Uluslararası Rezerv Düzeni Yeniden Şekilleniyor
KANAYAN YARAMIZ URUMÇİ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor- 2
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
Özbekistan’da Müstakilliğin/Bağımsızlığın 35. Yılı Münasebetiyle Etkinlikler Yapılıyor: “Tek Vatan, Tek Halk”
İSLÂM İLE İNSAN ARASINDAKİ BÜTÜN ENGELLERİ KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
ÇÖKEN BATI GÜVENLİK MİMARİSİNDEN KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİNE GİDEN YOLUN KÖPRÜ BAŞI TÜRKİYE...
HADSİZLİK
MİZAHIN MİZANI
FASÜLYE Mİ NOHUT MU???
Yüksek Sesle Konuşmak ve Kötü Kokmak Caiz mi?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
(Allah cemildir , cemali sever=İnnellahe cemilun ve yuhibbul cemal)
Dinlerin insanlık tarihindeki medenileşme sürecinde en önemli ve başat etken olduğu inkar edilemeyen bir gerçektir. Peygamberler yaratıcılarının kendilerine öğrettiği güzellikleri bizzat yaşayarak içinde doğdukları toplulukları eğitmişlerdir.
Bedeviyetten hadariyete , köylülükten medeniyete insanlık Peygamberlerin rehberliğinde seyahat etmiştir.
Bu sebeple ‘PEYGAMBER ‘ŞEHİR’ , ŞEHİR ‘MEDENİYET DEMEK’ başlıklı yazımızda ‘‘Ben ilmin şehriyim Ali onun (ilim) kapısıdır ,ben ilmin şehriyim Ömer onun (adalet) kapısıdır , ben ilmin şehriyim Ebu Bekir onun (iman) kapısıdır , ben ilmin şehriyim Osman onun (haya-edep) kapısıdır.’Peygamber ‘şehir’ , şehir ‘medeniyet’ demektir. Bir insan İslam’ı tam anlamıyla yaşıyorsa o ‘şehir’ dir , ‘medeniyettir-medinedir’. 25 milyonluk bir kent İslam orda yaşanmıyorsa ‘şehir’ değildir. İslam adına konuşan herkes kametine,kalitesine,yaşantısına göre şehre (peygambere) davet eden bir kapı ya da penceredir. Ama merkezde ‘şehir’ yani ‘peygamber’ olmalıdır.’ İfadeleriyle medeniyet-şehir bağlantısına dikkat çekmiştik.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinliklerinin “Ramazan’da Huzur Sohbetleri”nin ikincisinde “İbadetlerin Estetik Boyutu” konuşuldu. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Prof. Dr. Ramazan ALTINTAŞ; “Müslüman yaptığı her amelde samimi olmalı ve estetik kaygısı gütmelidir” dedi.
Mübarek Ramazanda ve diğer zamanlarda yaptığımız ibadetlerin estetik yönünün de önemli olduğunu belirten Altıntaş, camide kılınan namazlarda safların sık ve düzgün olma kavramının bile bambaşka ahenkleri çağrıştırdığını kaydetti. Cami cemaatinin uyum içinde kıldıkları bir vakit namazın bile biz farkında olmasak da yabancı bir insanın dikkatini çekebildiğini ve etkileyebildiğini söyleyen Altıntaş, İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında tuttuğumuz orucun sadece mideye yönelik bir ibadet olmadığını, Ramazanın göze, dile ve ele de hitap ettiğini, topyekûn bir ahlâk olgunlaştırma projesi olduğunu belirtti.
Altıntaş; “kuşlar bile gökyüzünde, önlerinde imamları, önderleri olduğu halde belli bir nizam ve intizam içerisinde, estetik ve güzellik ölçüsünde hareket ederler. Bütün ibadetlerin insanda ahlâkî anlamda, ruh boyutunda iyi insan, güzel insan yetiştirme, dönüştürme bağlamında mutlaka etkisi vardır ve olmalıdır. İslâm, güzel insan, iyi insan yetiştirme projesidir. İslâm’ın bütün emir ve yasakları, insanı iyi ve güzel amelleri eyleme dönüştüren bir varlık haline getirme projesidir. İmam Gazali; “kaliteli Müslümanlık, salt namaz ve oruçta değil; ahlâkî değerlerin temsilinde ortaya çıkar” der. Güzel ahlâk, ikili ilişkilerde kendini gösterir. Tek başına bir Müslümanlık bir şey ifade etmez. İbadetlerde samimi olunmalı, gösterişten, riyadan kaçınılmalıdır. Ahiret ameliyle dünya menfaati gözetilmemelidir. Çünkü bu aynı zamanda gizli şirktir, Allah’a ortak koşmaktır. Müslüman, saçından tırnağına, ev tefrişine varıncaya kadar nezaket, zerafet, temizlik ve güzellik içinde olmalıdır. Çünkü Müslüman aynı zamanda dâî’dir, dâvetçi’dir. İslâm’ın bir temsilcisidir. Fizikî varlığıyla diğer insanlar üzerinde olumlu bir etki meydana getirmek için de gayret sarf etmesi gerekiyor. İbadetlerimiz bizleri güzel ahlâkla ahlâklanmaya dönüştürmüyorsa, tekamül ettirmiyorsa, itikadımızda bir arıza var demektir. Öyleyse önce itikadımızı sağlamlaştırmalı, sağlam bir inanç ve tevhit yapısına ulaşmalıyız. Yaptığımız ibadetlerin farzını, vacibini, sünnetini, ruhanî bütünlüğünü, ruh boyutunu, mânâ yönünü birlikte harmanlayarak yerine getirmeliyiz ki; beklediğimiz ahlâk güzelliği ortaya çıkabilsin.” Dedi.
Bu gün onca tarihi zenginlik ve derinliğine rağmen biz Müslümanlar İslam’ın bu estetik yönünü yeterince hayatımıza taşıyamıyoruz. Fert fert her Müslüman ibadetinden yiyip içmesine , oturup kalkmasına , konuşmasına kadar hayatının tüm anlarında ‘Allah’ın güzel (cemil) olduğunu ve güzeli (cemal) sevdiğini unutmadan ona layık kul olmak için cemil-cemal sahibi olmalıdır. Bu fazilet değil bir zorunluluktur.
Yüksek Sesle Konuşmak ve Kötü Kokmak Caiz mi?
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
Yardım Değil Destek!
Hey Gidi Günler Hey!
Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
İki Ayetle İman ve Salih Amel
İçimizdeki Putlardan Ne Haber?
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?