Altın finansal bir özgürlük aracıdır
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ
İMAMOĞLU Silivri Palasta ÖZEL Ayağında Pranga İle Nereye Koşuyor
SİYASET DE BİR MAÇTIR AMA CENTİLMENLİKLE OYNANMALI
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
Yanmaz, yapışmaz muhalefet
YARGININ MUTLAK BUTLAN KARARI İLE CHP’NİN 80 YILLIK SÜREDE Batı’nın ÜZERİNE GİYDİRDİĞİ VESAYET ZIRHI ve ZİHNİYETİ PARÇALANIYOR
Hadiselerin ve Zamanın Ötesinde Bir İlim Ocağı: Hâdimî Kütüphanesi ve Yazma Eserlerin İzinde
BASINIMIZIN MEDARI İFTİHARI ULU ÇINAR
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
İki Ayetle İman ve Salih Amel
2026 - Özbekistan’da Mahalleyi Geliştirme ve Toplumsal Yükseliş Yılı
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Bizim kültürümüzün ve medeniyetimizin temel direklerinden biri hiç kuşkusuz Hz. Peygamber'in sevgisidir. Doğduğumuzda Allah adından sonra ilk olarak onun adını duyar, ölürken de yine Allah'tan sonra onun adını söyleriz. Çocuklarımıza en çok konulan Ahmet, Mehmet, Muhammet, Mahmut, Mustafa isimleri onundur. Adı anıldığında ona salat ve selam etmek Kuran'ın (Ahzap 56) üzerimize yüklediği bir vecibedir. Hacca yarı ibadet aşkıyla gidiyorsak yarı da onun yaşadığı yerleri görme sevdasıyla gidiyoruz.
Bu sevginin aksettiği alanlardan biri de edebiyatımızdır. Hemen tüm eserlerimizin "hamdele” ve "salvele” ile başlaması Allah'tan sonra en çok sevilenin ve övülenin o olduğunun göstergesi konumundadır. Mesnevilerin ilk bölümleri olan besmele, tevhit ve münacaatı Allah'ın methinin yapmak maksadıyla ona ayırmak; hemen ardından gelen miraciye ve naat adındaki bölümleri ise Hz. Peygamber'in methini yapmak maksadıyla ona ayırmak adetten olmuştu. Onun doğumunu anlatmak için bile mevlid namında başlı başına bir tür oluşturulmuştur. Divanlardaki şiir sıralaması da benzer şekilde önce tevhitler ve münacaatlarla hemen ardından naatlarla tertip edilmiştir. Esma-i Nebi, sire, mucizat-ı Nebi, kırk hadis, hilye onu anlatan diğer türlerdir. Ancak hiç şüphesiz en önemli tür onu övmek amacıyla yazılan naat ismiyle müsemma nazım şeklidir. Hz. Muhammet'in Kab bin Züheyr'in yazmış olduğu kasideyi çok beğenmesi ve ona hırkasını hediye etmesi üzerine şairler de "Bana da şefaatini hediye etsin.” gayesiyle ona naat adı verdiğimiz kasideler yazma yarışına girmişlerdir. Yazılan binlerce naat bizim insanımızın ona olan sevgisinin göstergesi mahiyetindedir. Bizim insanımız için naat yazmak da yetmemiş, yazılanların kimileri bestelenip cami ve tekkelerde okunmuş, en gözde beyitler yazılıp evlere, dükkanlara, camilere asılmıştır. Bu fakirin edebiyat öğretmeni olmasının sebebi de Fuzuli'nin Hz. Peygamber'e yazmış olduğu, haddizatında bir naat olan "Su Kasidesi”nde geçen ve manasını duyduğumda bizi beynimizden vurulmuşa döndüren "Dest bûsı arzusuyla ger ölürsem dostlar / Kûze eylen toprağum sunun ânunla yâre su” beyitidir. Ben yârimin elini öpme arzusuyla ölürsem ey dostlar, bedenimin karıştığı mezar toprağımdan bir testi yapın ve sevgilime onunla su ikram edin. Böylelikle ben ona dokunmuş, onun elini öpmüş olayım demekte ayrılık şairi Fuzuli.
Hasan Sezai de "Yere teşrîfin haber verdikde ey âl-i cenâb /
Dedi hasretle felek "Yâ leytenî küntü türâb” diyerek müşriklerin mahşer günü pişmanlığını dile getiren bir ayetin (Nebe-40) Hz. Peygamber aşkının anlatıldığı bir beyite ne güzel yerleştirilebileceğinin dahiyane örneğini sunmakta. Hz. Peygamber'in yere teşrif edeceği yani doğacağı göklere haber verilince gökler hasretle "Yâ leytenî küntü türâb” dediler. Yani keşke bugün toprak olaydım. Toprak olaydım da ondan ayrılmayaydım.
Ebubekir Kani Efendi ona olan aşkını bakın nasıl ifade ediyor: "Gubâr-ı pâyine almam cihânı yâ Resûlallah / Değişmem mûyine heft âsumânı yâ Resûlallah / Duyunca makdem-i teşrîfin Âdem sulb-i pâkinden / Değişdi habbeye bağ-ı cinânı yâ Resûlallah” Yâ Resulallah, senin ayağının tozu bile bütün cihandan daha değerlidir. Ya Resulallah, senin saçının tek bir telini dahi yedi kat göklere değişmem. Hz. Âdem, senin kendi soyundan geleceğini haber alınca cenneti bir tohum tanesine feda edip oradan çıkıverdi. Hz. Adem'in cennetten kovulmasına sebep olan yiyeceğin bir rivayette elma, bir rivayette üzüm, bir rivayette de buğday olduğu söylenir ve şair Hz. Adem'in buğday yiyip cennetten çıkarılmasının asıl sebebi duydu ki sen onun soyundan gelecekmişsin, sırf bu gerçekleşsin diye onu yedi ve cennetten çıkarıldı demekte. Şu mana oyunlarına bir bakın hele.
Nazmi ise "Reh-i aşkında bî-sabr u şekîbim yâ Resûlallah / Seni her kim severse ben rakîbim yâ Resûlallah” demekte. Aşkının yolunda sabırsız ve tahammülsüzüm ya Resulullah, seni her kim severse ben onun rakibiyim ya Resulullah demekte. Ne kadar sade, samimane, aşıkane bir beyit.
Bir gazete yazısında yer biter, bu millette Resulullah aşkı bitmez. Selam ve dua ile…
5816 KALDIRILMALI MI?
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
CADILAR BAYRAMI’NIZ KUTLU OLSUN MU?
ŞAPKA İNKILABINDAN NE HABER?
TRAFİK SORUNUN ÇÖZÜMÜ İŞTE BURADA!
SULTAN VAHDETTİN’İN MEZARI TÜRKİYE’YE GETİRİLSİN
SURİYE’DE YAŞANANLARIN TAHLİLİ
ÖCALAN SİLAH BIRAKIN DERSE NE OLUR?