Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İstinasız her insanın içeriğinde imtihanın gereği olarak "kin=gıll” yerleştirilmiştir.
Bu "kin=gıl” herkese ve her şeye karşı insanı sürekli zorlayan acımasız bir imtihan aracıdır.
Dünya/ahiret saadet için en çok dikkat edeceğimiz husus bu "kin=gıll”i yönetebilmek, onun kimseye zarar vermemesi için kontrol altında tutmaktır.
Adeta biz bir düdüklü tencere; "kin=gıll” de içimizde kaynayan yemek gibidir.
Tencerenin düdüğü gibi son nefese kadar sabır, itina, teenni ve dikkat ile buharı yöneterek Rabbimizin huzuruna çıkacak olgunluğa kavuşmak için ağır ağır kısık ateşte pişmektir.
Hayatı sadece boyuna değil enine de yaşamak kısık ateşte ağır ağır pişmektir.
"Kin=gıll” bu işlevini tamamlayınca cennette imtihan olmadığı için insandan alınacaktır:
"Biz onların (cennet halkının) göğüslerindeki kin ve nefret duygularını söküp çıkardık. (Şimdi birbirini seven ve hep iyilik düşünen) Kardeşler olarak, cennet koltukları üzerinde karşılıklı (sohbet ve saadet ortamındadırlar).” Hicr, 15/47.
O halde dünyada da cenneti istiyorsak "kin=gill” duygularını düdüklü tencere gibi hapsedip, yumuşak huylu ve tatlı sözlü olmalıyız.
Bu hal Allah'ın kullarının onca isyan ve günahlarına karşı her tür rızıklarını göndererek bizlere gösterdi Rahman ismine mazhariyettir.
70 Sahabesini şehit verdiği, yüzü yaralanıp, dişi kırıldığı Uhud Savaşı'nda açık hatası olanlara dahi kızmayıp, kınamaması Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Rahman ismine ne kadar geniş dairede mazhar olduğunun açık delilidir ve bu tavrı Kur'an-ı Kerim'de övülmüş ve bize de tavsiye edilmiştir:
" (Ey Resul! Uhud gazvesinde olduğu gibi her zaman) Allah'tan gelen merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı. O halde onları bağışla, kendileri için Allah'tan af dile ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et ama karar verince artık Allah'a güven (ve o işi yap). Zira Allah, tevekkül edenleri sever.” Al-i İmran, 3/159.
Daha da ileri gitmiş, bu ağır travmayı tedavi için "Uhud biz sever biz Uhud'u” demiştir.
Aileden topluma, işyerinden Stk'lara tercih edilen, sevilen ve tutulan insanlar yumuşak kalpli, tatlı sözlü, neşeli, güler yüzlü insanlardır.
Eşimiz, çocuklarımız da dâhil her insan için geçerli kural budur:
"İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!” Nuri Pakdil
İnsanın kalbinden tutmak sevgiyle, samimi ilgiyle, emekle, tatlı dille, güler yüzle, sabırla olur.
Su gibi yumuşak, tatlı, çevresine uyumlu olursak rahmete vesile;
Ateş gibi, kızgın, öfkeli, nobran olursak etrafı ve kendimizi yakar, bitiririz.
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Değişim/Eğitim Sabır İster (Kaplumbağa Terbiyecisi Metaforu)
Kabil ve Karga
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
Müzebzeb