“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Doktora gidersiniz. Şikayetinizi sorar. Muayene eder. Tahlil ve tetkik ister. Sonuçlara göre teşhis koyar. Gerekli gördüğü tedaviyi uygular.
Toplumlara hayat veren değer ve dinamikler vardır. Bunlar yitirilirse toplumlar da hastalanır.
Batı kültürü virüs gibi bünyemize girince, toplumumuz hastalandı. İşte belirtileri :
Batı değerleri tartışılmaz sayıldı. Eğitimde "nasıl" değil "ne" düşüneceğimiz öğretildi. “Hür düşünce” yerine, “tek tip” düşünce dayatıldı. Fikrimizi soran değil, fikir aşılayan dogma bir eğitim verildi.
“ Sevgi, saygı ve sorumluluğa dayalı ” disiplin yerine “şekli ve korkuya dayalı” disiplin aşılandı.
TV ve internetin kölesi oduk. Çocuklarımıza yeterince ilgi /sevgi gösteremedik. Onlara biz değil, sokak ve internet yön verdi. İnternetten bulunan sevgililer yüzünden yuvalar yıkılır oldu.
Boşanmalar arttı. Dul kalan kadınların geçim gailesinin istismarı sonucu ahlaki zaafiyet oluştu.
Elektronik ve plastik zincirler (kredi kartları) ile bağlandık. Gelirinden çok harcayan tüketim çılgınları olduk. Bankalar, borçluları faiz belası ve kredi bataklığında boğdu. Tefeciler türedi. İntiharlar arttı.
Menfaat veya sunulan boş idealler uğruna, birilerine sorgusuz itaat eden köleler olduk.
Körüklenen menfaat ve para hırsıyla, insani değerlerimizi unuttuk. Mal hırsı hayatımızı kuşattı.
Selamlaşmaz, birbirimizi yeterince sevmez hale geldik. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” bilincini yitirdik. Akraba, dost ve esnaflar madden-manen yardımlaşma ve dayanışmayı unuttu.
Anlayış ve hoşgörü, yerini dayatma ve ötekileştirmeye bıraktı. Takdir değil, tenkit önceliğimiz oldu.
Davranışlarımıza sevgi / uzlaşı değil, korku / kavga kültürü yön vermeye başladı.
Şans-talih oyunlarına ( toto, loto, kazı-kazan, iddia v.s ) umut bağlar hale geldik.
Yirmi kişiden biri uyuşturucu bağımlısı oldu. İçki tüketimi had safhaya ulaştı.
Cinayet, hırsızlık, gasp v.b. suçlar ve suçlu oranları arttı. Rüşvet ve torpil yaygınlaştı.
Doğruları söylerken mangalda kül bırakmayan, ama söylediklerini yapmayan iki yüzlüler olduk.
Görev ve sorumluluklarının bilincinde olmayan bir toplum haline geldik.
Toplumun bu rahatsızlıklarının tedavi yolları da var tabii ...
Fatih Sultan Mehmet'in çağdaşı bir medeniyet tarihçisi, Çin, Hint, Rus Medeniyetlerini incelemiş; Osmanlı'ya gelmiş. Bakmış ki adliye çok ıssız. Üç yüz bin nüfusuna rağmen İstanbul'da tek adliye olduğunu öğrenince çok şaşırmış. Nedenini sormuş. Baş kadı: “İstanbul'da üç yüz bin BİR adliye var. Biri burası. Kalanı müslümanların vicdan mahkemeleri. Biz vicdanların çözemediği ihtilaflara bakarız” deyince; Tarihçi hükmünü vermiş: “Mahkemeler işsiz, hapishaneler ıssız ise toplum sağlıklı, değilse hastadır.”
İstanbul'da Avrupa'nın en büyük adliyelerini yapmakla övünmeyelim; üzerinde kara kara düşünelim.
Adliyelerin iş yükü inanılmaz boyutlarda. Milyonlarca dosya Yüksek Yargı'da incelenmeyi bekliyor.
Cezaevleri ağzına kadar doldu. Ceza ve cezaevleri “suçluları ıslah amacını” gerçekleştiremedi. Aksine; suç örgütlerinin eleman devşirdiği, suçluların bilendiği yerler oldu. Devlet mahkuma iş bulamadı. Tahliye olunca ona suç örgütleri iş buldu.
Allah korkusunu ve üzerine kurulan vicdan mahkemelerini “gökten inen dogmalara (!) inanmayız” diyerek yıktılar. Topluma kısır batı dogmalarını dayatanlar, şimdi adliye ve cezaevi yapmaya yetişemiyorlar.
Devleti ve yetkilileri düşünmeye, direkleri Allah korkusu olan vicdan mahkemelerini yeniden kurmaya davet ediyorum...
Aksi halde Aziz Milletimizin hesabını, tarih ve Mahkeme-i Kübra önünde veremezsiniz...!
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İSRAİL’İN NİL’DEN FIRAT’A HAYALİ
AVRUPA BİRLİĞİ VE NATO CAN ÇEKİŞİYOR.
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
PKK/YPG/SDG ÇÖP OLDU
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
DÜNYA DÜZENİNİN ÇİVİSİ ÇIKTI.
ÖZGÜR ÖZEL FETVA VERİRSE…