Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
"Var bir yaşanmamışlık sanki özünde, benim içimde ukde kalan” sözü insan psikolojisinde çok önemli bir sendrom olan "oral fiksasyon”u tarif eder.
"Oral fiksasyon” insanın ana vatanı çocukluğunda takılıp kalması, oraya hapsolması, o dönemden ileriye geçememesidir.
Hayat, namaz kılmak gibidir.
Hakiki namaz için tadil-i erkan ne ise, hayat için teenni odur.
Tekbirin, kıyamın, rüku, secde ve tahiyyatı hakkıyla yerine getirirseniz namaz namaz olur.
Hayatımızda böyle…
Damla kendini tamamlamadan nasıl düşmezse, hayatın etaplarında da biri tamamlanmadan diğerine geçilmez.
Geçilirse bir şeyler eksik kalır, noksan kalır, ukdeler oluşur, oral fiksasyon gelişir.
İnsan en az 9 ay anne karnında tamamlanır ve dünyaya düşer.
Dört ayrı ayette Allah tarafından emredilen en az 24 ay annelerin bebeklerini emzirmeleri ve kendileri bırakana kadar anne sütünden kesilmemeleri istenir.
En az 24 ay annesini emen bebek oradan da, şefkatli, merhametli güven dolu kollardan dünyaya düşer.
7 yaşında kadar anne, baba, dede, nine, amca, teyze ve yakın akrabaların katkısıyla kişiliği tamamlanır ve gerçek anlamda hayat yoluna başlamıştır artık.
Çocuk hakkıyla tamamlamadığı ütün süreçler için tam anlamıyla bir bağımlılık oluşturur.
Yaşanmamışlıklar bir ömür boyu insanın geçmişe bağımlı kalmasını sağlar.
O bağımlılıklar anı, günü, zamanı tam anlamıyla anlamasını, yaşamasını engeller.
Ömrün her dakikasında bir kulunç gibi kasar hayatımızı…
O halde hayatımızın her aşamasını namazımız gibi tadili erkanla, teenni ile, her anın hakkını vererek yaşamak durumundayız.
Atladığımız ve ertelediğimiz her şeyin çok daha zor biçimde önümüze çıkacağını unutmayalım.
Çıplak doğup kundağa sarılarak başladığımız, yine çıplak ölüp sadece bir kefene sarılarak ayrılacağımız şu kısa dünya hayatında dua ve niyazımız şu ayet olsun:
"Ve şöyle niyaz et: "Ey Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla! (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar! Katından bana yardımcı bir kuvvet ver!” İsra; 17/80.
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Değişim/Eğitim Sabır İster (Kaplumbağa Terbiyecisi Metaforu)
Kabil ve Karga
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
Müzebzeb