HEDEF NEDEN MOSKOVA?

                            

DEAŞ, ne kadar kullanışlı bir aparat!

Moskova'daki terör saldırısını hemen üstleniverdi.

Güya İslami (!) terör örgütü olarak takdim edilen DEAŞ'ı ABD'nin kurduğuna şüphe yok.

DEAŞ'ı ABD'nin kurduğunu en üst düzey ABD yetkilileri bile itiraf etti.

Emin olun ki; DEAŞ liderleri ve yöneticileri, İslami kostümlere büründürülmüş CIA ajanlarından başkaları değildir.

DEAŞ, İslami (!) bir terör örgütü ise, Gazze soykırımı karşısında İsrail'i veya İsrail'e destek veren ülkeleri hedef alması gerekmez mi?

Hedef neden Moskova?

Çünkü; ABD başta olmak üzere İsrail'e destek veren ülkeler, İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırım karşısında dünya ülkeleri ve halkları karşısında büyük itibar kaybetti.

Deyim yerinde ise insanlığın vicdanında mahkûm oldu.

ABD'nin bir an önce bu sıkışıklıktan kurtulması, dikkatleri başka bir yöne çekmesi gerekiyordu.

En kullanışlı aparatı olan DEAŞ'ı kullanmasından daha doğal bir şey olamazdı.

Kanaatimce ABD bu saldırıyla Rusya'ya "DEAŞ'ın merkezi idlib'tir. DEAŞ'ı bitirmen için İdlib'e saldırman lazım” mesajını vermek istedi.

ABD, Türkiye'ye de "PKK/PYD ve SDG'yi DEAŞ'a karşı mücadele için kullanıyorum” aldatmacasını öne sürmüyor mu?

ABD, DEAŞ saldırısı bahanesiyle Rusya'nın İdlib'e saldırmasını sağlayabilirse:

İdib'deki Müslümanlar yerinden edilecek,

ABD, güneyimizde kurdurmak istediği uydu devlet için PKK/PYD ve SDG'ye alan açacak,

Dünya kamuoyunda Gazze soykırımı gündemden düşecek, İsrail'in eli rahatlayacak.

DEAŞ'ın ne kadar kullanışlı bir aparat olduğu daha iyi anlaşılmıyor mu?

ABD ve Batılı ülkeler, çıkarları için masum insanları gözü kırpmadan öldürebilen cani yöneticiler tarafından idare edilmektedir.

Bu sapık ve sadist yöneticilerin bulunduğu bir dünyada ne yazık ki; huzur ve sükûn olması mümkün değildir.

Elbette zulüm ebediyen baki olmaz, olamaz.

İslam dini, terörü, dini inancı ne olursa olsun masum insanların öldürülmesini onaylamaz, bunu bir siyaset aracı olarak da asla görmez.

İşte tam da bu nedenle insanlık her zamankinden daha fazla İslam'a muhtaçtır.

Dünyaya huzur ve sükûn ancak İslami anlayışın hâkim olmasıyla gelebilir.

Çağımız şartlarında zor gibi görünse de unutulmamalıdır ki; "karanlığın en koyu olduğu an, güneşin doğumundan hemen önceki andır.”…

                                                                                      KONYA – 27 Mart 2024


Yazarın Diğer Yazıları