Konyaspor bina okur döner döner bir daha okur!
Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
İstinasız her insanın içeriğinde imtihanın gereği olarak "kin=gıll” yerleştirilmiştir.
Bu "kin=gıl” herkese ve her şeye karşı insanı sürekli zorlayan acımasız bir imtihan aracıdır.
Dünya/ahiret saadet için en çok dikkat edeceğimiz husus bu "kin=gıll”i yönetebilmek, onun kimseye zarar vermemesi için kontrol altında tutmaktır.
Adeta biz bir düdüklü tencere; "kin=gıll” de içimizde kaynayan yemek gibidir.
Tencerenin düdüğü gibi son nefese kadar sabır, itina, teenni ve dikkat ile buharı yöneterek Rabbimizin huzuruna çıkacak olgunluğa kavuşmak için ağır ağır kısık ateşte pişmektir.
Hayatı sadece boyuna değil enine de yaşamak kısık ateşte ağır ağır pişmektir.
"Kin=gıll” bu işlevini tamamlayınca cennette imtihan olmadığı için insandan alınacaktır:
"Biz onların (cennet halkının) göğüslerindeki kin ve nefret duygularını söküp çıkardık. (Şimdi birbirini seven ve hep iyilik düşünen) Kardeşler olarak, cennet koltukları üzerinde karşılıklı (sohbet ve saadet ortamındadırlar).” Hicr, 15/47.
O halde dünyada da cenneti istiyorsak "kin=gill” duygularını düdüklü tencere gibi hapsedip, yumuşak huylu ve tatlı sözlü olmalıyız.
Bu hal Allah'ın kullarının onca isyan ve günahlarına karşı her tür rızıklarını göndererek bizlere gösterdi Rahman ismine mazhariyettir.
70 Sahabesini şehit verdiği, yüzü yaralanıp, dişi kırıldığı Uhud Savaşı'nda açık hatası olanlara dahi kızmayıp, kınamaması Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Rahman ismine ne kadar geniş dairede mazhar olduğunun açık delilidir ve bu tavrı Kur'an-ı Kerim'de övülmüş ve bize de tavsiye edilmiştir:
" (Ey Resul! Uhud gazvesinde olduğu gibi her zaman) Allah'tan gelen merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı. O halde onları bağışla, kendileri için Allah'tan af dile ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et ama karar verince artık Allah'a güven (ve o işi yap). Zira Allah, tevekkül edenleri sever.” Al-i İmran, 3/159.
Daha da ileri gitmiş, bu ağır travmayı tedavi için "Uhud biz sever biz Uhud'u” demiştir.
Aileden topluma, işyerinden Stk'lara tercih edilen, sevilen ve tutulan insanlar yumuşak kalpli, tatlı sözlü, neşeli, güler yüzlü insanlardır.
Eşimiz, çocuklarımız da dâhil her insan için geçerli kural budur:
"İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!” Nuri Pakdil
İnsanın kalbinden tutmak sevgiyle, samimi ilgiyle, emekle, tatlı dille, güler yüzle, sabırla olur.
Su gibi yumuşak, tatlı, çevresine uyumlu olursak rahmete vesile;
Ateş gibi, kızgın, öfkeli, nobran olursak etrafı ve kendimizi yakar, bitiririz.
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü”
“Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek
Meşruiyetin Olmazsa Olmaz 3’lüsü
Dinle Neyden/Gönülden
Mevlana, Hoca Efendi ve Diğerleri…