KURBAN VE SADAKAT
EFES-2026 Tatbikatı yerli üretim silahların sergilendiği görsel bir şölen gibiydi
Kadınhanı’nın Manevi Mimarlarından: Karabağlı Mehmet Emin Hoca
OLAYLARDAN DERS ALMIYORUZ!
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
İçimizdeki Putlardan Ne Haber?
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
ÇOCUK KAVGASI DEĞİL TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
Derviş meşrepli bir başkanın ardından
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
ÖZBEKİSTAN: YAŞAYAN EDEBİYAT, YAŞAYAN MİLLET
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Dünyayı, imtihanı, aileyi, vefayı, cemaatin/cemiyetin/ümmetin değerini, kardeşliği, vefayı, dostluğu en güzel anlatan şiirlerdendir "Tut Ellerimden.”
Merhum Abdurrahim Karakoç akıl çeşmesinden akıtıp, gönül imbiğinden süzdüğü dizelerle insan/değer ilişkisinin çerçevesini çizmiş ve muhteşem bir tablo olarak resmetmiştir.
"Sırattan incedir sevda köprüsü,
Beraber geçelim tut ellerimden,
Niyet ak güvercin vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden”
Hz. Peygamber (s.a.v.), Hira mağarasındaki kutlu doğumunun arkasından hemen eşi Hz. Hatice (r.a.) koşmuş ve "tut ellerimden” demiştir.
Eşiyle başlayan halkalara Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve daha sonrasında Dar'ul-Erkam'da yetiştirdiği gençleri eklemiş ve onlara "tutun ellerimden” saadete uçalım demiştir.
Muhatap olduğu kişiye tam anlamıyla Hızır değeri vermiş ve ondaki "irfan” dan sonuna kadar istifade etmiş; dileyen muhatabına da kendisindeki "irfan”ı cömertçe sunmuştur.
Tuttuğu eli, muhatabı salmadığı sürece asla salmamış, O kutlu eli bey'at ederek tutanlardan kısa sürede dünyanın en mümtaz topluluğunu yetiştirmiştir.
Akabe bey'atlarıyla başlayan kardeşlik sözleşmeleri; kadim kan davaları olan Evs ve Hazrec'in barıştırılması ve kaynaşması; Muhacir ve Ensar'ın dillere destan kardeşliği ve Medine Vesikası ile tüm şehrin kardeşliğine uzanmıştır.
Rahmetle kuşanmak ve çevresindeki herkese ve her şeye rahmet olmak böyle bir şey.
Ellerinden tuttuğunuza değer katmak ve ondan değer almak; "li tearafu” sırrı yani.
"Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız ve diğerinizin değerinizden istifade etmeniz için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na en çok saygı ve hürmet göstereninizdir. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.” Hucurat, 49/13.
Rahmet Peygamberi (s.a.v.)'nin bu ilişkisini; O'na samimi ve dürüstçe muhatap olan Ömer bin Hattap üzerindeki etkisini Bedizüzzaman Said Nursi şöyle şiirleştirir:
"Bir nazar-ı peygamber
Birden bire kalb eder
Bir bedevî câhil, bir ârif-i münevver.
Eğer mizan istersen:
İslam'dan önce Ömer,
İslam'dan sonra Ömer.
Birbiriyle kıyası:
Bir çekirdek, bir şecer.
Def'aten verdi semer,
O nazar-ı Ahmedî, o himmet-i Peygamber.”
Ümmeti olarak biz de yağmur gibi rahmet olmak istiyorsak muhatabımıza Hz. Hızır (a.s.) değerini verecek, ondan irfanı alırken bizdeki irfanı da en cömert şekliyle paylaşacağız.
Dünyada İblis'in yetkisi ve etkisi bizim bıraktığımız boşluk kadardır dostlar.
İlim, amel, ihlas ve ihsanla; doldurmadığımız bütün zaman ve mekânlara hükmetmesi için İblis'e müsaade edilmiştir.
Allah'la 7/24 çevrim-içi yaşayan şuurlu ve çevresine rahmet yayan, çevredeki rahmeti kendisine enerji olarak toplayan Müslüman'ın olduğu yerde İblis barınamaz.
Allah'ın inayet ve rahmeti, birbirine kurşunla tutuşturulmuş gibi birbirlerinin ellerinden tutan, gönüllerini birbirine sınırsızca açmış ve akıl terini hep birlikte döken Müslümanların oluşturduğu cemaatin/cemiyetin/ümmetin her daim yanındadır.
Bu rahmet ayından gelin kendimize Kur'an rehberliğinde bir format atalım ve pirüpak doğduğumuz fabrika ayarlarımıza dönelim.
"Kendini pâk tutan, Rabbini anıp namaz kılan elbette umduğuna ermiştir.” A'la, 87/14-15.
"Nefsini pak eden muhakkak umduğuna ermiş, Kendini kirleten kimse de kendine yazık etmiştir.” Şems, 91/9-10.
Aşkın varlığımız, bize şah damarımızdan yakın Rabbimizin uzattığı rahmet ve merhamet elini,
İçkin varlığımız eşimizin şefkat ve meveddet elini,
Taştığımız varlıklar anne/babamız ve taşkın varlıklarımız çocuklarımızın hürmet, bereket ve sevgi dolu ellerini öncelikli olmak üzere;
Dalga dalga açılan sudaki halkalar gibi uzatın elinizi ve tutun yaratılmışların ellerinden.
Nurullah Genç diyor ya; yed-i tûlâ (uzun el) sahibi olmayan insan nakıstır, yarım insandır.
Uzatın elinizi, açın aklınızı ilme, gönlünüzü irfana ki tamam olun!
Haydi!
Uzatın ellerinizi.
İçimizdeki Putlardan Ne Haber?
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Değişim/Eğitim Sabır İster (Kaplumbağa Terbiyecisi Metaforu)
Kabil ve Karga
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
Cevher-Araz/Sünni-Şii