KORUNMASI ŞART BEŞ DEĞER VE EBRAR KARAKURT

 

 

İslâm'da korunması zaruri olan beş şey; DİN, HAYAT, AKIL, MAL ve NESİL'dir.

Bunlar evrensel değerlerdir. Hiç kimsenin bu kutsallara saldırma hak ve hürriyeti olamaz.

İnsanın ve insanlığın korumakla görevli olduğu değerlerden birincisi HAYAT VE YAŞAMA HAKKIDIR. İnsan hayatı mukaddestir ve insanlar birbirlerinin hayatını korumakla mükelleftirler.

Korunması şart olan kutsallardan biri de DİNDİR. Hiç kimse dine, dinin kutsal saydığı değerlere saldıramaz ve hakaret edemez. Dine saldırı asla fikir ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.

AKLIN korunması da zaruridir. Akıl; insanı, hayvanlardan ayıran en temel nimettir. Aklı geçici veya devamlı dumura uğratan, akıl ve iradeyi bozan uyuşturucu, içki, v.b.lerinin imalini, satışını devlet yapamaz, bunlara izin veremez. Bu insan hak ve hukukuna tecavüzdür ki; devlet dahi buna mezun ve yetkili değildir.

Muhafazası zaruri olan beş şeyden birisi de MALDIR. Geçmişten günümüze tüm medeniyet ve hukuk sistemlerinde mal ve mülk edinme hakkına ve onun korunmasına önem atfedilmiştir. Hiç kimse malı olmayan bir şeyi zorla veya hile ile edinemez. Aksi halde toplum nizamı diye bir şey kalmaz.

NESLİN KORUNMASI da dini ve evrensel bir kuraldır. Meşru nikâh ile kurulan evlilik dışında yaşanan cinsel birliktelikler meşru görülemez.

LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti) gibi sapıklıklar "kişisel tercih, cinsel yönelim, özel hayat alanı” gibi tehlikeli çarpıtmalarla meşru sayılamaz. Bunlar kişisel hak ve hürriyet kapsamında değerlendirilemez.

Zira toplumun, ailenin ve ferdin temeli iffet ve namustur. Namus ve iffet ,insanı hayvandan ayıran en önemli ve korunması gereken değerlerdendir.

Namus ve iffetini korumayan toplumların hayvanlardan da aşağı hale geldikleri ve rezil hatıralarıyla tarihin mezarlığında yerlerini aldıkları malumdur. Lut kavminin akıbeti ve Pompei'deki taşlaşmış cesetler en güzel ibret vesikaları değil mi?

Bu izahlardan sonra yaşanan bir rezalet ve pespayeliğe değinmeden geçemeyeceğim.

Türk Milli (!) Voleybol takımı oyuncusu Ebrar KARAKURT, eşcinsel olduğunu, birden çok sevgilisi bulunduğunu kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmiyor. NESLİN KORUNMASI dini ve evrensel kuralını hiçe sayıyor.

Bu pisliği gizli yapsa -hadi belki- "günahı kendine” denilebilir. Ama öyle yapmıyor.

Rezilliğini ifşa ediyor. Bu sapıklık belli yazılı, görsel ve sosyal medya organlarınca tüm Türkiye'nin gözünün içine sokulmaya ve sanki toplum ifsat edilmeye, "kişisel tercihe ve cinsel yönelime saygı duyulmalı”, "onun özel hayatı” gibi tehlikeli çarpıtmalarla meşru gösterilmeye çalışılıyor.

Üstelik mükâfat olarak Türk Milli (!) Voleybol takımına seçiliyor. Bayan takım arkadaşlarıyla her ortamda beraber olma, sapıklığını sürdürme ve yeni sevgililer bulma fırsatı verilmiş oluyor.

Daha da üzücü olanı ise, % 99'u Müslüman olan sek sen beş milyonluk bir toplumdan -birkaç cılız tepki dışında- hayat pahalılığına gösterilen tepkinin yüzde biri kadar bir tepkinin olmaması.

Bir toplum için en büyük tehlike, kutsallarına yapılan saldırılara tepkisiz kalmasıdır.

Zira; saldırı karşısında tepki vermek hayat, tepkisiz kalmak ölüm belirtisidir…


Yazarın Diğer Yazıları