Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
Özbekistan’da 9 Şubat Ali Şir Nevayi’nin 585.Doğum Günü ve Bahar Bayramı
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
İnsanoğlu değişmiyor sadece nesiller yenileniyor; neticeler de hep aynı.
6 ile 10 yüzyıl arasında Türkçemiz; bağımsız, saygın, egemen bir dildi.
Peki bu hangi dönem: Göktürk ve Uygur Dönemleri; Türk dilinde ve tarihinde yeri yadırganmayacak kadar kıymetli iki Türk devleti.
11. yüzyıl ise; Arap ve Fars kültüründen etkilenmeye başladığımız ama dil yönünden hakimiyeti koruduğumuz Karahanlı Dönemi…
İşte tam da bu noktadan sonra ipin ucu bizde biraz kaçıyor.
…Yıl 2025 …
Doğu etkisinden uzaklaşan Batı etkisine giren bir algıya dönüveriyoruz.
Ama ne yazık ki netice yine aynı:
"Ana dilinden kaçıp, başka dillere sığınarak modern ve eğitimli olduğuna inanma yanılgısı tüm toplumumuzu sarıyor.”
-Neden diye sorduğunuza kulak kesilmek istiyorum; çünkü bu soru, yönümüzün Türkçe olduğunu göstermesi bakımından mühimdir.-
Ancak yüzyıllar öncesinde de algı hep aynıydı: Modern olmak için önce kendi dilini bir kenara itmek gerekiyordu.
Bugün ise aynı durum, İngilizcenin küresel baskısıyla kendini göstermeye devam ediyor.
Hatta şu an bu konuda öyle bir noktaya gelindi ki…
İnsanlar, Avrupa'da bir kafede sipariş verir gibi İngilizce konuşma yarışına giriyor, bu esnada kimin İngilizcesi en mükemmel bakışları da etrafta gezinmiyor değil…
Üstelik biri bu adların telaffuzunda hasbelkader bir hata yaparsa, vay o kişinin hâline! Kırk yıllık İngiliz vatandaşı gibi değerlendirilip alay konusu oluyor.
İşte bu manzara, kendi diline yabancılaşan bir toplumun en açık resmidir.
Çünkü kendi dilinde kelime bulamayanlar, yabancı telaffuzla hava atarken aslında köksüz bir yaprak gibi savrulduğunu fark edemiyor.
Bu durumlara hepiniz şahit oluyorsunuzdur, ben şahit olduğumda kendi kendime diyorum ki:
Bu anı yaşayan ve yanındakilere zorbalık eden herkese, yalnızca ana dilleri olan Türkçe ile -üstelik kelimeleri özenle seçmek kaydıyla- en az 10 dakika konuşma zorunluluğu getirilmeli…
Görelim bakalım, kimler ait olduğu asıl kökün hakkını verebiliyor!
Bu noktada yabancı kelimelerin varlığından dolayı Türkçe konuşamıyoruz ki!
Diyenlere de seslenmek isterdim, o da bir sonraki sohbet konumuz olsun…
Ayaz Ata ve Nardugan
Sûfî bir ses işittim uzaklardan…
Bocuk Gecesi Cadılar Bayramı’na Karşı
İlk Kelimemiz Son Sözümüzdür Türkçe
Değişen Gerçeklik Algoritması
Kendi nefsinde ara..!
Asla asla deme yaşam seni o aralığa sıkıştırıverir
DOĞUM VE ÖLÜM ARASINDA...
Yeni Bir Sayfa…
Sessizlik, Kabullenme, Vazgeçiş…