KONYA’DA CADDELER, PARKLAR, ÇARŞILAR ÇIPLAKLAR KAMPI OLDU DA BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK?
FED Başkanı Trump’a hayal kırıklığı yaşattı
MİLLİ GÜVENLİK SORUNU OLANLARA SON UYARİ
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
UBUNTU
HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
Kadın eve kapanırsa aile kurtulur mu?
SAYGI DUYMAK BU KADAR MI ZOR ?
Hey Gidi Günler Hey!
HİCRET; MADDİ VE MANEVİ FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİDİR
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Bir medeniyet nasıl çöker?
Savaşla mı?
Ekonomik krizle mi?
Doğal afetlerle mi?
Hayır…
Aksine, bunlar birlik ve beraberliği perçinler.
Medeniyetler ahlakın çöküşü ile çatırdar, ailenin kaybedilmesi ile sarsılır, neslin bozulması ile yıkılır.
Devleti nasıl ki adalet ve güvenlik ayakta tutuyorsa, milleti de ahlak ve aile ayakta tutar.
Bugün Batı'nın yaşadığı büyük çöküşün temelinde işte bu gerçek yatıyor. Yıllarca dünyaya özgürlük, bireysellik ve sınırsız yaşam tarzı pazarlayan ülkeler şimdi kendi kurdukları düzenin altında kalmış durumdalar.
Nüfusları azalıyor.
Evlilikler bitiyor.
Doğum oranları çöküyor.
Yalnız yaşayan milyonlar psikolojik destek merkezlerine koşuyor.
İnsanlar hayatlarının en konforlu dönemlerini yaşarken en mutsuz nesiller ortaya çıkıyor.
Paraları var ama huzurları yok.
Evleri var ama yuvaları yok.
Kalabalık şehirleri var ama yalnız insanlar ordusu halinde yaşıyorlar.
Bugün özlemini duydukları şey ise yıllarca küçümsedikleri aile düzeni.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Batı'nın terk etmeye çalıştığı yanlışları biz alkışlayarak ithal ediyoruz.
Şimdi bu yozlaşma ve bozulmaların yaşadığımız şehre yansımalarına bir bakalım.
Son günlerde Konya'nın parklarında, mesire alanlarında ve ailelerin yoğun olarak kullandığı sosyal alanlarda ortaya çıkan görüntüler düşündürücü olmaktan çıkmış, artık rahatsız edici bir boyuta ulaşmıştır.
Aileler çocuklarıyla birlikte nefes almak, serinlemek ve birkaç saat huzur bulmak için parklara gidiyor.
Ancak karşılaştıkları manzara çoğu zaman huzur değil, tedirginlik oluyor.
Toplumun ortak kullanım alanlarında sergilenen aşırı çıplaklık, yalnızca bir giyim tercihi olarak değerlendirilemez. Çünkü özgürlüğün de bir sınırı vardır. Başkalarının huzurunu ve toplumsal değerleri yok sayan her davranış, özgürlük değil dayatmadır.
Kimsenin yaşam tarzına müdahale etmek gibi bir düşünce söz konusu değildir. Ancak hiç kimsenin de toplumun büyük çoğunluğunu rahatsız edecek görüntüleri normalleştirmeye hakkı yoktur.
Üstelik mesele sadece bununla da sınırlı değil.
Toplu taşıma araçlarında, parklarda ve kalabalık alanlarda gençler arasında yaygınlaşan küfürlü konuşmalar, argo ifadeler ve saldırgan tavırlar toplumun huzurunu kaçırıyor.
Daha da vahimi, bazı parklarda gruplar halinde dolaşan gençlerin oluşturduğu güvenlik endişesi…
Aileler çocuklarını yanlarına alıp rahatça yürüyemiyorsa…
Yaşlılar parkta huzur içinde oturamıyorsa…
Anneler çocuklarını oynatırken tedirgin oluyorsa…
Ortada ciddiye alınması gereken bir toplumsal problem var demektir.
Bugün hepimizin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:
Bu şehir kimin?
Bu parklar kimin?
Bu sokaklar kimin?
Elbette hepimizin…
O halde çoğunluğun huzurunu bozan davranışların karşısında sessiz kalmak da doğru değildir.
Sorun sadece emniyetin, zabıtanın veya belediyenin sorunu değildir.
Sorun hepimizin sorunudur.
Çünkü çocuklarımızı sosyal medya büyütüyor.
Çünkü ahlak yerine takipçi sayısı ölçü oluyor.
Çünkü ekranlardan pompalanan içerikler genç zihinleri şekillendiriyor.
Ve biz sessiz kaldıkça bu süreç hızlanıyor.
Konya, Anadolu'nun aile şuurunu en güçlü şekilde yaşatan şehirlerinden biridir.
Bu şehrin ruhu ailedir.
Bu şehrin mayası edeptir.
Bu şehrin gücü birliktir.
İşte bu yüzden yerel yönetimlerin, emniyet birimlerinin ve ilgili kurumların parklarda, mesire alanlarında ve ailelerin yoğun bulunduğu bölgelerde daha etkin denetimler gerçekleştirmesi artık bir tercih değil, ihtiyaç haline gelmiştir.
Çünkü mesele sadece park meselesi değildir.
Mesele yarının Konya'sıdır.
Mesele çocuklarımızdır.
Mesele ailemizin korunmasıdır.
Mevlana Türbesine girişte "Edep Ya Hu!” yazar.
Keşke kalabalıkların olduğu her yere yazabilsek.
Keşke bu şehirde yeni doğan her bireyin bilinçaltına kazıyabilsek.
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
Derviş meşrepli bir başkanın ardından
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Konya’nın Gizli Mimarları
Bir Neslin Kırılma Noktası: İstikamet…!
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
Sultan Selim restorasyonda… Meydan’a mescit talebi
İran Çetin Ceviz Çıktı
8 Mart’ın Hatırlattığı Büyük Hakikat: Veda Hutbesi
Müslümanların Büyük İmtihanı “Ne tarafta yer alacağız?”