İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
BAYRAK NEDİR?
Faiz indirimlerinin olumlu etkileri piyasalarda neden hissedilmiyor?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
O YOK
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Bir arkadaşım anlatmıştı. Antalya'da seracılık yapan bir misafirleri çantalar dolusu ürettiği sebze, meyveyi hediye olarak getirmiş. Arkadaşım da taze sebzeler diye, onların getirdiği bu ürünlerden yemekler yaparak akşam ikram etmiş. Ama kadınla adam; ev sahibi arkadaşım "Çok teşekkür ederiz. Ne taze sebzeler. Yemeği sizin getirdiklerinizden yaptım.” der demez, ellerindeki çatalı kaşığı bırakmış. Ev sahibi arkadaşım şaşırarak, ne olduğunu sormuş. Biraz ısrar edince:
- Kusura bakmayın. Biz üretim bol olsun diye bazı maddeler kullanıyoruz. O yüzden kendi yediklerimiz için ayrı küçük bir bahçemiz daha var. Ürettiğimiz sebzelerden yemiyoruz.
Arkadaşım şaşırıp kalmış. Tüm insanların sağlığı ile açık açık oynanmasına mı yansın; yoksa bunu misafir gittiği eve yemediği ürünlerden getirip, bir de fütursuzca söylenmesine mi?
Fıtrat; yaradılış, maya, doğal olan demek. Ve nicedir, bizim fıtratımızla oynanıyor. Dünya nüfusunun çok arttığını ve doğal tarımla bunun karşılanamayacağını düşünen, dünya halklarına kendi düzenlerini dayatan bu sistemler; daha iyi ürün adına genetik üretim-beslenme uyguluyorlar. A vitamini, demir, iyot ve çinko eksikliği gibi beslenme problemlerinin giderilmesini hedeflediklerini söyleseler de, bu ürünler mayamızı zedeliyor.
Tarımla uğraşan çiftçimiz suçlu; çünkü daha çok kazanma hırsıyla bu değirmene su taşıyor. Tarım politikalarımız suçlu; çünkü denetimler olsa da cezalar caydırıcı boyutta olmadığı için en fazla birkaç günlük kârını vererek firmalar suçuna devam ediyor.
Para kazanma hırsı o kadar çok ki, içkinin zararı bir yana, bir de sahtesini üreterek ardarda kaç kişinin ölümüne sebep oluyorlar. Çayın rengini karartmak için boya kullananlar, süte yoğurda bozulmaması için kimyasal karıştıranlar…
Üretici; gıda konusunda bilinçlendirilmeli, denetimleri gıda mühendisleri yapmalı, cezalar caydırıcı olup ceza alan firmaların isimleri belediyelerin reklam panolarında gösterilmeli. Halk ne yediğini bilmeli.
Ambalajlı ürünler zaten tam bir muamma. Etikette glikoz, sakkaroz, fruktoz, jelatin derken doğal diye bir şey yok. Biraz daha gayretli olmalıyız. İyi tarımı tercih etmeli, anne babalar olarak çocukların ruhunun yediklerinden oluştuğunu unutmamalıyız. Kekimizi, pastamızı kendimiz yapıp; yoğurdu mayalayıp; salça, reçel, tereyağı gibi asıl ürünlerimizi evimizde üretmeliyiz.
BİZ NE YİYORSAK OYUZ. MAYAMIZI KORUMALIYIZ…
YIKIM
YOLUN SONU
KÜFÜR
ABÂD OLMAZ
SEVDALISIYIZ
TERAZİ
DUYMAK İSTEMİYORUZ.
YAPMAYIN!!
HOŞ EYLE
SANDWİCH -EKMEK ARASI