DİLARA

Dilara: "Gönül alan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren” anlamındadır. Dilara söz ve tavırlara o kadar çok ihtiyacımız var ki. Hele dünyanın, kan, gözyaşı, kavga, düşmanlık, kin ve kaos ortamına girdiği şu zamanda bu ihtiyaç kendini daha çok hissettiriyor. Zaman zaman not aldığım, Osmanlıca "dilara” sözlerden bir demet yaptım. Bu demetleri sizinle paylaşmak arzusundayım. İşte o demetlerden örnekler; Bir insanın öğrenmesi gereken ilk dil; tatlı dil. En hayırlı dost, seni hayra sevk edendir. "Ne iş yaparsın?” dedi. "Hamalım” dedi.  "Nasıl yani?” dedi. "Elimden tutmasını bilenin yükünü taşırım”. Sadi Şirazi der ki: "Kimse cehaletini itiraf etmez. Yalnız, başkası sözünü bitirmeden söze başlayan müstesna.” İbrahim Ethem'e sorarlar: "Bir müminin hali nasıl olmalı?” İbrahim Ethem cevap verir: "Son nefesinde nasıl olacaksa hep öyle, her zaman öyle olmalıdır.” Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed SAV Efendimiz şöyle der: "Beş şey kalbi öldürür: 1. Çok yemek, 2. Çok konuşmak, 3. Çok uyumak, 4. Çok gülmek, 5. Rızık için çok endişe etmek.” Sultan 3. Murat: "Uyan ey gözlerim gafletten uyan, Uyan uykusu çok gözlerim uyan. Azrail'in kastı canadır, uyan. Uyan ey gözlerim gafletten uyan, Uyan uykusu çok gözlerim uyan!” Hayvandan insana dönen yoktur ama, insandan hayvana dönen çoktur.  (Necip Fazıl Kısakürek) Hz. Ali: "Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref yoktur.” Der. Ne kadar yoksul ve aç olursa olsun, kanaat sahibi zengindir. İnsan, dilinin altında gizlidir.     Bugün için çalışan, yalnız bu gün rahat eder. Fakat yarını düşünerek çalışan, hem bu gün, hem yarın rahat eder.     Mevlana: "Hiçbir zaman geç kalmadınız; kaç kere yoldan dönmüş de olsanız, kaç kere döndürülmüş de olsanız, dünyanın bütün yükünü taşıyor da olsanız, hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız, kendiniz, yüreğiniz tarafından kabul edileceğine inanmıyor da olsanız… Siz yine de kendinize, yüreğinize yüryünüz. Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın.” Etrafımda çok insan olmasın. Etrafımdakiler, insan olsun yeter. İnsanlar başaklara benzerler; içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. Tekerlekleri dört köşe bir arabaya bindirdiler bizi, bir gidiştir gidiyoruz. Bir gülün çevresi, dikendir, hardır. Bülbül, har elinde ah ile zardır. Ne olsa da, kışın sonu bahardır, Bu da gelir, bu da geçer ağlama!    

Yazarın Diğer Yazıları