Tasavvuf, Tarikat ve Şeriat Dengesinde Bir Duruş-5-
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
Çip kavgası İran savaşını öne mi çekti?
SAYGIYI KAYBEDEN TOPLUMUN GELECEĞİ OLUR MU?
Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
SEÇİMİM BENİM
BU FUTBOL DEĞİL, ADALET TARTIŞMASI
PAYİTAHTA RUH VERENLER
Müzebzeb
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
8 Mart’ın Hatırlattığı Büyük Hakikat: Veda Hutbesi
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Doktora gidersiniz. Şikayetinizi sorar. Muayene eder. Tahlil ve tetkik ister. Sonuçlara göre teşhis koyar. Gerekli gördüğü tedaviyi uygular.
Toplumlara hayat veren değer ve dinamikler vardır. Bunlar yitirilirse toplumlar da hastalanır.
Batı kültürü virüs gibi bünyemize girince, toplumumuz hastalandı. İşte belirtileri :
Batı değerleri tartışılmaz sayıldı. Eğitimde "nasıl" değil "ne" düşüneceğimiz öğretildi. “Hür düşünce” yerine, “tek tip” düşünce dayatıldı. Fikrimizi soran değil, fikir aşılayan dogma bir eğitim verildi.
“ Sevgi, saygı ve sorumluluğa dayalı ” disiplin yerine “şekli ve korkuya dayalı” disiplin aşılandı.
TV ve internetin kölesi oduk. Çocuklarımıza yeterince ilgi /sevgi gösteremedik. Onlara biz değil, sokak ve internet yön verdi. İnternetten bulunan sevgililer yüzünden yuvalar yıkılır oldu.
Boşanmalar arttı. Dul kalan kadınların geçim gailesinin istismarı sonucu ahlaki zaafiyet oluştu.
Elektronik ve plastik zincirler (kredi kartları) ile bağlandık. Gelirinden çok harcayan tüketim çılgınları olduk. Bankalar, borçluları faiz belası ve kredi bataklığında boğdu. Tefeciler türedi. İntiharlar arttı.
Menfaat veya sunulan boş idealler uğruna, birilerine sorgusuz itaat eden köleler olduk.
Körüklenen menfaat ve para hırsıyla, insani değerlerimizi unuttuk. Mal hırsı hayatımızı kuşattı.
Selamlaşmaz, birbirimizi yeterince sevmez hale geldik. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” bilincini yitirdik. Akraba, dost ve esnaflar madden-manen yardımlaşma ve dayanışmayı unuttu.
Anlayış ve hoşgörü, yerini dayatma ve ötekileştirmeye bıraktı. Takdir değil, tenkit önceliğimiz oldu.
Davranışlarımıza sevgi / uzlaşı değil, korku / kavga kültürü yön vermeye başladı.
Şans-talih oyunlarına ( toto, loto, kazı-kazan, iddia v.s ) umut bağlar hale geldik.
Yirmi kişiden biri uyuşturucu bağımlısı oldu. İçki tüketimi had safhaya ulaştı.
Cinayet, hırsızlık, gasp v.b. suçlar ve suçlu oranları arttı. Rüşvet ve torpil yaygınlaştı.
Doğruları söylerken mangalda kül bırakmayan, ama söylediklerini yapmayan iki yüzlüler olduk.
Görev ve sorumluluklarının bilincinde olmayan bir toplum haline geldik.
Toplumun bu rahatsızlıklarının tedavi yolları da var tabii ...
Fatih Sultan Mehmet'in çağdaşı bir medeniyet tarihçisi, Çin, Hint, Rus Medeniyetlerini incelemiş; Osmanlı'ya gelmiş. Bakmış ki adliye çok ıssız. Üç yüz bin nüfusuna rağmen İstanbul'da tek adliye olduğunu öğrenince çok şaşırmış. Nedenini sormuş. Baş kadı: “İstanbul'da üç yüz bin BİR adliye var. Biri burası. Kalanı müslümanların vicdan mahkemeleri. Biz vicdanların çözemediği ihtilaflara bakarız” deyince; Tarihçi hükmünü vermiş: “Mahkemeler işsiz, hapishaneler ıssız ise toplum sağlıklı, değilse hastadır.”
İstanbul'da Avrupa'nın en büyük adliyelerini yapmakla övünmeyelim; üzerinde kara kara düşünelim.
Adliyelerin iş yükü inanılmaz boyutlarda. Milyonlarca dosya Yüksek Yargı'da incelenmeyi bekliyor.
Cezaevleri ağzına kadar doldu. Ceza ve cezaevleri “suçluları ıslah amacını” gerçekleştiremedi. Aksine; suç örgütlerinin eleman devşirdiği, suçluların bilendiği yerler oldu. Devlet mahkuma iş bulamadı. Tahliye olunca ona suç örgütleri iş buldu.
Allah korkusunu ve üzerine kurulan vicdan mahkemelerini “gökten inen dogmalara (!) inanmayız” diyerek yıktılar. Topluma kısır batı dogmalarını dayatanlar, şimdi adliye ve cezaevi yapmaya yetişemiyorlar.
Devleti ve yetkilileri düşünmeye, direkleri Allah korkusu olan vicdan mahkemelerini yeniden kurmaya davet ediyorum...
Aksi halde Aziz Milletimizin hesabını, tarih ve Mahkeme-i Kübra önünde veremezsiniz...!
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İSRAİL’İN NİL’DEN FIRAT’A HAYALİ
AVRUPA BİRLİĞİ VE NATO CAN ÇEKİŞİYOR.
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
PKK/YPG/SDG ÇÖP OLDU
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
DÜNYA DÜZENİNİN ÇİVİSİ ÇIKTI.
ÖZGÜR ÖZEL FETVA VERİRSE…