Reklam
Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Recep Öğütçü
Recep Öğütçü
recepogutcu@yenikonya.com.tr

Tarım Sektörünün Önemi

15 Ağustos 2018, Çarşamba günü eklendi. Font boyutu:

"Siz tarım ülkesisiniz, tarıma devam edin, bakir topraklarınızı kirletmeyin, nükleer enerji sistemini kurmayın, sanayiye yönelmeyin, siz gıda maddesi üretin biz alırız karşılığında sanayi malı satarız, karşılıklı geçinir gideriz” diye yıllarca bizi oyaladılar, uyuttular. Ne araba markamız oldu, ne uçağımızı-helikopterimizi yapabildik, ne tankımızı, topumuzu, silahımızı füzemizi üretebildik. Hep dışarıdan hazır yapılanı satın almayı tercih ettik. Sanayimiz birkaç montaj fabrikasından ileri gitmedi. Tırlar dolusu buğday üretip sattık, karşılığında bir çanta dolusu elektronik eşya aldık.

Rahmetli Özal'la birlikte doksanlı yılların başından itibaren biz yanlışımızı gördük, bizi uyuttuklarının farkına vardık. Kapalı bir ekonomiden çıkıp dış piyasaya açıldık, montaj sanayi de olsa birçok arabanın motorunu alıp üretimini içeride yapmaya başladık. Araba ihracatımız en büyük ihracat kalemi oldu. Ardından beyaz eşya üretiminde büyük yol aldık. Avrupa ülkelerine beyaz eşya satmaya başladık. Sanayi üretimi ve sanayi ihracatımız tarımın önüne geçti.

Evet, gelişmekte olan bir ülkeyiz. Hala tarım ülkesi olarak görülmekteyiz. Tarım potansiyelimiz bizim için bir avantaj. İklimimiz, toprağımız, suyumuz, güneşimiz ve genç nüfusumuz tarım için elverişli. Topraklarımızın tamamını tarımla değerlendirebilsek, kendi kendimize yetecek birkaç ülkeden biriyiz. Tarım, bir ülke için hayat memat meselesi. Tarım, toplumun sağlığı açısından, gelişme ve istihdam açısından, devletin güvenliği ve bağımsızlığı açısından stratejik bir sektördür. Tarımda söz sahibi olan, gereken desteği veren, çiftçisini ayakta tutan, gıdada kendi kendine yeten ülkeler geleceğe güvenle bakabilirler, savaş ve kriz ortamlarında ayakta kalabilirler. Birileri üretsin, biz para verip alırız dersek, ithalat yapamadığımızı bir savaş ortamında açlıkla karşı karşıya kalırız. Ayrıca dışarıdan gelen gıda maddesine her zaman güvenilmez. Her türlü hastalık ülkeye gıda maddesi ile taşınır. Dışarıdan hazır aldığımız hormonlu, GDO'lu veya kimyasal ilaçlı bir gıda maddesi ile bütün bir milletin sağlığı riske girebilir, hastalıklı çocuklar dünyaya gelebilir. O sebeple ne sanayiyi tarıma, ne tarımı sanayiye tercih edebiliriz. Her ikisini de beraber götürmek ve geliştirmek zorundayız. Sanayi mamulünü dışarıdan bir müddet daha alabiliriz ama gıda maddesini asla.

Tarım, işsizliği önleyen, en az yatırımla en çok istihdam oluşturan bir sektör. Tarıma verilen her destek, en kısa dönemde üretime dönüşür ve katlanarak geriye döner. Bu gerçekten hareketle hükümetimiz son on altı yılda tarıma büyük teşvikler vermiş, faizsiz ve hibe krediler açmış, özellikle hayvan üretimini desteklemiştir. Bu arada tarım politikasında zikzaklar da olmuş, iyi bir üretim ve ihtiyaç planlaması yapılamamıştır. Zaman zaman çiftçimiz ürettiğini satamamış, çöpe dökmüş, büyük zararlar etmiştir. Burada en büyük sorunumuz planlama ve pazarlama. Çiftçi önünü görmelidir. Ürettiğini karıyla satabilme garantisi çiftçiye verilmelidir.

Son yıllarda tarım politikamızda gördüğüm bir yanlış da, ev hayvancılığının yok edilmesi, yayılan hayvandan vazgeçilip özellikle büyükbaş hayvanların ahırlarda beslenmesi.

Kırsal kesimde ev hayvancılığı ve küçükbaş hayvan üretimi (keçi sürüsü) giderek azalmıştır. Bundan otuz- kırk yıl evvel çocukluk ve gençlik yıllarımda köyümde her evde küçük çapta yirmi- otuz adetlik keçi sürüleri vardı. Bunlar evin kurbanlık, et ve süt ihtiyacını görüyordu. Bir küçük köyde üç- beş büyük sürü vardı, çoban tutulurdu veya imece-keşik olarak bu sürüler yayılırdı. Yine her evde kendi yağ ve yoğurdunu karşılamak için bir-iki inek vardı, bunlar sığır sürüsü halinde dağda yayılırdı. Bugünlerde görüyorum ki dağlarda -arazide o güzelim yeşil otlar kuruyup gidiyor, bir hayvanın kursağına düşmüyor. Eski yıllarda dağlardaki sarıdikenler dahi toplanır, kışın hayvanlara yedirilirdi. Dağda bir tek yeşil ot kalmaz, havanlar yayılırdı. Bu yıllarda ahır hayvancılığına geçildiğinden hayvanlar hazır yem ve samanla beslenmekte ve maliyetler artmaktadır. İnsanlar da organik et ve sütten mahrum kalmaktadır.

Kırsal kesimde hayvan üretiminin azalmasının nedenlerini şöyle sırlayabiliriz: Gençler şehre göçmüş, küçük maaşlarla –asgari ücretle sanayide işlere girmişlerdir. Her ev de bir emekli maaşı alan olduğu için çalışma ve üretim azalmıştır. Sosyal yardım fonlarında yardım alanlar, yardımlarımız kesilmesin diye üretimden çekilmiştir.

Sonuç olarak, hükümetimiz kırsal kesimde hayvan üretimini özellikle küçükbaş keçi üretimini tekrar canlandırmalı ve üretmek isteyenleri teşvik etmelidir. Küçük üreticiden sosyal yardımları kesmemelidir. Devlet, tarıma üretim aşamasında, işleme ve paketleme aşamasında ve pazarlama aşamasında destek vermeli, tarım ürünümüzü katma değer katarak satmalıyız.

Bu yazı 277 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ