Linç Edilen Hekim ve Sessiz Çoğunluğun Feryadı
Teknolojinin Bizden Aldıkları
SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
Mesele doktor değil hala anlamadın mı?
MALAZGİRT ZAFERİNİ KUTLAMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?
Laik hutbe verelim
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞI VARDIR
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Demokrasi Karanlıkta Ölür
Sessiz Tanık / Saatli Cami
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
İç sahada alınan net galibiyet
Kimlik Değiştiren Konyaspor
Rakamlarla Otomobil Piyasası
ERİNMEDEN
BASIN DİLİ
İnsanlık, çağın imkânlarıyla büyük bir zafer kazandığını düşünüyor. Bir tıkla dünyanın öbür ucuna ulaşıyor, saniyeler içinde haber alıyor, bilgiye boğuluyor. Lakin bir gerçeği gözden kaçırıyoruz. Her kazancımızın ardında, sessizce kaybettiğimiz değerler var.Evet, teknoloji bize kolaylık sundu ama ruhumuzdan, gönlümüzden, ilişkilerimizden çok şey götürdü. Şimdi, biraz cesur olup "neleri kaybettik?” diye sormanın tam vaktidir.
Zamanın Bereketini Kaybettik
Rabbimiz buyuruyor:"Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyandadır.”(Asr, 103/1-2)
Teknoloji zamanı yönetmemizi kolaylaştırmadı, aksine zamanımızı yuttu. Bir mesajı görmek için telefona bakan, farkına varmadan saatlerini kaydırarak tüketiyor. "Bir bakayım” diyerek girilen ekranlar, bir ömürden çalıyor. Artık saatlerimiz değil, biz teknolojinin esiriyiz.
Birbirimize olan muhabbetimizi kaybettik
Eskiden dostluğun sıcaklığı göz göze bakışlarda gizliydi. Sohbetlerin kelimelerinde samimiyet vardı. Komşuya ziyarete gitmek bir sevinçti, hasretti, bir kavuşmaydı, özlemdi, sevgiydi, haldi, hatırdı. Şimdi yan yana oturan iki kişi bile göz göze değil, ekran ekrana bakıyor. Muhabbetin yerini yazışmalar, gönüllere değil ekrana gülücükler, tebessümler aldı. Dost meclisleri çözüldü, muhabbetler sanala kurban edildi. Dostlarla içilen çayların gül kokulu muhabbetleri ekranların içine gömüldü, yok oldu. Hal hatır sormak, gündemi paylaşmak, üzüntülerimize, sevinçlerimize ortak olmak aranır oldu. Muhabbetten hasıl olur Muhammed s.a.v. Ama malesef muhabbeti kaybettik.
Tevazuyu Kaybettik
Benlik, kibir, gurur sardı etrafımızı. Teknoloji, "ben”i büyüttü, "biz”i küçülttü.Eskiden insan, sadeliğiyle, mütevazılığıyla değer bulurdu. Şimdi ise sanal vitrinlerde herkes, olduğundan farklı görünmeye çalışıyor. Takipçi sayısı tevazunun önüne geçti. Gösteriş arttıkça, samimiyet eridi. Farzlar ekrandan, internetten, sanal ortamdan aldığımız tarzlara feda edildi. Güzel ahlak, adabı muaşeret tıklara, beğenilere, like lere, linklerin fitnesine, aile ortamının gizleri, internetin karanlık gizemlerine yenik düştü.
Edebi Kaybettik
Edep, İslam'ın ziynetidir. Eskiden sözün ölçüsü vardı bir cümle, bir bakış bile terbiye ile süslenirdi. Bugün bir tuşla onurlar yerle bir edilebiliyor. Hakaret, iftira, gıybet, dedikodu, yalan, talan, dolandırıcılık, laf taşıma "paylaşım” diye dolaşıyor. Kişilerin evinde bugün de ailemle sabah kahvaltısı, bugün de piknikteydik, eşimle beraber çay muhabbetimiz gibi ortamların resimlerini aile ortamının görüntülerini, teşhir etmeyi marifet zannedip edebi kaybettik. Edep inceldi, inceldi ve sonunda koptu.
Aşkı Kaybettik.Tasavvuf ehli der ki: "Aşk, kalbin Allah'a yönelişidir.”
Eskiden aşk, Hak yoluna sevdalı yürüyüştü. Bugün aşkın yerini, "beğeni” sayısı aldı. Ezan sesini duymayan kulaklar, bildirim sesiyle yerinden fırlıyor. Gönlümüzün kıblesi ekranlara kaydı.
En önemlisi de Çocuklarımızı Kaybettik, kısacası geleceğimizi kaybediyoruz.
Bir zamanlar çocuklarımız toprağa basardı, gökyüzünü seyrederdi. Saklambaç, körebe, çelik çomak oynarlardı. Kısacası kültürümüzü yansıtan, çocuklarımızın birbirleriyle daha küçücükken kurdukları dostluk ortamları oyunların yerini sanal oyunlar aldı. Şimdi ise çocuklarımız ekranların soğuk ışığında büyüyor. Oyun kurmayı değil, hazır programları öğreniyorlar. Hayal gücü yerine sanal bağımlılıklar alıyor. Geleceğimiz, cihazların içinde eriyor. Çocuklarımız ekranların karanlığında kayboluyor.
Bereketi Kaybettik
Teknoloji, sofralarımıza daha çok çeşit getirdi ama bereketi götürdü. Eskiden nimetin tadı kanaatteydi. Şimdi tüketim kültürü, gösteriş yarışı hayatımıza hâkim oldu. Sofralar büyüdü, gönüller küçüldü.
Bugün teknoloji, elimizin aleti değil, kalbimizi öldüren meşgale oldu.
Telefon elimizin değil, gönlümüzün merkezine yerleşti. Kur'an köşede kaldı, telefon baş köşeye oturdu. Ezan okununca ağırdan kalkan kalpler, bildirim sesi gelince koşar adım gidiyor. Bu manzara, bize açıkça şunu gösteriyor. İnsanlık teknolojiyle sadece yaşamıyor, teknolojisiz yaşayamaz hale geliyor. Kalbimizi Allah'a cc. kullukla ve zikirle doldurmalıyız. Teknoloji sadece yol azığı gibi arkanda taşıdığın bir araç olmalı. Ama bugün kalbin kıblesi ekran oldu. Zikirin yerine bildirim, sohbet yerine sanal paylaşımlar geçti.
Teknolojiyi asla reddetmiyoruz. Meselemiz teknolojiyi reddetmek değil, onu kalbin önüne geçirmemeli, arkasına koymaktır. Evet, teknoloji bize hız verdi ama huzuru aldı. Bilgi verdi ama hikmeti götürdü. Kolaylık sundu ama bereketi azalttı. İlişkilerimizi çoğalttı ama muhabbetimizi eksiltti.
Bugün sormamız gereken soru şudur: Teknolojiyi biz mi kullanıyoruz, yoksa teknoloji bizi mi kullanıyor?
Unutmayalım: Teknoloji elimizde olursa nimet, Gönlümüzde olursa zillet olur. Çağımızın en büyük imtihanı işte budur. Ekrana mı bağlanacağız, yoksa Rabbimize mi?
Teknoloji Düşmanımız Değil, İmtihanımızdır. Burada kimseyi teknolojiye düşman etmeye çağırmıyoruz. Çünkü hayatın akışı içinde elbette teknolojiye ihtiyacımız var. Bugün eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, iletişimde teknoloji nimettir. Hastanelerde cihazlar olmasa nice can kurtulmaz, afetlerde iletişim araçları olmasa yardımlar ulaşmaz, bilgiye erişim olmasa ilim ve irfan paylaşılmaz.
Mesele teknolojinin varlığı değil, teknolojinin hayatımızdaki yeridir. Eğer teknoloji elimizde olursa, o bir nimettir. Ama gönlümüzde olursa, işte o zaman felakettir. Telefonu atın, bilgisayarı kapatın, interneti silin demiyoruz. Bizim derdimiz şudur. Telefonu kullanalım ama o bizi esir almasın. Bilgisayar bize hizmet etsin, biz ona köle olmayalım. İnternetle hayra ulaşalım, şerre sürüklenmeyelim.
Teknoloji araçtır, amaç hâline getirdiğimizde kaybederiz. Kardeşlerim, mesele teknolojiden kopmak değil, onunla mesafeyi korumaktır. Mesele, hayatımızın merkezine ekranı değil, Allah'ın rızasını koymaktır.
Şunu unutmayalım: Teknoloji, akrabalıkların, komşulukların yerine geçiyorsa, edep ve hayayı yok ediyorsa, dostluklarımızı çalıyor, dostlarımızı kaybediyorsak, Kültürümüzü kaybediyorsak felakettir.
Ama teknolojiyi elimizde bir imkân yaparsak kazanırız. Yani mesele çok basit. Teknolojiyi elbette kullanacağız. Ama ona esir olmayacağız. Biz teknolojiyi yöneteceğiz, o bizi değil.
HZ. Peygamberimizin İletişim Modeli Ve Teknoloji Bağımlılığından Nebevi Kurtuluş
KORKU İLE YÖNETİLEN DÜNYA – Nankörlük Çağının Kıskacında
Z KUŞAĞI MI DEDİNİZ? Z KUŞAĞI DEĞİL ZÜHT KUŞAĞI
Dil Giderse Kimlik gider.Karamanoğlu Mehmet Bey’den Bugüne Türkçeye Sahip Çıkmak.
Kıymet Bilmek: Yaşarken Unutulanlar, Ölünce Yüceltilenler