“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Büyüklerin önünde iş yapmak hep korkutur beni. Beğenilme arzusundan olsa gerekir. Ama artık tecrübeleriniz biriktikçe, hatalardan çıkarılan dersler arttıkça korkularınız bilgiye dönüşüyor. Küçüklüğümde sürahiden bardağa su doldururken; hızlı olacağım diye hep dışına taşırırdım. Annem, kaşlarını kaldırarak yüzüme bakar, "dereden bile doldursan israf etme” derler yavrum derdi. Yine bir gün, patates soyuyorum, annem gülümseyerek bana baktı ve "hay yavrum; yarısı çöpe gitti. Kabuğunu soyacaktın, kabuğun altında en az bir kilo patates attın çöpe” dedi.
Yeni neslin hafızasında çorabını dikmek ya da düğüm atarak giymek, paçaları kısalan pantolonun içindeki payı açmak, dizlere birer yuvarlak modelle şık yamalar yapmak yoktur. Çünkü şükürler olsun ki; her şeyin ulaşılabilirliği fazlalaştı ve refah seviyelerimiz milletçe arttı. Ama bu refahlık ve kolaylık hiç farketmeden israfı da artırdı. Önceki neslin motor becerisini artırmak gibi bir derdi yoktu. Hemen hemen her çocuğun eline bir iğne iplik zamanla verilir; düğmesini diker, söküğünü tamir ederdi. Üretmenin lezzeti küçükken tattırılır; bir el bezi, banyo lifi, atkı ördürülürdü. Bayramlarda, kış ve yaz günlerinin başlangıçlarında çarşıya çıkılır; kıyafet eksikleri tamamlanır, o kıyafet eskiyene kadar bir itibâr görürdü. Şimdi birini iki kez giymeden birini daha aldığımız ve televizyonlardan servis edilen tarz! Anlayışımız var.
O günlerde yemek yeni piştiğinde yani dumanı üstünde iken yaşlı bir komşu varsa ya da o gün yemek yapmaya vakti olmadığını düşündüğünüz bir komşu muhakkak ona bir tabak gönderilirdi. Ama şimdi kimse kimseyle muhatab olmuyor ki; yemek göndersin ya da burun kıvırmadan bir ikram kabul etsin.
En büyük israfımız bize bir kez verilen ömrümüz. Kendimizi geliştirecek, faydalı bir ilim öğrenecek zamanı telefonda "kim kime ne demiş? Nereye gitmiş? Neler yapmış?” derdiyle tüketiyoruz. Belki pek çok kabiliyetimizi hiç bilmeden, yapabileceklerimizin sınırsızlığını görmeden günlerimizi art ardına tüketiyoruz. Küçük bir işi bile iyi yapmanın, faydalı ve üretken olmanın derdinden çok, makam elde edip, hizmet beklemenin derdi bizi sarmışsa yazık ki israf ediyoruz.
Midemizin ancak üçte birini doldurup sağlığımızı korumamız gerekir iken; gözümüzün önünde onlarca çeşidin olduğu kafeleri tıklım tıklım doldurarak, tıka basa yiyip vücudumuzu israf ediyoruz. Küçükleri haddinden fazla şımartıp, büyükleri ihmâl ediyorsak, rutinden şikâyet ettiğimiz halde bugünü farklı kılacak tek bir çabamız yoksa biz israf ediyoruz.
Sadece elektriğimizi, suyumuzu, enerji kaynaklarımızı değil, en kıymetlimizi;
BİZ KENDİMİZİ İSRAF EDİYORUZ…..
FREN
YARIŞ
HADSİZLİK
KURUYANLAR-YEŞERENLER
EN İYİ ARKADAŞIM
MÜZELİK OLMADAN
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL