa Rakim (ö.1826) aklam-i sitteyi mükemmel denebilecek noktaya ulaştırmışlardır. Özellikle Mustafa Rakim celi sülüsü olgunlaştırmış, girilt yazıda önem verilen istilin (kompozisyon) olaganüstü örneklerini vermiştir. Gene bu dönemde yaşayan Mahmud Celaleddin'in (ö.1825) yarattığı farklı üslubun ise kadın hattatların en büyüklerinden sayılan eşi Esma Ibret Hanım (ö.1780?), Tahir Efendi (ö.1845) ve onun öğrencisi Sultan Abdülmecid'den (ö.1861) başka izleyicisi olmamıştır. Aklam-i sittede son noktayı aynı zamanda büyük bir talik hattatı da olan Sami Efendi (ö..1912) koymuştur. Özellikle celi yazıları süsleyen hareke, tirfil gibi işaretleri istife yerleştirmedeki başarısıyla Cumhuriyet döneminde de eser veren Ömer Vasfi (ö.1928), Kamil Akdik (ö.1941), Emin Yazıcı (Ö.1945), İsmail Hakkı Altunbezer (ö.1946), Macit Ayral (ö.1961), Halim Özyazıcı (ö.1564) ve Hamid Aytaç'ın (ö.1982) üsluplannı yönlendirmiştir. Aklam-ı sitte dışında Osmanlı hattatlarının eser verdiği başka bir yazı türü de ta'likdir. İran kökenli bir yazı üslubu olan ta'lik bazı harflerin kendinden sonra gelen harflerle birleşmemesi, dolayısıyla daha açık olarak okunmasıyla aklam-ı sitteden aynıır.
Aslında 15. yüzyılın ilk yarısında Mir Aliyy-i Tebriz! (ö.1446) elinde tarafindan nesih yazının özelliklerinin ta'like katıl- masıyla yaratılan yeni üslup nesta'lik (nesih+ta'lik) olarak anılmaya başlanmışsa da, Osmanlı ülkesinde genellikle ta'lik adıyla tanınmıştır. 15. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılarca da kullanıldığı bilinen bu ilk dönem ta'lik yazıyla hat sanatı örnekleri verilmemiştir. El yazısı biçimindeki ta'lik yazı Osmanlı dönemi boyunca ilmiye sınıfının özel yazısı olmuş, açık yazıldığı için bir de şairlerce tercih edilmiştir. Ta'lik yazının Osmanlı ülkesinde bir sanat olarak yaygınlaşması 17. yüzyılda başlar. İranli büyük hattat Mir lmad'in (ö.1615) yeni bir estetik yapı kazanan ta'lik harfleri onun öğrencilerinden Buharalı Derviş Abdı (ö.1647) tarafından İstanbul'a tanıtıldı ve beğeni kazandı. İki yüzyıl boyunca Tophaneli Mahmud (ö.1669), Siyahî Ahmed (ö.1687), Abdülbaki Arif (ö.1713), Durmuşzade Ahmed (ö.1716)" Dedezade Seyyid Mehmed Sad (ö.1759),
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI