Uluslararası Rezerv Düzeni Yeniden Şekilleniyor
KANAYAN YARAMIZ URUMÇİ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor- 2
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
Özbekistan’da Müstakilliğin/Bağımsızlığın 35. Yılı Münasebetiyle Etkinlikler Yapılıyor: “Tek Vatan, Tek Halk”
İSLÂM İLE İNSAN ARASINDAKİ BÜTÜN ENGELLERİ KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
ÇÖKEN BATI GÜVENLİK MİMARİSİNDEN KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİNE GİDEN YOLUN KÖPRÜ BAŞI TÜRKİYE...
HADSİZLİK
MİZAHIN MİZANI
FASÜLYE Mİ NOHUT MU???
Yüksek Sesle Konuşmak ve Kötü Kokmak Caiz mi?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Dünyanın kilit taşı adalettir.
Adaletin iki ayağı vardır: Düşünce özgürlüğü ve istişare.
Herkesin serbestçe fikirlerini ifade edemediği ve işlerin ehil insanlarla istişare edilmediği toplumlarda adaleti asla tesis edemezsiniz.
Bir ülkenin, milletin, toplumun gelişmesinde en temel ihtiyacımız muhalif ve farklı fikirlerin rahatlıkla ifade edilebilme ortamının tesisidir.
Hz. Peygamber(s.a.v.) sahabelerini bu konuda teşvik etmiş ve itiraz edebilme imkanını ve cesaretini sonuna kadar tanımıştır.
Sahabeler kendi fikir ve düşüncelerine uygun bulmadıkları konularda önce vahiy olup olmadığını sormuşlar sonra itiraz cümleleri kurmuşlardır.
4 Halife döneminde de bu fikir ve düşünce özgürlüğü devam etmiştir. Hz. Ömer(r.a.) gibi kişilik olarak celalli bir devlet başkanına toplum içinde bir kadın itiraz etmiş ve Hz. Ömer(r.a.) kadını dikkatle sonuna kadar dinlemiş ve "kadın isabet etti, Ömer hata etti” demiş ve hanımefendiyi takdir etmiştir.
Hz. Adem'le başlayan, 123.999 peygamberle bir kıvama getirilmiş ve Hz. Peygamber(s.a.v.) ile tamamlanan İslam'a sokulan en büyük bid'at olan saltanat, adaletin iki ayağı düşünce özgürlüğü ve istişareyi kaldırmış ve sonuçta adalet değil zulüm üretmiştir.
İslam'ı anlamaya ve yaşamaya çalışan her insanın H.z. Peygamber ve 4 halife ve hz. Hasan(r.a.) ile tamamlanan 30 yıl ile sonrasında başlayan Emevilerin oluşturduğu "ısırıcı saltanat” dönemini ayırmalıdır.
Habil'le başlayan hilafet ile Kabil'le başlayan saltanat hep mücadele halinde olmuşlardır.
124.000 Peygamber hilafet sancağını taşırken, Kabil ve torunları saltanat sancağını omuzladılar.
30 yıllık hilafet döneminden sonra Bizans'tan kopyaladıkları saltanatı kurumsallaştıran Emeviler hayatın bütün alanlarında İslam'ın fıtrata uygun, adil sistemine zarar vermişlerdir.
İslam'a aykırı kurdukları bu sistem özellikle engellemeye çalışan ehli beyte, genelde ise Müslümanlara yönelik büyük zulümlere imza attıktan sonra 89 yıl gibi devletler için çok kısa kabul edilen bir sürede yıkılmışlardır.
Peki biz Emevilerin Kabil'in mirası saltanat üzerinden İslam toplumuna soktukları virüsleri ne kadar temizleyebildik?
Bu gün İslam aleminin en acil ve zaruri işi budur.
Kur'an-ı Kerim ve Sahih Sünnet temel alınarak bütün İslami birikimin taranması ve ciddi bir ayıklamaya gidilmesi gerekmektedir.
Acilen yeni bir zihin ve gönül inşa etmek zorundayız.
1571 İnebahtı'dan beri 448 yıldır yaşadığımız yenilgi ve travmalara son vermek istiyorsak, önce kendimizi değiştirmek, yenilemek mecburiyetindeyiz.
1526 Mohaç'tan, 1538 Preveze'ye ve özellikle 1538-1571 arasındaki 33 yıla çok dikkat etmek lazım.
1538 ile 1571 yılları arasındaki 33 yılda ne oldu da evire çevire yendiğimiz batı karşısında ağır bir yenilgi aldık ve bu seri devam etti?
Katip Çelebi'yi dikkatle okuyanlar 100 yıl öncesi yaşanan değişimin sonuçlarından bahsettiği için o döneme dair önemli ipuçları bulabilirler.
Tezekkürle elestbezmine kadar geriye, tefekkürler son ölecek insana kadar ileriye bakıp, taakkulla ikisini birbirine bağlayıp, tedebbürle bugün tedbirler almak zorundayız.
Tezekkür, tefekkür, taakkul ve tedebbürün bize gösterdiği yol düşünce özgürlüğü ve istişare ayakları üzerinde adaletin hakim olduğu toplum ve onların kurduğu devletler, bu ilkeler üzerinde durdukça yaşamışlar.
Her Cuma hutbesinde ilk ikaz adalet üzerinedir.
Zira adalet birey, toplum veya devletin mülkünün temelidir.
Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır.
Küfür devam eder ama zulüm asla!
O halde sağımıza solumuza bakmadan önce ailemizde, sonra mahalle ve şehrimizde düşünce özgürlüğü ve istişare ayakları üstünde adaleti tesis edelim.
Edelim ki adalet iki cihanda elimizden tutsun ve ışık hızıyla dünya ahiret cennetine kavuştursun bizleri.
Adalet, düşünce özgürlüğü ve istişare bir bu topraklarda doğdu, gelişti, doğuya batıya buralardan yayıldı. Ama 1500'lerden itibaren bu değerleri ihmal ettik, israf ettik ve kaybettik!
Değerlerimizi buralarda kaybettiğimiz yerlerde arayıp bulup, yeşertmek zorundayız.
Aksi takdirde kendi mahallemizde kaybettiğimiz gerçekleri 300 yıldır yaptığımız gibi batıda, farklı ve yanlış adreslerde aramaya devam ederiz.
Yüksek Sesle Konuşmak ve Kötü Kokmak Caiz mi?
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
Yardım Değil Destek!
Hey Gidi Günler Hey!
Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
İki Ayetle İman ve Salih Amel
İçimizdeki Putlardan Ne Haber?
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?