Bakan Fidan, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin "Uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Gemilerde yaklaşık 40 ülkeden katılımcı bulunmaktaydı. Bu ülkelerle temas halindeyiz. Vatandaşlarımızın en kısa sürede serbest bırakılması için girişimleri de kararlılıkla sürdürmekteyiz" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Berlin'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Karşılıklı ziyaretlerin Türkiye-Almanya arasında siyasi liderlerin ortaya koyduğu irade ile ilişkilerin tekrar nasıl ivme kazandığını gösteren önemli bir gösterge olduğunu belirten Fidan, "Diğer önemli bir gösterge de bakanlar olarak başkanlık yaptığımız, 12 yıl aradan sonra ilk defa topladığımız stratejik diyalog mekanizması (Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı) tekrar hayata geçti." ifaderini kullandı.
Fidan, Türkiye ve Almanya'nın daha fazla alanda daha güçlü bir ortaklık sergilemesi gerektiği görüşünde olduklarını vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız (Recep Tayyip Erdoğan) ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in ortaya koyduğu irade doğrultusunda birlikte çalışmayı sürdüreceğiz." dedi.
Başbakan Merz tarafından kabul edildiğini de belirten Fidan, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını ilettiğini hem de Başbakan Merz'in görüşlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iletmek üzere aldığını vurguladı.
Almanya'nın, Türkiye'nin Avrupa'daki en büyük, dünyada ikinci büyük ticaret ortağı olduğunu söyleyen Fidan, şöyle devam etti:
"52 milyar dolar seviyesindeki ikili ticaret hacmimizi, yakın vadede 60 milyar dolara çıkartabileceğimize inanıyoruz. Enerji ve bağlantısallık alanlarında diyalog ve işbirliğimizin gelişmesinden memnuniyet duyuyoruz. Bilhassa yenilenebilir enerji alanında somut projeleri beraber hayata geçirmek istiyoruz. Diğer yandan savunma sanayisi alanındaki işbirliğimizin çeşitlenmesi ve gelişmesine de ayrı bir önem veriyoruz. Bu alandaki işbirliğimizin artması ilişkilerimizin stratejik niteliğini daha da pekiştirecektir."
Fidan, güvenlik alanında müşterek çabaların bir diğer önemli boyutunun da terörle mücadele olduğunu kaydederek, "Terörle mücadele işbirliğimizin müttefiklik ruhuna uygun, net ve sonuç odaklı bir zeminde geliştirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz." dedi.
Türk toplumunun Almanya'ya katkılarının ülkeler arasındaki ilişkileri daha da zenginleştirdiğini kaydeden Fidan, "Türk toplumunun Batı Avrupa'daki güçlü varlığı, ortaklığımızın yalnızca devletler düzeyinde değil, toplumlar nezdinde de kökleştiğini göstermektedir." diye konuştu.

"Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, AB için bir stratejik gereklilik haline gelmiştir"
Fidan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden (AB) temel beklentisinin, Türkiye ile ilişkilerin ve AB'ye adaylık sürecinin siyasi konulardan bağımsız şekilde yürütülmesi olduğunu belirterek, "Kabul edilmesi lazım ki, zamanın ruhu, Türkiye-AB ilişkilerinin daha gerçekçi, stratejik ve sonuç odaklı bir zeminde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Düzensiz göçle mücadele eden bölgesel güvenliğe, enerji koridorlarından terörle mücadeleye kadar pek çok başlıkta güçlü işbirliği yürütmemiz gerekmekte." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerine atıfta bulunan Fidan, şunları söyledi:
"Türkiye'nin hak ettiği yeri almadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağı ve krizlerle başa çıkma kapasitesinin zayıflayacağı da açık. Örneğin AB'nin ekonomik geleceği, rekabetçi kapasitesini güçlendirmesine, şoklara karşı dayanıklılığını artırmasına ve tedarik zincirlerini yakın bölgelerde yeniden yapılandırabilmesine bağlıdır. Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, AB için bir stratejik gereklilik haline gelmiştir. Bu, Türkiye için de geçerlidir."
Fidan, bu entegrasyonu hayata geçirmenin ilk ve en büyük somut adımının ise Gümrük Birliği'nin yeniden güncellenmesi olacağını vurgulayarak, "Keza vize serbestisi ve diyaloğunun bir an evvel somut bir neticeye ulaşması, ortaklığımızın doğal akışını ve ruhunu zedeleyen bir meselenin ortadan kalkmasını sağlayacaktır." dedi.
Türkiye'nin AB'nin savunma ve güvenlik ilişkilerinden dışlanmasının, Avrupa'nın ortaya koyduğu güvenlik hedefleriyle çeliştiğinin altını çizen Fidan, "Türkiye'nin savunma sanayisi alanında katettiği mesafe, AB'nin kendi stratejik duruşunu hayata geçirebilmesi bakımından Avrupa'nın elindeki en değerli imkanlardan biridir. Bu imkanın görmezden gelinmesi Avrupa'nın çıkarlarına da zarar vermektedir." diye konuştu.
"Avrupa'nın kalbinde beşinci yılına giren bir savaşın varlığı artık kabul edilebilir bir durum değildir"
Fidan, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Avrupa'ya ağır bedeller ödetmeye devam ettiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avrupa'nın kalbinde beşinci yılına giren bir savaşın varlığı artık kabul edilebilir bir durum da değildir. Değerli meslektaşımla bu savaşın gidişatı, Ukrayna'daki son durum ve savaşın nasıl durdurulabileceğine, yürüyen müzakerelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Son dönemde ilan edilen kısa süreli ateşkesler, önümüzdeki dönemde kalıcı bir çözüm için diplomatik zeminin halen mevcut olabileceğini göstermiştir. Bu zeminin büyümesi hepimizin ortak çabasına bağlıdır."
Fidan, Türkiye'nin başından beri olduğu gibi bundan sonra da bu savaşın durması için elinden gelen çabayı her türlü platformda göstermeye devam edeceğini söyledi.
İsrail'in Sumud Filosu'na saldırısı
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa değinen Fidan, "Yaşanan büyük krizin diplomatik yollarla bir an önce çözülmesi tüm dünyanın yararınadır. Pakistan'ın arabuluculuk faaliyetlerine Türkiye olarak katkı sağlamaya devam ediyoruz." dedi.
Fidan, önceliğin ateşkesin muhafaza edilmesi olduğunun altını çizerek, "Savaşın yeniden başlamasının küresel düzeyde çok ciddi ekonomik ve siyasi sonuçları olacaktır. İran'ın da ABD'nin de bu riskin farkında olduklarına ve kalıcı bir anlaşmaya varılması yönünde gerekli iradeye sahip olduklarına inanmak istiyoruz." diye konuştu.
Krizlerin aşılmasının ancak bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan kapsamlı bir güvenlik ve refah vizyonuyla mümkün olduğunu kaydeden Fidan, "Bölgesel sahiplenme ve ortak akılla barışın nasıl inşa edilebileceğini Suriye'de bugün gelişen istikrar tablosu en güncel ve somut örnek olarak ortaya koymaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, bu barış ve refah vizyonunun tam anlamıyla hayata geçmesinin bölgedeki neredeyse tüm kronik krizlerin ana kaynağı olan Filistin meselesinin iki devletli zemin temelinde çözüme kavuşturulmasına bağlı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bu barış vizyonu karşısında en büyük engel maalesef yine İsrail'in aşırılıkçı ve yayılmacı politikalarıdır. Gazze'de ve Batı Şeria'da masumları hedef alan, Lübnan ve Suriye'ye kadar uzanan bu saldırganlık, maalesef artık küresel bir tehdide dönüşmüştür. Bu tehdidin yansımaları, göç hareketlerinden enerji güvenliğine kadar Avrupa'yı da doğrudan etkilemektedir."
Fidan, İsrail'in saldırgan politikalarının son örneği olarak, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu'na müdahalede bulunduğunu belirterek, "Uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Gemilerde yaklaşık 40 ülkeden katılımcı bulunmaktaydı. Bu ülkelerle temas halindeyiz. Vatandaşlarımızın en kısa sürede serbest bırakılması için gerekli girişimleri de kararlılıkla sürdürmekteyiz." dedi.
Bu kritik dönemde Türkiye ve Almanya arasındaki işbirliğinin daha da derinleşmesi gerektiğini söyleyen Fidan, "İkili ilişkilerimizi kararlılıkla ileri taşımak istiyoruz. Bölgesel sınamalar karşısında da yakın eşgüdüm ve işbirliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz stratejik diyalog mekanizması, hedeflerimizi hayat geçirmek bakımından son derece yararlı olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AA