Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Büyüklerin önünde iş yapmak hep korkutur beni. Beğenilme arzusundan olsa gerekir. Ama artık tecrübeleriniz biriktikçe, hatalardan çıkarılan dersler arttıkça korkularınız bilgiye dönüşüyor. Küçüklüğümde sürahiden bardağa su doldururken; hızlı olacağım diye hep dışına taşırırdım. Annem, kaşlarını kaldırarak yüzüme bakar, "dereden bile doldursan israf etme” derler yavrum derdi. Yine bir gün, patates soyuyorum, annem gülümseyerek bana baktı ve "hay yavrum; yarısı çöpe gitti. Kabuğunu soyacaktın, kabuğun altında en az bir kilo patates attın çöpe” dedi.
Yeni neslin hafızasında çorabını dikmek ya da düğüm atarak giymek, paçaları kısalan pantolonun içindeki payı açmak, dizlere birer yuvarlak modelle şık yamalar yapmak yoktur. Çünkü şükürler olsun ki; her şeyin ulaşılabilirliği fazlalaştı ve refah seviyelerimiz milletçe arttı. Ama bu refahlık ve kolaylık hiç farketmeden israfı da artırdı. Önceki neslin motor becerisini artırmak gibi bir derdi yoktu. Hemen hemen her çocuğun eline bir iğne iplik zamanla verilir; düğmesini diker, söküğünü tamir ederdi. Üretmenin lezzeti küçükken tattırılır; bir el bezi, banyo lifi, atkı ördürülürdü. Bayramlarda, kış ve yaz günlerinin başlangıçlarında çarşıya çıkılır; kıyafet eksikleri tamamlanır, o kıyafet eskiyene kadar bir itibâr görürdü. Şimdi birini iki kez giymeden birini daha aldığımız ve televizyonlardan servis edilen tarz! Anlayışımız var.
O günlerde yemek yeni piştiğinde yani dumanı üstünde iken yaşlı bir komşu varsa ya da o gün yemek yapmaya vakti olmadığını düşündüğünüz bir komşu muhakkak ona bir tabak gönderilirdi. Ama şimdi kimse kimseyle muhatab olmuyor ki; yemek göndersin ya da burun kıvırmadan bir ikram kabul etsin.
En büyük israfımız bize bir kez verilen ömrümüz. Kendimizi geliştirecek, faydalı bir ilim öğrenecek zamanı telefonda "kim kime ne demiş? Nereye gitmiş? Neler yapmış?” derdiyle tüketiyoruz. Belki pek çok kabiliyetimizi hiç bilmeden, yapabileceklerimizin sınırsızlığını görmeden günlerimizi art ardına tüketiyoruz. Küçük bir işi bile iyi yapmanın, faydalı ve üretken olmanın derdinden çok, makam elde edip, hizmet beklemenin derdi bizi sarmışsa yazık ki israf ediyoruz.
Midemizin ancak üçte birini doldurup sağlığımızı korumamız gerekir iken; gözümüzün önünde onlarca çeşidin olduğu kafeleri tıklım tıklım doldurarak, tıka basa yiyip vücudumuzu israf ediyoruz. Küçükleri haddinden fazla şımartıp, büyükleri ihmâl ediyorsak, rutinden şikâyet ettiğimiz halde bugünü farklı kılacak tek bir çabamız yoksa biz israf ediyoruz.
Sadece elektriğimizi, suyumuzu, enerji kaynaklarımızı değil, en kıymetlimizi;
BİZ KENDİMİZİ İSRAF EDİYORUZ…..
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL
TESPİT-TAMİR
ÜNLÜ EDELİM
SEÇİMİM BENİM
ÇIVIT
BESLENME ÇANTASI
ŞEMSİYENİ AÇ