Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
"Çağımız bize uygun değil. Bu medeniyet(!), bizim gerçek tabiatımız bilinmeden kurulmuştur. İlmî buluşlar, insan iştihası, hayali, teorileri ve arzularından doğmuştur. İnsan eliyle kurulmasına rağmen, bizim ölçülerimize göre olmamıştır.
Gerçekten, ilmin hiçbir planı takip etmediği besbelli. İlim, birkaç dâhi insanın tesadüfen doğuşlarına, tecessüslerinin tuttuğu yola göre gelişmiştir. Modernizm denilen nesne, insanların durumunu ıslah etme yönünde adım atmamıştır. Eğer Galile, Newton, Lavoisier, zekalarının gücünü beden ve şuurun tetkiki için kullansalardı, dünyamız bugünkünden daha değişik olurdu. İlmî buluşlar, insanların menfaati düşünülmeden yapılmıştır.
Evlerin buharla ısıtılması, elektrikle aydınlanma, asansörler, biyolojik ahlak, gıda maddelerinin kimyevi işlemlere tabi tutulması, sadece zevkli ve elverişli oldukları için benimsenen yeniliklerdir. Bunların, insanlar üzerine muhtemel etkileri düşünülmemiştir. İcatlar, yenilikler tamam da, burada insanların psikolojik ve manası ihmal edilmiştir. Modern endüstri, bir kişinin veya birkaç kişilik grubun mümkün olduğu kadar çok para kazanması, asgari masrafla azami menfaat sağlama esası üzerine kurulmuştur.
Büyükşehirlerin kurulması da insan düşünülmeden oluşmuştur. Modern binaların şekli ve büyüklükleri, arsanın metre karesinden azami gelir elde etmek, kiracılara hoşlanacakları büro ve lojman sunma fikrinden hareket edilerek meydana getirilmiştir. Dara bir sahaya çok sayıda insan toplayan dev binalar yapılmıştır. Bu insanlar da oralarda oturmaktan zevk alıyorlar. Modern şehir, bu dev yapılardan, karanlık, tozlu- dumanlı, benzin kokulu, kamyon ve tramvayların kulak delici gürültüsüyle dolu, büyük bir kalabalığın dolup taştığı yollardan meydana gelmiştir. Modern şehir, sakinlerinin iyiliği için kurulmamıştır.
Hayatımız büyük ölçüde gazetelerin etkisi altındadır. Reklamlar sadece üreticinin menfaati için yapılır, asla tüketicinin menfaati düşünülmez. Ticari ilanlar için büyük paralar harcanmaktadır. Bunun için faydasız, hatta çoğu zaman zararlı olan pek çok yiyecek ve ilaç, medeni insanlar için zaruret halini almıştır…” (İnsan denen meçhul, Alexis Carrel, Çev. Refik Özdek, Yağmur Yayınları, s.43…)
Yukarıda belirtildiği gibi insanın manasını ihmal ederek her şeyi maddeyle çözmeye çalıştık. Manadan soyutlanmış madde de insanların başına bela oldu. "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” derken bu gerçek anlatılmaktadır. "Dünyadan da nasibini unutma” ilahi fermanında bu hakikatler yatmaktadır.
Vicdanlar Dondu!
Sen donmadın yiğidim, tüm canlar dondu,
İz'anımız ruhumuz, her yanlar dondu,
Hep üşürken soğukta, vicdanlar dondu,
Yüreğimiz daraldı, imanlar dondu!
Soğuktan ölen varmış, asla duymadık,
Her an üç maymunları, kurduk oynadık,
Garibanlar aç kaldı, bizse doymadık,
Merhametsiz çoğaldı, cananlar dondu!
Sevgileri unuttuk, saygılar rafta,
Merhamet mi dediniz, durur agrafta,
"Gözyaşını silelim”, sözleri lafta,
Namazlar safta kaldı, insanlar dondu!
Ayakları üşümüş, gözler morarmış,
Tüm bakışları düşmüş, yüzü sararmış,
Eller uzatılmıyor, kalpler kararmış,
İnsanlık lafa daldı, lisanlar dondu!
Kaybettik!
Acı kahveler içtik, dost hanesinden,
Telve ağızda kaldı, nazı kaybettik,
Muhabbetlere daldık, şahanesinden,
Dostluk mazide kaldı, özü kaybettik!
Şifalı yakı sardık, dert gitsin diye,
Yaraya merhem sürdük, berkitsin diye,
Onulmaz yaraları, terk etsin diye,
"Geçmiş olsun” diyecek, sözü kaybettik!
Eğlendik ve de güldük, safiyane hep,
Cananlara göz olduk, sahiyane hep,
Ahbaplarla can bulduk, dahiyane hep,
Can çıktı huy çıkmadı, azı kaybettik!
Tebessümü kâr kıldık, mutlu gün için,
Maskeleri bâr bildik, kutlu gün için,
Dostlarla bahar bulduk, tatlı gün için,
Sevinçler tasa oldu, bizi kaybettik!
Kültürümüzle güldük, ele ele verdik,
İnsanı kardeş kıldık, murada erdik,
Desen desen renk aldık, kilimler serdik,
Musiki nağmesinden, sazı kaybettik!
Kalpler sevgiyi sildi, tekliyor şimdi,
İnsanlık rafta kaldı, bekliyor şimdi,
En nadide yerinde, saklıyor şimdi,
Derin hasret içinde, sizi kaybettik!
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
KANALİZASYON PATLADI!
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
KÜLTÜRDE KONYA FARKI
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
KÜLTÜRE KAPI AÇANLAR
ZİRVEYE ÇIKMANIN YOLLARI
KİM SÖMÜRGECİ?
YAZARLIK HAYATIM VE EVRENSEL MESAJLAR