DOLAR
43,45
EURO
51,25
STERLİN
59,29
GRAM
7.110,17
ÇEYREK
11.678,01
YARIM ALTIN
23.231,98
CUMHURİYET ALTINI
46.317,87
Cemil PASLI
Cemil PASLI
cemilpasli@yenikonya.com.tr
25 Ocak 2026 Pazar günü yayınlandı

Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak

 

Hz. Mevlana; Sühreverdi, İbn Sina, İbn Rüşd, Muhyiddin Arabi, Konevi gibi zirve insanların Kur'an ve Sahih Sünnet'ten damıttığı yüksek hakikatleri "Market kitap” dediğimiz kitabı Mesnevi'ye halkın seviyesine indirmeye çalışmıştı.

O büyük zatlar dünyaya imtihan için indirilen insanın üç alandaki gerilimi yöneterek Sırat'ul Müstakim'i muhafaza edeceğini söylemişlerdi:

1.Kuvve-i Akliye: İfratı cerbeze, tefriti gabavet, vasatı hikmet.

Hikmet: Hakkı hak bilip ona uymak, batılı batıl bilip ondan uzak durmak.

2.Kuvve-i Gadabiye: İfratı tehevvür, tefriti cebanet, vasatı şecaat.

Şecaat: Hakkı ve kendini ilgilendiren konularda cesurdur; gerekirse inandığı hakikatler ve hakkı için canını ortaya koyar; kendisini ilgilendirmeyen şeylere karışmaz.

3.Kuvve-i Şeheviyye: İfratı fücur, tefriti humud, vasatı iffet.

İffet: Helaline şehveti vardır, haramla arasına duvar örer.

Hz. Mevlana kuvve-i şeheviyyeyi halkın anlayacağı şekilde istiare/metafor ile Mesnevi 5. Kitabında özetle şöyle anlatmıştır.

Eşeğin cinsel aleti insandaki nefis/şeheviyye olarak tasvir etmiş; onun helal dairesini çizen ve sınırlayan İslam prensiplerini ise "kabak metaforu” ile aktarmıştır.

O metaforda; evdeki halayık/hizmetçi kadın dünyada kulluğu kabul edip efendisi Allah (c.c.)'ın rızası doğrultusunda kabağı/İslam kurallarını benimseyen; ev sahibesi ise cehalet ve şehvetinin gözünü kör etmesinden kabağı/İslam prensiplerini reddeden ve nefsin/şehvetin taleplerinden "sınırsız” istifade etmek isteyen gafil kimsedir.

Sonuç: Biri ölçülü olarak mutlu mesut hayatına devam ederken diğeri nefsine mağlup olarak kan revan içinde kalmıştır.

Öyle ise Mevlana'nın Mesnevi 5. Defterinde anlattığı ve altını çizdiği üzere; kabağa dikkat etmemiz gerekiyor.

Dünyaya ve içindekilere sınırsız ve fazla değer, kesinlikle başımızı yere eğer.

Bu girişten sonra şehvetin en tehlikeli taraflarından birisine; kalemin ve kelamın şehvetine konuyu getirmek istiyorum.

Benim gibi yazıyla uzun süre uğraşanlar bilir; şehvet-i kelâm ve kalem diye bir budalalık türü vardır.

Bir de "nükte yapma, farklı olma, dikkat çekme, kısaca reyting hırsı”.

Yazarlık hayatında elindeki kalemi silah gibi kullanıp, bu iki benlik girdabına düşüp sağa sola acımasızca ateş edenler olur.

Bediüzzaman Said Nursi "ulema reçetesi” dediği Muhakemat kitabının 3. bölümünü "Unsur'ul Belagat” ismiyle kalem ve kelamın ölçülü kullanımına dair usule ayırmış ve calib-i dikkat uyarıyı yapmıştır:

"Lafızperestlik bir hastalıktır; bilinmez ki hastalıktır.”

Kelamcı bir kardeşiniz olarak kelamın ve kalemin şehvetinden korunmak için Hz. Mevlana'nın metaforu ile bizlere tavsiye ettiği kabağı dilinize ve kalemize takın.

Eksozdaki susturucu gibi kabak; kalem ve kelamınıza sınır çizsin, kontrol altına alsın.

Buyrun size bir kelam ve kalem için bir kabak/susturucu/ölçü örneği:

"Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın bir şeyin peşine düşme! (Onunla ilgili kelam etme; konuşma; ona dair kalem kullanma; yazma).

Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o bilgisizce peşine düştüğün/konuştuğun/yazdığın şeyden dünya ve ahirette) sorumlu tutulacaktır.” İsra, 17/36.


Yazarın Diğer Yazıları