Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
2000'li yıllarla birlikte çok büyük bir toplumsal değişime tanık oluyoruz. Artık anne – babalar evlatlarından evlatlar anne – babalarından haz etmiyorlar. Kardeşler bir araya gelip oyun oynayamıyor. Komşular, akrabalar birbirlerinin acı ve sevinçlerinden haberdar olmuyor. Gençler ne yaşadıkları ülkeyi sevmiyorlar. Havasını soludukları topraklara, birlikte yaşadıkları milletlerine karşı en ufak bir muhabbet ve sorumluluk hissetmiyorlar. Hepimiz her gün daha çok kalabalıklaşan şehirlerde daha çok yalnız ve sevgisiz bir yaşama mahkûm oluyoruz. Bu yaşam tarzı pek çok psikolojik ve ruhsal hastalığı tetiklerken mutsuzluk hepimizi ve milletimizi içten içe çürütüyor, hasta ediyor antidepresan bağımlısı haline dönüştürüyor.
Artık evlerde yemek pişmiyor. Aileler sofrada bir araya gelmiyor. Eskiden bir yastıkta kocamak diye bir şey vardı. Modern yaşam önce karı – kocanın yastıklarını ayırdı sonrada sofrada hep birlikte kaşık salladığımız tabaklarımızı ayırdı. Aslında ayrılan şey yastık ve tabaklarımız değil kalplerimizdeki sevgi bağlarıydı. Bakıyorum en gariban kenar semtlerin sokaklarında dahi yemek dağıtan kuryeler vızır vızır dolaşıyor. Artık yemek yapma zahmetine dahi girilmiyor. Kültürümüzde ocağın tütmesi diye bir kavram vardır. Ocağın tütmesi o evde saadetin, huzurun, hayatın varlığının alametidir. Evin bereketi mutfaklarda ocaklar yanmıyor. Önceden tek göz sobalı evlere sığan kocaman aileler vardı. Daha da önemlisi büyük kentlerde her yer stüdyo daire adı altında bir sürü yeni yaşam modeli hızla yaygınlaşıyor. Türkiye gayri meşru ilişkilerde bu alanda dünyaca meşhur olmuş Tayland'la kumarda da Las Vegas'la yarışır hale geldik.
Anneler sabah eşlerini işe, çocuklarını okula gönderir göndermez soluk soluğa televizyonlardaki sabah programlarının başında yerlerini alıyorlar. Birde yetmiyor apartman koridorlarında izlenen programlardaki skandalların kritikleri yapılıyor.
Sosyal medya ortamı adeta bir batakhaneye dönüşürken akıllı telefonlara sahip olma yaşı artık ilkokullara kadar indi. Tüm bu ortamda ne okulların nede ailelerin çocuklarına terbiye verme, edep ve saygıdan bahsetme şansı kalmadı. Bazıları tüm bu gelişmeler karşısında devlet nerede sorgulaması yapmaya çalışıyor. Ancak devletin herkesin kapısına bir ahlak polisi dikme şansı yok. Devletin sorgulandığı ortamda hiç kimse kendisini sorgulamıyor. Televizyonlarda sabahtan öğleye kadar sabah kuşağı içerisinde tüm ana akım medya kanalları akıllara ziyan aile facialarını ve ahlaksızlarını işliyor. Üstelik bu programlar inanılmaz reytinglere ulaşıyor. Ve bu programları hazırlayan programcılara büyük parala ödeniyor. Programlara reklam veren kuruluşlar korkunç rakamlar ödüyorlar.
Söz konusu ahlaki yozlaşmanın en büyük gerekçesini oluşturan dijital platformun egemen güçleri hem ülkenin genetiği ile oynuyor hem de bu işten milyonlarca dolar gelir sağlıyor. Mevcut ülke topraklarımızda ki hâkimiyetinin devamı için de siyasete yatırım yapıyorlar. Bu düzeneğin sahipleri devlet otoritesini zafiyete uğratmak ve hâkimiyet alanlarını genişletmek adına küçük partilere maddi destek sağlıyorlar. Kendi doğrularını ifade eden bilim adamlarının kariyer süreçlerini destekliyorlar. Kendi projelerine destek olmaları şartıyla... Onlarda devletin her türlü sosyal medya üzerindeki kontrol etme çabasını özgürlükler engelleniyor diyerek karşı geliyorlar. Netfilix, Disney Channel hem toplumları zehirliyorlar hem de bu yaptıkları işten milyon dolarlar kazanıyorlar.
Eğer bugün uyanmaz ve çevremizi uyandıramazsak yarın artık bizim için çok geç olabilir. Aslında manevi dünyamızdaki yıkım 2023 yılının 6 Şubat tarihinde yaşadığımız asrın felaketi olarak tanımlanan deprem faciasının getirdiği yıkımdan daha büyük. Bizler gün gelir yıkılan binalarımızı yeniden inşa edebiliriz. Ancak yıkılmış bir manevi dünyanın yeniden inşası o kadar kolay değildir.
Son sözü Kur'an-ı Kerim söylesin;
Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (NAHL: 90)
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
5G NE KADAR GÜVENLİ?
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK