RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
Taşın Hatırlattığı Ahlâk: Köy Odalarından Misafir Taşına
BAMYA ÇORBASI
ÖLÜM GELİNCEYE KADAR İBADETLERE DEVAM EDİLMELİDİR
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
Trump küresel ekonomiyi kaosa sürüklüyor
İnsanın Anlaşamadığı Dünya
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
ÜNLÜ EDELİM
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Zaman akar, insanlar geçer, izler kalır. Kalan izlerin yine kıymeti bilinmez. Ama ne hazindir ki; bu coğrafyada iz bırakanlara, ancak gittikten sonra kıymet verilir. Bıraktıkları izleri yine görmezden gelinir. Onlar yaşarken göz ardı edilir, incitilir, yadırganır. Ama bir gün vefat haberi gelir, ardından kıymet bilme yarışları başlar.
Fotoğraflar paylaşılır, hatıralar anlatılır, dualar edilir, methiyeler düzülür. Lâkin hepsi, çok geç kalmış bir vefanın kırıntısıdır sadece.
Akşehirli Ahmet Efendi.
Kalbi Kur'an'la dolu bir Hakk eri. Nice gönlü irşad etmiş, nice gençliğe ışık olmuş bir ömür.
Ama onu gerçekten tanıyanlar, onun ilmiyle yaşarken dirilenler ne kadardı?
Hacı Veyszâde Mustafa Efendi.
Konya'nın manevi sütunlarından biri. Sadece ders veren değil, hâliyle terbiye eden bir Allah dostu. Zamanında söyledikleriyle alay edenler, vefatından sonra ismini altın harflerle yazmaya çalıştı. Ama onun suskunluğu, bizim geç gelen övgümüzden daha çok konuşuyordu.
Ladikli Ahmed Hüdai Ağa.
Gönül pınarlarından biri. Uçsuz bucaksız tevekkülüyle, kalplere sabrı öğretmiş bir mümin. Bugün onun kerameti anlatılıyor, ama bir zamanlar onun sadeliğiyle alay ediliyordu.
Hâfız Hüseyin Varol Hoca.
Kur'an'a ömrünü vakfetmiş, son nefesine kadar nice talebe ve kuran muallimi yetiştirmiş, son muellimlerden. Onun dizi dibinde yetişen nice âlim, nice kâmil insan var. Onlar H. Hüseyin Hocamızın bize bıraktığı emanetleri. Bırakın onlara sahip çıkmayı tanıyor muyuz. Tanınanlara sahip çıkma yerine elif bilmezleri onların önüne geçiriyoruz. Onları geri plana atıyoruz.
Ama ne acıdır ki o yaşarken sesini duymayanlar, vefatından sonra sesiyle videolar paylaşıyor.
Aynı tuzağa bir kez daha düşüyoruz. Bu büyük zatların, arkalarında bir emanet bıraktığını fark edemiyoruz:
Yetiştirdikleri talebeler, izlerini süren halefler onları geri plana attığımız için aramızda kaybolup gidiyor.
Bugün aramızda yaşayan bazı zatlar var ki,
Ahmet Efendi'nin rahle arkadaşı. Hacı Veyszâde'nin dizinin dibinde büyümüş. Ladikli Ahmed ağanın sohbetinden geçmiş. H. Hüseyin Varol Hocanın duasına mazhar olmuş.
Ama biz ne yapıyoruz?
Onlara değil sahip çıkmak, daha onları tanımadan düşmanlık ediyoruz.
Biraz konuştu mu, biraz ileri gitti mi:
"Kim bu? Yahu biz ondan daha iyiyiz diyoruz. "Nerden çıktı bu?”
Sanki geçmişle bağı yokmuş gibi.
Halbuki bilsek.
O zatlar öyle yetiştirdi ki talebelerini;
Edepten ses etmezler,
Sadakatten kendilerini gizlerler,
Duruştan taviz vermezler, eğilmezler ama kendilerini asla pazarlamazlar.
Ve biz. Görmeyince, duyulmayınca yok sayıyoruz.
En kötüsü ne biliyor musunuz?
Onların talebelerini desteklemek şöyle dursun,
Bizzat onların önüne taş koyuyoruz.
Onlar konuşunca rahatsız oluyoruz.
Onlar öne çıkınca, "niye bu kadar ilgi görüyor?" diye içimiz daralıyor.
Haset, kıskançlık, cehalet.
Hepsi birden birikiyor, sonra da o güzelim çınarlara yöneliyor:
Elif bilmezler hoca oluyor "Hoca da hoca mı yani?”
"Böyle alim mi olur?”
"Biz de okuduk.”
"Biz de biliyoruz.”
Hayır!
Sen ne okuduysan, o adamlar kitap oldu, senin okuduğunu yaşadı.
Sen bilgi kırıntısı taşıdın, onlar hikmetle yoğruldu.
Bu uyarıyı yapalım, çünkü yine geç kalacağız.
Bugün aramızda olan nice kıymetli zatlar var.
Konuşsalar rahatsız oluyoruz,
Sussalar değerlerini anlamıyoruz,
Ölünce baş tacı yapıyoruz.
Bu ne garip vefasızlık!
Bu ne acı tembellik!
Yaşarken yok say, öldükten sonra yücelt!
Gel kardeşim, bu sefer geç kalma…
Bir mürşide, bir âlime, bir talebeye…
Bir hizmet ehline, bir hikmet ehline…
Yaşarken kıymet ver.
Bir gün onları da mezar taşlarında methiye okuyarak değil,
Hayattayken arkalarında saf tutarak an.
Çünkü her çağın bir emaneti vardır.
Bizim çağımıza düşen o emanet;
Bugünün yaşayan kutlu talebeleridir.
Onlara kıymet vermek,
Geçmişte unuttuklarımızın telafisidir.
Ve geleceğe bırakacağımız vefalı bir mirastır.
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
TARİHTEN GÜNÜMÜZE MERHAMETSİZ TEKFİRCİ HARİCİLİĞİN MODERN ADI TAĞUTÇULUK
BİZE KURÂN YETER SÖYLEMİ AYET VE HADİSLER IŞIĞINDA MEALCİLİĞİN ÇIKMAZI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK