DOLAR
43,40
EURO
50,92
STERLİN
58,61
GRAM
6.930,69
ÇEYREK
11.388,29
YARIM ALTIN
22.654,31
CUMHURİYET ALTINI
45.166,07
Volkan Erikçi
Volkan Erikçi
volkanerikci@gmail.com
22 Ocak 2026 Perşembe günü yayınlandı

BATILILARIN KİRLETİŞMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ

 

Türkiye'nin desteğinde Şam yönetiminin YPG ile giriştiği mücadele pek çok şeyi gözler önüne serdi.

1- Binlerce tır silah yardımı alan YPG hiç de zannedildiği kadar güçlü değilmiş. Çok kısa süre içinde neredeyse savaşmadan elinde tuttuğu toprakların %80'ini Şam yönetimine devredip adeta kaçtı.

2- Türkiye birilerinin zannettiği gibi etkisiz bir ülke değilmiş. Oyun kurucu, bölgede ciddi bir aktör, isteklerini yapabilecek imkân ve kabiliyete sahipmiş.

3- YPG'yi ezen Suriyeliler bizim düşmanımız değil dostumuzmuş.

4- ABD veya Rusya gibi güçler terör örgütlerini devlet ve bağımsızlık vaadiyle istediği kadar kullanır ve ardından işi bitince yarı yolda bırakırmış.

Özellikle sonuncuya dikkat çekmek istiyorum. Dün Şivan Perver, ABD kendilerini desteklesin diye ağlayarak yalvarıyordu. Zannediyor ki ABD iyilik meleği ve bağımsızlık isteyen herkesin imdadına koşuyor. Başka bir YPG'li terörist de Fransa bizi yarı yolda bıraktı diye kızıyordu. Batılılara inanma gafletinde bulunan zavallılar…

Bir terör örgütü muhakkak surette bir büyük güçten destek almak zorundadır. Aksi halde terör gerçekleştirebilmek için gerekli olan silahı temin edemez. Siyasi görüşü ne olursa olsun durum bundan azade değildir. Sözgelimi PKK, komünist bir örgüt olmasına rağmen kapitalist ABD ile iş tutuyor. Bu, terör örgütlerinin doğası gereğidir. Silahı kim verirse onun isteklerini yapmak zorundadır. İdeoloji sonraki meseledir. Bunun karşılığı olarak da büyük devlet; örgütü istediği devlete karşı, istediği şekilde, istediği kadar kullanır ve ardından görevini bitirdiğine kanaat getirirse adeta kullanılmış bir mendil gibi kenara atıverir. Bu, tarih boyunca böyleydi ve böyle kalmaya da devam edecek.

Osmanlıya isyan eden Şerif Hüseyin de İngiltere'nin büyük Arap krallığı, halifelik, bağımsızlık vaatlerine kanıp İngilizlerin emri altına girdi ve devleti Osmanlıya isyan etti. Philip H. Stoddard'ın "objektiflikten yoksun, askeri meselelerde bilgisiz, sinirli, kafası pek çalışmayan” olarak nitelendirdiği Şerif Hüseyin; İngilizlerin Adana, Mersin hattından Yemen'e kadarki bölgenin kendisine verileceğini, halife ilan edileceğini sandı ancak İngilizlerin oyunlarından ve planlarından habersiz olduğu için bu vaatlere kandı, aldandı. İngilizler halifeliğin kaldırılmasını istiyordu ki sömürgelerinde kendisini tehdit edecek hiçbir güç

kalmasın. Ayrıca hemen hemen bütün Arapları içine alan büyük Arap krallığını yönetmek zor olacağı için küçük, kendinde güç bulamayacağından İngiltere'ye yaslanmak zorunda kalan devletçikler/emirlikler kurmayı istiyordu. Bugün Arap Yarımadası'ndaki BAE, Bahreyn, Umman, Katar gibi minik devletçiklerin sebebi işte budur. Batılılar yönetimlere de azınlıklardan aileler getirdi ki halktan güç alamasınlar: Arabistan'da Vehhabilerin, Suriye'de Nusayrilerin, Irak'ta ve Ürdün'de oralı olmayan Şerif Hüseyin'in çocuklarının başa getirilme sebebi işte budur. Şerif Hüseyin'in aksine bugünkü Suudi Arabistan'ın kurucusu Muhammed İbn Suud'un büyük Arap krallığı veya halifelik gibi hayalleri yoktu. Budan mütevellit tam İngilizlerin arzuladığı kumaşa sahipti ve İngilizler Şerif Hüseyin'e destek vermeyi kesip İbn Suud'u desteklemeye başladılar ve netice itibariyle Şerif Hüseyin, İbn Suud'a yenilip Arap Yarımadası'nı terk etmek zorunda kaldı. Rusya'nın yıllardır desteklediği ama bir anda işi bittiğinden desteğini çekiverdiği için devrilen Esed'i de unutmamak lazım gelir. Benzer bir durum Taliban için de geçerlidir. Taliban'ı ABD'nin kurduğunu, donattığını, eğittiğini biliyoruz. Ancak sonradan düşman ilan edip Afganistan'ı işgal etti. Yine ABD, bir terör örgütü olmasa da terör devleti olan Irak'ın başındaki Saddam Hüseyin'i İran'a karşı desteklemiş ancak sonra kimyasal silah yalanı ile -sonradan yalan olduğunu itiraf ettiler- Saddam'ı düşman ilan etti ve ardından da ülkeyi işgal etti.

Dün de benzer bir durum yaşandı. ABD yetkilileri YPG'nin IŞID'le olan savaşı bitti, diyerek -gerçekte zaten yoktu- YPG'ye destek vermeyi kestiler. Demek ki neymiş Batılı devletlere asla ama asla güvenilmezmiş. Onlara güvenerek iş tutulmaz, hayaller kurulmazmış. Aksi halde dün yarı yolda bıraktıklarına bugün seni ekleyiverirler de ne dönüp arkalarına ne de gözünün yaşına bakmazlar. Emperyalistlerle iş tutarsan ancak işleri bitinceye kadar sana iyi davranır, yarım ederler. Sen onlar için sadece bir maşasın, başka hiçbir şey değilsin. Hiçbir değerin yok. Ayı ile yatağa giriyorsan her an yenebileceğini, ezilebileceğini hesap edeceksin. PKK da kuruluşunda Rusya ile günümüzde de ABD ile aynı yatağa giriyor, onların silahşorluğunu yapıyor ancak altına yattığı "ayı” tarafından her an ezilebileceğini bilmiyor, düşünmüyor, düşünmek istemiyor. Örgütün başındakiler biliyor da alttaki zavallılar bilmiyor ve ağlayarak ABD'den yardım dileniyor. Birazcık tarih bilmek lazım, birazcık…


Yazarın Diğer Yazıları