“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Konyaspor’da skor var umut yok!
ZİRVEYE ÇIKMANIN YOLLARI
ALLAH İŞLERİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAYI EMREDER
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İMTİHANI, YAPAY ZEKÂ
AltınS1 ile Gram altın arsındaki makas gerçekçi değildir
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
Belediyecilik CHP’nin işi
MESCİDİ HARAMDAN MESCİDİ AKSAYA, ORADAN DA SİDRETÜL MÜNTEHAYA YAPILAN KUTSAL YOLCULUK
KÜFÜR
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Her insanın kati suretle muhafaza ettiği bir yanı var.
Bu; dini olabilir, ailesi olabilir, ahlakı olabilir, ticareti olabilir vs…
Muhafaza edilen bu unsurlara ne kadar sahip çıkılırsa istikamet de o kadar sağlam oluyor. Dinimize sahip çıktıkça ahiret mükâfatı daha da artıyor. Ailemize sahip çıktığımızda saadetimiz ve mutluluğumuz sürekli oluyor. Ahlakımızı muhafaza ettiğimizde daha çok seviliyoruz, daha çok iç huzura eriyoruz. Ticaret ahlakımıza dikkat ettikçe rızkımız bereketleniyor, helal kazanç mutluluğu yaşıyoruz.
Peki tüm bunları her şey güllük gülistanlıkken mi başarıyoruz, yoksa zor zamanlarımızda mı ?!
Kanaatimce bu hususlarda zor zamanlarımızda veya baskı altındayken daha çok muhafaza ediyoruz şartları. Şöyle ki:
Dinimizi yaşamada baskı görüyorduk; daha çok kenetlendik, daha çok muhafazakardık !
Ticaretimiz sekteye uğradı; kendimizi daha çok sorguladık ve muhasebemizi daha sağlam tuttuk.
Edep, ahlak, örf ve anane kavramlarında diktelere maruz kaldık; sırlarımızı, kalelerimizi, duruşumuzu bozmadık, sağlamlaştırdık.
Ama ne zaman bu hususlarda rahata erdik, rehavete kapıldık.
Dine baskılar ortadan kalktı, dini eğitimlerin önü açıldı, vakıflara ve derneklere kötü muamele bitti lakin hizmetlerin, irşat faaliyetlerinin artması gerekirken hepsi çağın gerisinde kaldı.
Son dönemde yaşanan lokal ekonomi sıkıntılarının haricinde refaha erdik, lakin paramıza haram karıştırdık, ticaret ahlakımızı yok ettik. Üçkağıt yapan, vergi kaçıran, aldatan daha makbul oldu maalesef.
Aile, örf, edep ve benzeri konularda mahalle baskıları bitti, lakin biz bu hususlarda da kaybettik. En sağlam kalemiz ailemizdi ama surda delik açıldı.
Edep bir taç idi Nur-i Hüdâ'dan ama ayaklar altına attık, teneke muamelesi ettik o taca.
Örf, adet, anane hasletlerimizde geçmişin izlerini silip Batı(l)'nın safsatlarını kazıdık.
Hasıl-ı kelam, rahat ettik ama muhafaza edemedik !
Peki her şeyi kaybettik mi ? Hayır !
Bizde ümitsizliğe yer yoktur ! Zararın neresinden dönersek kârdır inşâAllah.
Çözüm de çok basit. Rahmetli Erbakan Hocamızın mükemmel iki düsturunda saklı çözüm: AHLAK ve MANEVİYAT.
Bu iki haslete sosyal, iktisadi ve içtimai alanlarda yeniden sımsıkı sarılırsak, zarardan döner, kâra geçeriz ümidi ve niyazındayım.
Rabbimiz dinimizi, ailemizi, necip milletimizi muhafaza etsin, muhafaza eden kullarından eylesin. (Amin)
HUZUR KENDİ İÇİMİZDE
VATAN AŞKI
MİLLETİN KANALI
KUL HAKKI
GÜLÜNCE HAYAT GÜZEL
EMROLUNDUĞUMUZ GİBİ !
Büyük Sermaye
YÂ BASÎR !
BİR NEBZE NASİHAT
KAPILMA DÜNYANIN CAZİBESİNE !