Konyaspor bina okur döner döner bir daha okur!
Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
İnsanların en yücesi, en seçkini, en mükemmeli Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz'dir . O, insanların en incesi, en naziği idi. O'nun bütün işlerinde bir nezaket ve incelik ölçüsünü dikkatle gözettiğini görmekteyiz. Ev içinde, sokakta, eğitirken, yönetirken, savaşırken, ikna ederken .. hep bu inceliği yaşatmıştır.
Çocukları dikkatle dinlemek, fakir ve garibanların , köleler ve cariyelerin sofrasına oturmak, sadaka vermeyi soyluca yapmak, yanındaki insana kendisini dünyanın en önemli insanıymış gibi hissetmesini sağlayacak hürmeti göstermek, kendisine seslenen kimseye bütün vücuduyla yönelmek ... bunların hepsi O'nun insan olma sanatının ürünleridir.
Allâme Nebhanî , O'nun özelliklerini Hz. Ali r.a.' ın dilinden şöyle aktarır:
Allah Rasulü s.a.v. daima güler yüzlü, yumuşak tabiatlı idi.
Önüne geleni ayıplamaz, ağız dalaşına girmezdi.
Hoşuna gitmeyen bir şey olursa görmezlikten gelir, kendisine umut bağlayanı hayal kırıklığına uğratmazdı.
Ashabıyla otururken onların güldüğüne güler, onların hayret ettiğine hayret ederdi.
Bir meclise vardığında boş bulduğu yere oturuverirdi.
Dünya ve dünyalık için kızmazdı. Nefsi için kızmaz, şahsi meselesi için yardım istemezdi.
Hz. Aişe r.a. validemiz de şöyle söylemiştir:
Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, bilakis affeder ve iyi davranırdı.
Yine sahabeler , O'nun, birinin bir hatasını düzeltmek istediğinde şahsı muhatap alarak onu insanların içinde mahcup etmediğini, aksine herkesi muhatap alan öğütler verdiğini bildirmişlerdir.
İmam Şaranî k.s. aktarıyor:
Fakir, düşkün ve hizmetçilerle birlikte yemek yerdi. Onların rahat etmesi için elinden geleni yapardı. Şöyle derdi: Bir hatasından ötürü özür dileyen kardeşinin -bir daha aynı hatayı işlese de işlemese de- özrünü kabul etmeyen havzıma gelmesin.
Bir şahıs elini tuttuğunda o şahıs bırakana kadar elini çekmezdi.
Yine O şöyle buyurmuştur: “Mümin, başkasıyla hoş geçinen ve kendisiyle hoş geçinilen kişidir. İnsanlarla güzel geçinmeyen ve kendisiyle güzel geçinilmeyen kimsede hayır yoktur.” (Ahmed b. Hanbel)
'Kendisine seslenen kimseye bütün vücuduyla yönelmek' sosyal sünnetini kısaca anlatarak diğerlerini okuyucularımın anlayışına havale etmek isterim.
Peygamberin bu davranışı fiziki olarak insanlara verdiği değerin , nezaketin , letafetin zirvesi olduğu gibi aynı zamanda yöneldiği bir konuya bütün benliğiyle eğilmesi , o konuyla içten ve samimi olarak ilgilenmesi ve mutlaka çözüm bulmasıdır.
Peygamber bu açıdan mükemmel bir örnektir. Sürekli sorunları , problemleri tekrarlayan değil , dile getirilen her konuyu anında masaya yatıran ve çözüm yollarını -bizzat kendisi çözümün merkezinde olmak üzere- ortaya koyan bir rehberdi.
'Ben zina etmek istiyorum' cümlesiyle evlenemediğini Peygamberine çarpıcı bir şekilde ifade eden sahabesine derhal ve bizzat kendisi dünür-başı olarak evlendiren bir çözüm yaklaşımına sahipti.
Bu gün problemlerimizi özellikle sorumluluk mevkiindeki insanlarda dahil ne kadar çok tekrar ediyoruz. Bunun en temel sebebi konulara gerektiği kadar eğilmemek , önemsememektir. Oysa konuya sünnete uygun olarak tam anlamıyla yönelsek bir problem yıllarca tekrar tekrar konuşulmaz.
Peygamber 23 yıl boyunca önem sırasına göre toplumun tüm problemlerine tam anlamıyla yönelmiş ve tümünü kıyamete kadar insanlığa örnek olacak çözüm modelleri ortaya koyarak çözmüştür.
Ümmeti olarak bizlere düşen vazife ise ; onu hakiki anlamda tanımak , anlamak , yaşamak ve anlatmaktır.
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü”
“Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek
Meşruiyetin Olmazsa Olmaz 3’lüsü
Dinle Neyden/Gönülden
Mevlana, Hoca Efendi ve Diğerleri…